Seyir Defteri – 31 Aralık 2011 (Kartpostal… ;)

.

Eskiden okul kitaplarında, dergilerde filan; yeni gelen ve çıkan iki senenin devir teslimini karikatürize ederlerdi.
Üzerinde yeni yılın ismi yazılı güzel ve küçük bir çocuk, neşe içinde ve hoplaya zıplaya gelir…
Biten sene ise tam zıddı bir görüntüyle çizilirdi:
Sırtına vurduğu kocaman ve yamalı bir çuvalla yürüyen, yorgun, üzgün, yaşlı bir adam…

Hatırladınız değil mi?

Bakın bakalım şu aşağıdaki görüntü size de o eski yılı, çıkan seneyi, giden yaşlı adamı hatırlatıyor mu?
:)))

Lütfen şu görüntüye dikkat ediniz; pala bıyıkları sarkmış ve çenesindeki sakalları bembeyaz olmuş…
Kaşlar uzayıp birbirine dolaşmış…
Burun, yara beri içinde, sayısız tırnak yemiş…
Sağ kulağın tam ortasında bir kaç delik var ve bu diş izleri kulak kepçesinin dik durmasına mani oluyor. Fakat eğik duran kulağı, ona fesini yana itmiş bir külhanbeyi edası da veriyor…
Şimdi de lütfen şu sol kulağa bakın.
Bir korsan palası gibi, sanki vuruşmaktan testereye dönmüş. Her ısırılışta çekilerek sivri dişlerden kurtarılan bu kulak, sahibine eskilerde yaşamış usturalı mahalle kabadayaları görüntüsü veriyor.
Şu surat, bu yayla gibi yanaklar ve ulu bir dağ gibi geniş alın; "bana toslayan dağılır", diyor sanki!..
Ve sonn derece sakin.
Yoksa bu sükunet; "buraların kargaşasını söndüren adam benim", demeye mi geliyor?

Merak ettiniz mi, kimdir bu eski yılın portresi gibi olan koca kedi?..
Anlatayım efendim :)))

Her senenin son günleri, babamları Kuzuluk’taki devremülke getirir, ben de bir kaç gün burada kalırım.
Ve her sene, pencerenin önüne aynı koca şey gelip, hoşgeldin der…
Her nasıl olursa; o dar pencere aralığından, içeride ne piştiğini, hangi yemekten ne kadar kaldığını ve hatta kendisi için ne kadar pay ayrıldığını bile anlar!

Öyle tecrübeli ve işin uzmanıdır ki, kendisiyle ilgilenen kimselerin surat ifadelerini bile taklit eder!


.

.

.

.

.

İsmi mi ne?..
Bilmiyorum ki…
Ya da ne olsun, var mı isim teklifiniz?..
Her sene geldikçe öyle çağırırız…

😉

——————

3 Ocak 2012 Salı gününün gecesi yapılan
İLAVE

Bu Seyir Defteri dosyamızın ismi "Eski yılın portresi" idi…
Turgutlu’da yaşayan benim bıcır bıcır, şeker mi şeker Sela annem bu koca kediye "ismini" koyduğu zaman, hemen değiştirdim…
Kartpostal :)))
Bu kadar yakışan bir isim bulunamazdı inanın, bu koca kediye…
Tam oturmuş, çok yakışmış…
Kuzuluk ikinci kısmın güvenlik kapısı/kulübesi yanından düz bakınca taa en uzakta görülen sondaki blok etrafında dolaşan sarı kedinin ismi bundan böyle KARTPOSTAL‘dır :)))
Bu kadar mı uyar, her manayı bulunduruyor içinde…

Son oturduğum yerde kalan terlikleri bile, ben giydim diye üç dört gün yerinden oynatmayan, kimseye dokundurtmayan, canım Sela anneciğim, ellerinden öperim…
Kartpostal da sana "miyaaavv"der, emin ol…

Yakında tekrar göreceğim Kartpostal’ı,
ve senin için besleyeceğim…

M:)



4 yorum

  1. Çok güzel bir betimleme yazısı olmuş, sanki kedi yanımdaymış gibi hissettim 🙂

    E.S

  2. Ne kedi,
    ne de kuzuluk evinde pimapen camlarından içeriye giren ışığın artan sıcaklığı… Hiç biri!
    Parmağındaki gümüş alyans,
    Yüzündeki nurani tebessüm,
    Kadifemsi beyaz sakalı…
    Nazarı hissi mi bağlayan…
    Babanız….

    Güllaç

  3. Maşallah maşallah…
    Allah nazarlardan saklasın.
    Dualarını bekleriz…

    esk.ayşe

  4. Sela Anne adına klavyeyi kullanıyorun 🙂

    Gecenin bu vakti Sela Anne (bizim yönlendirmelerimizle ama kendi eliyle ve yüreği ile) siteye giriş yaptı 🙂
    Oğlunun fotoğraflarını seyretti…
    Muammer Oğluna dua etti.
    “Sadece fotoğraflarından sevmeye imkan kaldı” diye, kulaklarını çınlattı :))
    Pisi pisiye de “Kartpostal” ismini koydu…

    Bizden de selam olsun.
    (Mustafa ve Tuba)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir