Seyir Defteri – 26 Ekim 2008 (26 Ekim veya Zamanın Kırılma Noktası)

 

 

 

 

 


26 Ekim

veya

Zamanın Kırılma Noktası

İnsan, doğduğu günde ne kadar sevinir?
Bilmiyorum… Artık unuttum! Fakat, doğduğum gün, "ben doğdum diye" sevinenler olduğu için seviniyorum.
Bu, harika bir duygu; yani sen doğdun diye birilerinin seviniyor olması…
Elbette yaşadınız sizler de, ama hepinize daha da çoklarını yaşamanızı diliyorum.

 

İnsanın kendi elinde olmayan iki tane tarih var ki, insan yine bu iki tarih arasından sorumlu: Doğduğun gün ve öldüğün gün!
Tanımla deseler; "şaşkınlığın doruk noktası" derim bu gün için!..

İnsanın kırılma noktaları vardır, zamanın kırılma noktaları vardır!..
Bazen de kâinatın koca bir odun gibi sırtında kırıldığını hissedersin, tam da en mutlu olduğunu sandığın gecenin sabahına karşı;
İçinin ilk yanışını hissedersin yine aynı saatte, ilk acemi çığlığını, ilk sıcak gözyaşını…

 

Bir balığın nasıl zıpkın yediğini iyice biliyorum ben; ve nasıl çaresizlikle kıvrıldığını acısının üstüne doğru!..
Vurulmuş bir balık olmanın en tuhaf yanı ise;
..gözyaşının o la ma ma sı !
Bilmez kimse çünkü, bilse göremez, görse anlayamaz, anlasa söyleyemez, söylese dinletemez kendini:
Bir balık ağlayamıyor mudur, yoksa içinde mi yüzüyordur gözyaşlarının?..

Bir sofra konmuştur önüne, evet tatlıdır ama her lokmanın üzerinde hançer tadında biberler!..
Pastanın üzerinde saksı biberleri; doğumun üstünde ölüm haberleri; gülümseyen yanaklardan süzülen gözyaşları!..

 

Sanki doğduğum günden beri biliyordum, ne kadar çok işim olduğunu…
Ve biliyordum bir balkabağının kılıçlarla soyulduğunu!..
….. 
Bilmediğim veya unuttuğum; bir insanın doğduğu günde ne kadar sevindiği?
Fakat, doğduğum gün, "ben doğdum diye" sevinenler olduğu için gerçekten seviniyorum.
Bu, harika bir duygu, çünkü tersi de olabilirdi!

 

İşte okuduğunuz yazıyı bunun için yazdım.
Telefon mesaj kutuma, Ziyaretçi Defterimize veya elektronik postalarıma gelen (ve gelecek) doğumgünü tebrik mesajları burada toplansın diye…
…..
Ve her birinize çok teşekkür ediyorum; yıllardır beni anlamayı seçtiğiniz için, yazdıklarımı anlamlı kıldığınız için, bu uzun yolculuğumda beni yalnız bırakmadığınız için, ve hatta vâr olduğunuz için ve yâr olduğunuz için…
Bana verdiklerinizin, kişiliğime kazandırdıklarınızın kat ve kat fazlasını sizler için diliyorum…
…..
Özet olarak; kalbimdesiniz, dualarımdasınız…
Sevgimle…

M:)

 

 

——————–
İ L A V E :

Bu yazının yorumlarının 27.sinde (3. sayfada) bahsettiğim bir fidan vardı ya… Uzun zamandır peşinde olduğum "İSTANBUL HURMASI" fidanı, yani… İşte onu dikerken çekilen resmim!..
Eklemesek olur muydu hiç bu yazının altına; öyle değil mi?

26ekim08_istanbulhurmas

Aşağıda ise; yanında durduğum (ve arkamda kalanlarla toplam üç tane) ladin çamını da yine 26 Ekim’de dikmiştim, yıllar önce. Şimdi epey büyüdüler.  Onları toprağa dikerken çekilmiş resimleri de bulursam, onları da eklerim buraya…

26ekim_aac

 

 

 

59 yorum

  1. SOLMAZ MI SANDIN

    Güller dalında kalır
    Yıldızlar yerinde durur mu sandın.

    Yarın dediğin, bu günün ertesi
    Gülün soluşuna bir adım yakın.

    Sular hep;
    Son kez akar köprülerin altından
    Köprüler hep;
    Son kez bakar
    Akan sulara…

    Her sabah
    Yeni bir bebek doğurur şafak
    Her akşam defneder
    Kızıl bir kefenle karanlıklara…

    Sen hâlâ
    Bir yarın tutturmuş, taşırsın
    Belki de
    Hiç nasip bile olmayacak
    Keyfini yarınlara…

    Yarın dediğin, bu günün ertesi
    Gülün soluşuna bir adım yakın…

    Güller dalında kalır
    Yıldızlar yerinde sayar mı sandın?
    Keyfince naz etmelerin sırası değil
    Kaşla göz arasındayken
    Ölüm keyfini bekler mi sandın…

    Tut ki
    Bir gün daha uzadı ömrün
    Gül solar;
    Gönüller solmaz mı sandın?..

