Zulüm üstüne [26 Kasım 2004 Cuma]

Hun imparatoru Attila’nın, Galya yani Fransa’ya kadar sürdüğü atının ardında kalan geniş toprakları kendi torunlarının görememesinin asıl sebebi; onun Avrupa içine girmiş bir Türk olması, dinli ya da dinsiz olması filan değil; yaratılmış olana acımayıp, önüne çıkan her canlıyı öldüren kan dökücü bir zalim olmasıydı…

Etrafına ordu diye topladığı ama sürü mantığındaki vahşilere Çin’in başkenti Pekin’den Anadolu’ya kadar olan topraklarda basmadık yer bıraktırmayan Timuçin (yani Cengiz)’in kurduğu devlet; kendi ölüp de yeri bugün bile bulunamayan-bilinemeyen, dağlardaki bir çukura konduktan hemen sonra, çocukları arasında paylaşıldı.
Cengiz Han için “Türklükle hiç ilgisi yoktu. İslam ve medeniyet düşmanıydı. Dünyanın en meşhur zalim ve kan dökücülerindendir. Medeniyet merkezlerini yakıp yıktı, milyonlarca Müslümanın pek çoğunu camilerde şehit etti. Buhara, Semerkand ve Herat gibi ilim merkezi olan büyük şehirleri harabeye çevirdi. Kadınlarını esir diye askerlerine dağıttı. İslam alimlerinin milyonlarca sayıdaki eserlerinin bugün bulunamaması, Moğol yağmacılarının yaptıkları tahripler neticesidir” diyor kayıtlar…

Komünist partinin kurucusu ve Marx’ın sosyalist fikirlerinin ilk uygulayıcısı olup “Ne kadar büyük yalan söylerseniz o kadar muvaffak olmuş sayılırsınız. Komünistler olarak din ile mücadele edeceğiz. Dinleri yok etmek materyalizmin, Marxizmin alfabesidir” diyen Lenin, o kadar yalancı, o kadar zalim ve kan kusturucu idi ki iktidarda kaldığı sadece yedi sene içinde tam otuz iki milyon (Türkiye nüfusunun yarısı kadar) insanın canına kıydı. Sadece Kiev’de kendi propagandalarına katılmadığı için on bin aydın Rus subayını zarar yapılmayacağı vaadi ile kandırıp, erkek çocuklarıyla birlikte hepsini öldürdü. Hanımlarını da genelevlere koyup kızılordu askerlerine teslim etti. Üç beş sene içinde beyninde frengi hastalığından çok sayıda tümör oluştu. Bir deri bir kemik kalan Lenin’in yalancı dili tutuldu ve son bir yılında konuşamadı.

Örnekler çok: Annesi ve karısı dahil çok insan öldüren, piyes hazırlamak için Roma’nın büyük kısmını yakan Neron kaçıp saklandığı mağarada kama ile intihar etti. İbrahim aleyhisselamı ateşe atan Nemrud’un ölümüne sivri sinekler sebep oldu. Sınırları içindeki sayısız insanın katili Saddam, dünyanın arka yüzünden gelen ordulara ülkesini ve insanlarını perişan ettirdi…
9 asra yakın büyük bir zaman dilimi içinde, Türk egemenliği altında huzur içinde yaşanılmış bu topraklarda (İngiliz altınları için Osmanlı’ya ihanet edildikten sonra) 9 yıl bile huzur olmadı…
Herkes bilir ki; zulüm payidar (kalıcı-sürekli) olmaz… Katil ve zalim devletler-iktidarlar “mutlaka” yıkılmıştır ve yıkılırlar. Bakalım şimdi sırada kim/kimler var?.. Acaba zaman hangi zalimi yutacak hangi imparatorluk tarihe karışacak?

……………

İlmihal’in 290’ıncı sayfasında ise diyor ki: “Âdem aleyhisselamdan bugüne kadar, her zaman, her yerde kötü insanlar iyilere saldırmışlardır. Allahü teala her şeyi sebepler ile yaratmaktadır. Kötülerin cezasını da kötü insanlar vasıtası ile vermektedir. İşkence edenlere dünyada da cezalarını vermektedir. Kötülerin yanı sıra iyiler de azap görmektedir. Bunların ve harpte ölenlerin ve kazada ölen Müslümanların hepsi şehittir…
Birçok yerde kâfirler, zalimler suçsuz Müslümanları, kadınları, çocukları öldürmüşlerdir. Öldürülen Müslümanlar şehit olur. Öldürülürken yapılan işkencelerin acısını duymaz. Ölürken kabirde verilecek Cennet nimetlerini görerek çok sevinir. Şehitler ölürken hiç acı duymaz. Sevinir ve çok neşelenir. Cennet nimetlerine kavuşur. Hadis-i şerifte (Müslümanların kabri Cennet bahçelerindendir) buyuruldu.”

Stop
Muammer Erkul
26 Kasım 2004 Cuma