Mektuplar, edebiyatın bir dalıdır. Son dört yüz yıldır en fazla okunan ve kıymeti her gün artmış, kıyamete kadar da her gün artacak olan mektuplar ise İmam-ı Rabbanî hazretlerine aittir. Geçen hafta “ezan” hakkında birkaç cümlesini aktarmıştım. Bu gün de “tesbih”lerden birine tutuldum ve söylemezsem benden hesap sorarsınız sandım. Üçyüzyedinci mektupDevamı

Mahmut Amcaa, özledim seni! Özellikle bu ay hemen her gün meyvelerini yediğimiz hurma ağaçlarından bir kısmının erkek ve bir kısmının da dişi olduğunu biliyor muydunuz? Dinleyin: Erkek ağaç dişi tarafına eğilmektedir. Erkek ağaçtan bir madde dişiye gelmeyince, dişide meyve hâsıl olmaz. Gerçi bütün nebâtlarda bu iki organ vardır ve fekondasionDevamı

Karpuzcu baba İki gün öncesine kadar her gecesini bostan bekleyerek geçiren adam, şehirdeki yol kenarında görünce bir karpuz sergisi yaklaştı… “Ohhh”layarak çöktü kenara, ve boynuna dolamış olduğu yemeniyi çözüp sallarken kendine doğru; “Ne sıcak, dedi kendi şivesiyle… Kırsana bir tane de yiyelim…” ….. Bir öyle, bir böyle baktı karpuzcu. SonraDevamı

Okul öncesi için (veya okul öncesi seviyesi için) bir soru: ….. Biz… Bu ülkeye… Fidan dikersek ne olur?.. ….. Hadi düşünen düşünsün, düşünemeyenler ise okul öncesi seviyesi için sorulan bu soruya verilecek cevapları beklesin… Kim verecek bu cevapları?.. Ben… (Bazen ödümüz kopuyor, kendimizden bile!) Halbuki bunda korkacak ne var ki;Devamı

Bir kabın açlığı; içindeki boşluktur… Sabahlara kadar kitap okuduğum ve okuduklarımı (neredeyse) ezberlediğim yaşlarımda koymuş olsaydı birisi benim önüme Sadi’nin muhteşem kitaplarını; Biliyorum ki ben, şimdi “başka kilometrelerde” olurdum!… Bu lafı çok söylemesem bile, çok düşünmemin sebebi, asla; “Biz zamanında okuyacaktık (veya şunu şöyle yapacaktık), şimdi iş işten geçti” demekDevamı

Eğer bir zamanlar siz de çocuk idiyseniz… Veya hayatınız boyunca birkaç tane çocuk gördü (!) iseniz bilirsiniz ki; hiçbir çocuk güle oynaya iğne olmaz. Hatta tetanos veya kuduzdan öleceğini söyleseniz bile dinlemez!.. Bir çocuk için “şu an yaşıyor” olmak, YAŞIYOR olmaktır!.. Şu an birazcık canının yanması, biraz sonra hayatını yitirmektenDevamı

Sorular ağrıya benzer!.. (…dört gün sonra) Biliyordum ki sorsam, aynı cevabı alacağım. Dedem diyecek ki; “Ona öğrenmesi için… Sana da düşünmen için tam dört koca gün verdim; niye tembellik edip bana soruyorsun. Hem cevabı Cuma günü beraber öğreneceğiz inşaallah.” ….. Düşünüyordum; Bir soru sorulmuş, dedem de kısaca bir şeyler anlatmış,Devamı

Her soru bir ağrıdır… O gün onu ben götürmüştüm muayenehaneye. Doktoru şikayetini sordu. Anlattı annem. ….. Uzun bir sessizlik oldu. Sonra önündeki dosyaya bakıp nefes alan doktor kesin bir ifadeyle; “Bir daha bu tekrarlanırsa, sizi hastam olarak asla kabul etmem, dedi…” Biz anlamamıştık. Özellikle de ben hiçbir şey anlamamıştım, annemeDevamı

Biraz denize ve biraz kitaba dair… Ağaçlar köksüz… İnsanlar kitapsız kalırsa, büyüyemiyor; Filiz çıkaramıyor, dal büyütemiyor, yaprak veremiyor, çiçek açamıyor, meyve sunamıyor… İnsanlar köksüz… Ağaçlar bile kitapsız kaldığı zaman; Boşlukta bir yer işgal edemiyor!.. ….. Yani; boşluğa "dahil" oluyorlar!.. Bu yazının konusu "boşluğa dair" değil… "Yokluğa ve hiçliğe" dair deDevamı

Kitapsız bir dünyanın zavallılığı! Şükürler olsun ki bizler, (ve hatta, artık ben bile); "Kitapsız bir dünyanın zavallılığını" kavrayabilecek idrak sahipleriyiz… Değil mi?.. Kitapsız kaldığı için sefilleşen bir dünyaya düşenlerin fukaralığından daha derin fakirlik ne olabilir?.. ….. Bizim çocukluğumuza kadar belki kabul edilebilecek olan şeyler artık mazeret değil… (Konunun maddi yönüneDevamı

Bir söz vardır ya, hani; “Kısrak iki iniler, bir küheylan doğurur… Tavuk ise bir küçücük yumurta yapar, mahalleyi ayağa kaldırır!..” derler. Hah, işte bizimki de aynen o hesap!.. ….. Bir kitap aldık, her biriniz duydunuz… Okumaya başladık, hepiniz biliyorsunuz… Artık hangi gün kaçıncı sayfalarda olduğumu falan da tahmin edebiliyor pekDevamı

Rahîm Er Ağustos 2000 / 13.5 x 21cm / 344 sayfa / bky (babıali kültür yayıncılığı) / (0212) 511 9522 ….. Neredeyse (en azından fikrî) çocukluğumdan beri tanıyor olduğum için söyleyebilirim ki; Rahim Er ciddî, yeniliklere çok açık ve büyük düşünebilen bir büyüğümdür. O, önce “insana” yatırım yapmanın değerini gerçektenDevamı

O kadar çok hikaye dinledim, o kadar çok hikaye yaşadım ve o kadar çok hikaye anlattım ki… İnanacak mısınız bilmem; İlk hatırladığım şey bir kitaptır. Garip gelmesin size; hiçbir şey hatırlamıyorum o kitaptan önce. Sanki daha öncesi yok, gibi… ….. Mavi badanalı bir odanın içindeyiz… Ev Harmantepe’nin, Harmantepe ise Paşabahçe’ninDevamı