Kibone’M [30.08.2013]

Her gönül, fetih bekleyen bir İstanbul olduğu gibi; her sayfa da bir Malazgirt Ovası’dır. Tuşlarla vuruştukça, birer birer harfleri düşürdükçe üstüne, kâğıt senin rengine döner…
Bir şekilde bu noktaya gelmişsen, artık yalnızlığın/noksanlığın mazeretin olamaz. Geri dönemezsin. Bir meydanın orta yerinde, ortasından biçilmiş insanlar arasında, bilirsin ki; yok olup gitmek veya doğrulup güçlenmek senin tercihindir.
Dersin ki o an kendi kendine: Seç yolunu!

Emziren anne gibi, göğüsleri çatlarcasına sancı duyan yazarlarımız… Ve gözü kapalı, masum kuş yavruları gibi ağzını açmış, bekleşen okuyucularımız var… Hepsine şükrederiz.

Fakat, çeşitli sebepler yüzünden, aradaki bu irtibat kesilebiliyor. Nice yetişmiş kahraman, cenk meydanlarının ortasından köyüne dönüyor veya yalnızlığa düşüyor! Peki ya, bekleşen o masum kuşlar? Onlarsa, başkaları tarafından, açık ağızlarına konan yemleri yutmaya başlıyor!
Tam burada soruyorsun: Sana mı düştü bu işi yapmak?
Şöyle diyorsun: Peki sen yapmazsan, kim yapacak?

Kibone’M nedir? Adı üstünde; kitap ve abone demek…

Kibone’M; ayda bir defa, yazarın verme sancısını ve okurun alma açlığını giderecek kutudur. M. N. Özfatura, A. Uyan, A. Sırrı Arvas, Söztutan biraderler, M. Başaran, R. Karadayı, Ü. Bolat ve diğer abilerimiz ile bendenizin seçilmiş eserleri, ayrıca bir çocuk ve edebiyat dergisi sizin için basılıp, bir sıra dâhilinde, Kibone’M kutusuyla kapınıza gelecek.
Bu benzersiz hizmetin çok faydalı olacağına bütün kalbimle inanıyor ve sizin de inanmanızı istiyorum. Lütfen (muammererkul.com) sitemiz veya (divanyolukitap.com) adresinden daha geniş bilgi edinin. Benden de çok heyecanlanacağınıza eminim.

Sonsuz minnet duyduğum, ikinci babam bildiğim Enver Ağabeyim’in, ondokuz yıl artı bir ay önce, adını “Stop” koymasından bugüne, kesintisiz devam eden köşemizde, size yazdığım her yazımı, yeni bir ilk yazı olarak yazdım… Bu köşedeki son yazımın da yine, size aynı heyecanla yazdığım yeni bir “ilk” yazım olduğunu bilmenizi istedim.

Bugüne kadar birlikte çalıştığımız bütün mesai arkadaşlarıma, yöneticilerime ve bütün okuyucularımıza;
Sevgiler kere sevgiler :)))

Stop
Muammer Erkul
 
muammer.erkul@tg.com.tr
30.08.2013


.
Daha geniş açıklamalar
sitemizdeki şu adreste:
http://www.muammererkul.com/artistop116/5174-kibonem-hakknda.html
Lütfen tıklayın


46 yorum

  1. Kibone’M’in detaylarına sonra bakacağım… Yazmak istediğim şeyler var… Ve şu sayfaya gelen herkesin de olmalı!
    Her fani ölümlü… Herşey başlı ve sonlu… Güzellikler başlatılıyor bazı nasipli ellerce… Ve o güzellikler bir gün son buluyor, nasipsiz ellerce… Yani herşey oluyor bitiyor, hepsi nasip kısmet… Ama o, aradaki, olmasında ve bitmesindeki “vesileler” var ya hani, onlar çok önemli işte… O ellere bakmak lazım… Çünkü birisi bir anneyi sancıdan kurtarıp, bir CAN çekip çıkarıyor dünyaya… Diğeri, iki kanlı eliyle abanıp bir CAN gömüyor toprağa!
    Bir el nurlanıyor, bir el kirleniyor!