    Sultan Yürük


    Sanırım bir kırılma noktası da bu şiirimin içerisinde barınıyor…

    Gül idik; bir tomurcukken açıldık, solmaya vakit var mı bilmeden, bu günleri de gördük elhamdülillah…

    Aileniz, sevdikleriniz ve sevenlerinizle birlikte, sağlık ve afiyetler içinde tekrar nice yıllara inşallah sevgili Muammer Erkul.

    50 inci mesaj da bizden bizden olsun istedim.
    Ahirette de Yüce Rabbim cennetinde buluştursun dileklerimle…
    Saygım ve dualarımla selamlar…

    SULTAN YÜRÜK

  2. Author

    Sevgili abim, doğum gününü kutlar;
    Sevdiklerinle sağlıklı, hayırlı, uzun ömür diliyorum (doğum gununu msn ye gelen e-mail den öğrendim, kusura bakma abi biraz geç oldu ama 🙂 )

    ADIYAMANLI AYŞE

  3. Ne kibar insanlar hiç kimse yaşlanıyorsun Muammer amca dememiş… 😀

    Mesela benim aklıma, doğum günü hikayeleri anlatılırken; Muammer abinin bir önceki yaşına kalkanla girdiği hikayesi gelir…
    Pasta yerine kalkan balığını tercih etmiş:D
    Ne kadar manidar…
    Acaba bu sene de kılıç balığı mı? diye ister istemez düşünüyor insan…
    Ama doğruya doğru;
    bazıları on üçünde ihtiyar, bazıları kırk beşinde bahtiyar…
    90’LIK DEDEME HALALARDAN BİRİ DEMİŞ Kİ;
    MEHMED AĞA SEN ÇOK YAŞADIN, ÇOK GÖRDÜN…
    -DAHA NE GÖRDÜK HAY OĞUL DEMİŞ…
    Benimki de laf…
    Muammer abi daha ne gördü ki…
    :D:D:D

    Sonunda beni de biri beğendi, yakında evleniyorum da; başıma vurdu, sevinçtem ne diyeceğimi bilemiyorum!

    DAĞ KÖYLÜSÜ İNSAN HATİCE

  4. Ey pohpohlanmaktan hoşlanan ve içinde kudurmuş köpek yaşayan “ben” kafesi!.. Bilmiyor musun; rüzgâr estiği zaman çöpleri bile havalara kaldırır!..
    Sakın ola kibirlenme!
    Süslü, renkli uçurtmaları yükseklerde tutup bulutlarla yarıştıran kendileri değil; bağlı oldukları iplerdir! Rüzgâra kanıp ipini bırakma! Yele veren; yaban ele vermiş olur kendini!..

    KÜÇÜKDEDEN

  5. İstanbul yetim kalırdı sen olmasaydın… Sen sevmeseydin yedi tepesi birden çöker, masmavi gözleri kapkara kesilirdi!..

    Ş.

  6. Author

    Merhaba,
    Biraz geç oldu, ama iyi ki doğdunuz. İyi ki varsınız…
    Allah yaşamınız boyunca yolundan ayırmasın inşallah…
    Burçlarla ne kadar ilgilisiniz, ne kadar biliyorsunuz bilmiyorum ama ben de bir akrebim…

    ÇİĞDEM/Tiran

  7. Author

    Bir insan güzeline… (Laf atmadan duramadım, istersen sen sil gene:-))

    AKROSTİŞ

    Mahbub oldun bize candan,
    Uzaklıklar elbet fâni…
    Ankara’dan, yahut Van’dan,
    Muhabbete yoktur mâni…

    Masal gibi bir diyârda,
    Erişelim vuslata biz…
    Renk renk güller açar nârda,
    Erir benlik, kalmaz bir iz…

    Râyihanla kokar yerin,
    Kimler duyar, kimler gelir?..
    Usârendir her eserin,
    Lezzetini tadan bilir…

    KARANFİL

    Sevgilerle… 🙂

  8. Neden önemli günler hep ben yokken gelir geçer anlayamam bir türlü…

    Geç kalmışlığın mahcubiyeti mi diyeyim, kaçırmışlığın hüznü mü?.. Bilemiyorum…

    Yeni yaşınız hayırlı olsun…
    Hani bilseydik yaşınızı, ebced harfleriyle boğuşur, hediye kabilinden bir de tarih düşerdik ama… Belirtilmediği için hayırlı, mutlu, bereketli nice seneler temennileriyle yetiniyoruz…

    Rabbim kaleminize kuvvet versin, ve bundan sonraki yaşamınızda da velüt bir şahsiyet olasınız inşallah…

    Sevgilerle…

    ZİŞAN

esk.ayşe için bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir