Ve gene Mecnun [15 Temmuz 2005 Cuma]

Köpek mi sadıktır Mecnun’dan, yoksa Mecnun mu sadıktı köpekten?..
…..
Her ne ise… Nasılsa bulur sadakat kendine;
Kendi yüzünü seyredebileceği bir ayna!..

Mecnun köpek olsaydı;
Bir zincir bulup, boynuna geçirir…
Sonra da tutar o zincirin diğer ucundan ve kendini getirip; sevdiğinin kapısına bağlardı…

Mecnuun… Mecnun eğer, köpek olsaydı; zincirinden, kendini sevdiğinin kapısına bağlardı…
Deseler ki; git buradan!.. Kovulsaydı bahçeden; alırdı hayalini, gider ve otururdu sokağa…
Deseler ki Mecnun’a; bir kerelik hakkın var. Havlayacaksın ve Leyla sesini duyacak!
Havlardı…
Ve o bir kerelik havlayışı, son havlayış olurdu;
…ciğerini havlardı!

Bu kapıdan ne hırsız, ne uğursuz geçebilirdi artık; Mecnun’un korkusundan…
Derlerdi ki;
-Gelin buradan gidelim… Şimdi bu dişsiz ve dilsiz ve üstelik, ciğerini havlamış olan mahluk, ağlamaya başlamadan!..
…..
Çünkü Mecnun, Leyla mevzubahis olunca öyle bir ağlardı ki;
İster uğursuz olsun, isterse hırsız, dayanamazdı… Derlerdi ki;
-Aman, gidelim buradan, yeter ki ağlamasın…
Yoksa akacak koca adam, kendi gözlerinden dökülecek dışına!..

Mecnun, Leyla’nın kapısına koydu kendini, Leyla’nın kapısına bağladı, Leyla’nın kapısında kaldı… Ve Leyla’nın adıyla anıldı adı…
…..
-Bir ömür, bir ümit için böyle harcanır mı?..
-Bir hayatını zaten verdiği ve bin hayatı daha olsa tereddüt etmeden vereceği, nasıl bir aşka gark olmuş Mecnun?
-Mecnun, ki aah; aynı tahterevallinin bir ucunda biz, diğer ucunda o… Ya o yukarıda da biz aşağıdayız; veya biz, hepimiz onun ağırlığından havaya yükselmişiz!..
…diyenler kimdi, tarih yazmadı!..

Stop
Muammer Erkul
15 Temmuz 2005 Cuma

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir