Yemyeşil bir yazı [05 Haziran 1999 Cumartesi]

 

Yemyeşil bir yazı
 

Bugün yemyeşil bir yazı yazacağım size…
Ve kıpkırımızı!

Bugün yeşilden bahsedeceğim size…
Bir de kırmızıdan.
Bugün sadece yeşil olacak yazımda, bir de kırmızı…
Bugün belki korkacak yeşil, belki utanacak kırmızı… Bugün, belki gözyaşı dökecek bütün renkler.
Belki bütün renklerin rengi kaçacak!

Bugün… Bugün yemyeşil bir yazı yazacağım size…
Ve kıpkırmızı!
Bugün…
Bugün size yeşilin yere düşüşünü yazacağım;
Kan ağlayarak…

Bugün, yeşilden bahsedeceğim size;
Tohumu atılan… Çimlendirilen… Ekilen, sulanan, büyütülen… Ve alabildiğince sevgi verilen fidanları anlatacağım size…
Sonra da yere yıkılan fidanları…

Bugün sadece iki renkten bahsedeceğim size. Biri yeşil olacak bu renklerin, diğeri kırmızı…
Ve hatta yeşil bir kalemle, kırmızı yazılar yazacağım!..

Bugün, yeşili düşündüğünde kendinden utanacak kırmızı!
Bugün; yere düşürüldüğünde, zamanı, mekanı ve yürekleri kurutan, kavuran bir yeşilden bahsedeceğim…
Bugün, asıl kuraklıktan, asıl çölleşmeden, asıl erozyondan bahsedeceğim…
Bugün…
Bugün, ateş renkli bir kırmızının yapıştığı yeşil bir elbisenin içinde toprağa düşen fidanlardan bahsedeceğim.
Bugün…
Bugün!

Bugün kırmızı bulaşmış yeşilden başka renk görmeyecek gözüm.
Bugün kırmızı gözyaşlarıyla ıslanan kırmızı bir bayrağa sarılı fidanların toprağa gömülmesinden bahsedeceğim;
Bir tohum, bin tohum olsun diye!

Bugün yeşilden ve kırmızıdan bahsedeceğim,
Vatan yemyeşil olsun diye…
Ve kırmızı, göğüslerde değil;
Gönderde kalsın diye!

—————————————————–

Tuzumuz olsun
Bu acıyı paylaşmaktan başka bir şey gelmiyor ki elimizden… Ve Fatiha’lardan başka…
Biliyorum sabır dilemek de kafi gelmiyor.
Ve zor durumda kalan gazilerimizin de var olduğunu biliyorum. Çalışamayan, iş bulamayan…

KÖŞEMİZ GAZİLEREMİZE AÇIK…

Lütfen bunu duyurun çevrenize. İşe ihtiyacı olan gazi kardeşlerimiz bize bir mektup veya faks göndersinler. Kendilerini tanıtsınlar, hangi şehirde, hangi ilçede yaşadıklarını ve telefon numaralarını yazsınlar. Biz de bunları yayınlayalım köşemizde.
Biliyorsunuz pek çok işyerine giriyor gazetemiz… Vicdan sahibi pek çok işveren okuyor gazetemizi…
Böyle bir hayra sebep olursak ne mutlu bize… İş bulabilmiş olan gazilerimizden bahsetmek bile yeter bize…

——————————————————-


Konuyla ilgili sizlerden gelen fakslar -2-

Sevgili Muammer Erkul,
Ben Ayşe öğretminin sınıfında sınıf başkanıyım. Sizi, kitaplarınızı ve Stop köşesini çok beğeniyorum. İmkânınız olursa buraya gelmenizi istiyorum. Bütün öğretmenler güzeldir. Mutlu bir yaşam dilerim. Sizin öğretmeniniz de iyi olmasaydı siz de bu kadar iyi olmazdınız.
Gönlümüzdeki sıcak eviniz her zaman duracak, siz de bizi her zaman sevin inşallah. Sizi çok seviyorum.
Deniz Kelleci 5/B sınıfı

Sevgili Muammer Erkul,
Öncelikle size okulumuz ve bizimle ilgilendiğiniz için teşekkürlerimi sunarım. Sizin bu hayatınız çok hoşuma gidiyor. Büyüyünce ben de sizin gibi olmak istiyorum. Sizi bir kere olsun görmek isterim, onun için gelirseniz sizi buraya davet ediyorum. Sizin yazmış olduğunuz şeyler çok hoşuma gidiyor. En sevdiğim ise Çekirge Çetin. Sizi gerçekten tüm sınıf olarak çok seviyoruz. Saygı ve sevgilerimle. Bir köpek bulduk. Adını “Sevgi” koyduk. Kümemizin adı da “Sevgi Ailesi Kümesi”.
Rabia Bilgili 5/B sınıfı

Ve, “sonuç” yine bir faks sayfasıyla ulaştı bana… Geçen Cumartesi günü, güreş turnuvasına katıldıktan sonra Erdem ve Selim ile telefonla tanışmamızdan bir gün sonra yapılacak olan Devlet Parasız Yatılı sınavlarında başaracaklarına söz vermelerinden dört-beş gün sonra:
Sevgi Ailesi’nin Gücü
Derste kısa bir hikaye okuttum. Öğrencilerden bunu anlatmalarını istedim. Sadece dört parmak kalktı. Onlara güvendiğimi, anlatacaklarından emin olduğumu söyledim, dört-beş parmak daha kalktı. “Bul Beni” isimli kitabınız yanımdaydı zaten, “sen mükemmelsin” adlı yazınızı okuttum ve düşünmelerini istedim. O zaman, kimin anlatacağını sorduğumda, sınıfın yüzde sekseni parmak kaldırmış ve anlatmıştı da…

Sınıf içinde iki öğrenci tartışıyordu. Erdem araya girerek; “Bunlar Sevgi Ailesi üyelerine yakışıyor mu? Nasıl birbirinizi seviyorsunuz? Muammer Erkul sizi böyle görse üzülmez mi?” dedi. Hayret ki, çocuklar hemen ayrıldı ve birbirlerinden özür dileyip kucaklaştılar.
Ordu’daki serbest güreş turnuvasına giderken arabada herkese; “Mükemmele gidiyorum, ben mükemmelim” dedirttim. Turnuva başlarken Selim Halıcı; “Öğretmenim, Muammer Erkul’un yazdığı şeyleri okuyup güçlendim. Başarabilirsiniz, dediği için başaracağıma inanıyorum. Bu yarışa onun için girip kazanacağım” dedi. Dediği üç maçı da kazandı… Beni her ne kadar seviyor da olsalar, sizin sözünüze daha çok güveniyor ve uyguluyorlar.
Yeni köşenizi çok beğendik (gerçekten). Bir öğrencimin şiirini de gönderiyorum…
Not: Sınıftaki bütün defter ve kitaplarda, hatta “matematik” kitaplarında bile üç tane yanyana kırmızı kalpler var.
Ayşe Yüksel-Çaybaşı

SEVGİ AİLESİ’NE

Büyüklerimiz ve küçüklerimiz
Arkadaş ve öğretmenlerimiz
Babamız ve annemiz
Katılmaz mısınız Sevgi Ailesi’ne!
Temiz bir dünya için
Sevgi dolu bir aile için
Bizim geleceğimiz için
Katılmaz mısınız Sevgi Ailesi’ne!
Küsmeyelim barışalım
Bu mutluluğa alışalım
Hedefimize ulaşalım
Katılmaz mısınız Sevgi Ailesi’ne!
Büyüklerimize saygımız
Küçüklerimize sevgimiz
En büyük dileğimiz
Katılmanız Sevgi Ailesi’ne!
Fatma Halıcı 5-B/728

Şimdii… Anlatabildim değil mi neden yayınladığımı bunları?..
Lütfen “farkedin” insanları…
İnsanların her biri birer değer çünkü.
İnsanlar size gülümsemek için bir tebessümünüzü bekliyor… Size doğru koşmak için sadece bir adım atmanızı bekliyor…
Anlayın bunu.

Stop
Muammer Erkul
05 Haziran 1999 Cumartesi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir