Serçeler keman çalamaz [19 Kasım 2004 Cuma]

Tanıdığım bunca insan arasındaki erkeklerin çoğu ne kadar cahildi!..
Cehalet; bilmezlik, bilgisizlik…
Cahilse; okumamış, öğrenmemiş, toy adam, demek…

Bilgeliklerden nasiplenmemiş olana değil de, kime acıyacaksın?..
…..
Ey adam;
Tavuklar yumurta pişiremez!
Omletle krep arasındaki farkı boşuna anlatıyorsun…
Ey adam;
Serçeler keman çalamaz!
Hüzzamla nihavent arasındaki farkı boşuna anlatıyorsun…

Tavuklar bilgisiz olur mu hiç?..
Serçeler tecrübesiz olur mu hiç?..
Kadınları itham ettiğin müddetçe;
Sana cahil demezler mi hiç?..

Ve bir gün; kara göründü… Kara değildi aslında; “ak”tı bu!..
Çünkü akıyordu zaman, gönüldeen gönüle…
Yani…
Karaları görebilecek kadar uzun değilken hayat… Ben, ve ben gibi ısrarcı, ben gibi düşüncesiz, ben gibi havanda su dövmeye hevesli; bilgelikten nasiplenememiş çok adam, didiniyordu…
Ne için?..
Tavuklara menemen yaptırabilmek, serçelere sol anahtarı çizdirebilmek için!..

Dedim ya; ne çok cahil erkek tanıdım, ben gibi.
Hatta izlerim kalıyordu geçtiğim sokaklarda; çünkü cehalet damlıyordu yürüdükçe, paçalarımdan!..

Hangi adam demiş; serçeler şarkı söyleyemez, diye?..
Hangi adam demiş; tavuklar yumurta yapamaz, diye?..
Hangi adam, henüz anlayamamış; hanımların her yaptığının mükemmel olduğunu?..

Sahiden, bir adam hiç nasiplenememişse bilgelikten, ondan başka kime acıyacaksın?..
…..
Ey adam, ne zaman anlayacaksın tavukların yumurta pişiremeyeceğini, ki onlara omletle krep arasındaki farkı anlatıyorsun… Ne zaman öğreneceksin serçelerin keman çalamayacağını, ki onlara kürdili hicazkar ile saba’nın farkını haykırıyorsun…

Ey adam!
Sen de kadınlar gibi ve en az kadınlar kadar; kadınların her yaptığının mükemmel olduğuna inanmıyorsan henüz…
Sana acımasın da insanlar, kime acısın?..

Stop
Muammer Erkul
19 Kasım 2004 Cuma