    Hicran Seçkin

  2. Nasip bu kadarmış demek… Ama; “yem kabı” muhitlerinden kaldırılmış yavru kuşlar çok gezelenecek, çok ağlayacak, çok sızlayacak… Belki ölecek açlıktan, belki zehirlenecek kaybettiği yemine benzettiği şeyleri yiyerek… Onların da “nasibi” o olacak… Ama onların can kanatan veballeri, yükleneceği sırtları bulacak… Zerrece dahli olan hiç kimse bu vebalden kurtulamayacak… Destek olan da, köstek olan da; ateşe şu atan karınca da, üfleyip harlamaya çalışan yılan da karşılığını alacak, zerre eksiksiz!
    Kainat böyle; tâ ki, kurulalı beri…
    Habil’e Kabil tasallut edildi ve bedeline mahkum edildi… (Elbette “iradesiyle” yaptı; yaratılmak bakımından kullandım “edildi” ifadesini…) Ve o gündür bugündür birileri birilerinin iyiliğine vesile yahut felaketine sebep…
    Takdire boynumuz kıldan ince…

    Hicran Seçkin

  3. Çok şaşırdım, çok üzüldüm. Fakat yine de biliyorum (eminim ki) kimseye bir kızgınlığınız yok. Bu zaten yazınızdan da belli oluyor.
    Hayırlısı, diyerek lafı kapatalım en iyisi.
    KiboneM kutunuzda ben de varım!
    Her daim yanınızdayım inşallah.
    Hele o diğer kıymetli büyüklerimizin isimleri de gördükten sonra yanınızda.
    CEVDET

  4. Kalbime… İçinde mini mini binlerce kalbi almış ve onlar için sızlayan kalbime bir koca hançer saplandı sabah!.. Kıvrandım… Büküldüm… Ama yo, bükülüp kalmanın kimseye faydası olmadığı gibi, anlamı da yoktu… Kanlar süzülse de kahpe hançerin etrafından, aldırış etmedim, doğruldum… Ve doğrulacağız topyekun!
    Bu dünya böyle… Biz, elimizden geleni esirgemeyip yapacağız… Ötesi, elimizden gelmeyen… “Oralar” elinden gelenler düşünecek oraları… Düşünmeyene, düşündürecekler bir gün karaaa kara!.. Bugün lakaytça ak ak gülenler yarın ağlayacaklar kapkara…
    Yüce takdire razıyız… Geçmişin ve gelecek takdirin zamanına, mekanına, evsafına… hepsine de razıyız, bekliyoruz… Alemleri bunca intizamla yaratan Yüceler Yücesinin hiçbir işinde kusur hata olamaz…

    Hicran Seçkin

  5. Yaramın kanı harlasa da sana teşekkür de edeceğim güzel insan… Ama bir tek kendi adıma… Bir de, sana gerçekten minnettar olup da, teşekküre eli yahut dili yetmeyen samimi insanlar adına… Senin sayende bin beladan dönmüş iken… Satırlarınla bahçelerinde ölmekte olan bin can hayat bulmuş ve faydası yine onlara kalmış iken… Hepsini görmezden gelip, yok sayıp, inkar edip… Hatta bunları kendi melanet canlarından bilen NANKÖRLER adına teşekkür etmiyorum sana! O nankörlerin “adına” hareket etmiyorum, nefes tüketmiyorum teşekkür miktarı zaman da olsa!

    Teşekkür ediyorum sana; canından can, kanından kan vererek bizleri emek emek beslediğin yıllar için… Sen başka yerde olsaydın bizim elimiz yetmezdi sana… Ayaklarımız da yoktu ki koşup varsaydık olduğun yerlere… Dilim de dönmüyordu ki kelama dursaydı ve nefesim yoktu ki sana ulaştırsaydı sesimi… Esasen hiçbiri yoktu ki bende…

    Hicran Seçkin

  6. Ayakları budanmış, elleri kırılmış, gözü kör, dili lal edilmiş… Ve böylece o muhitte yaygın bir cins “kuşa benzetilmiş” bir zavallıydım…
    Dünyam dünyam da, ahiretimi saadete götürecek kıymetli büyüklerimize muhabbet ve bağlılığım dahi yoktu… Sen sevdirdin canıma o, Yaratılmışların en Güzeli’nin temiz varislerini… Sevilmeye değenleri sevmeyi, sevmeye değmeyenleri sevmemeyi sen öğrettin… Senin gösterdiğin yolda yürüdükçe, gösterdiğin gibi hareket ettikçe her sahada başarılı oldum ve oluyorum… Kendimdeki eskiden kalmış kör kötürümlüklerle hareket ettikçe başarısız oldum ve oluyorum…
    Hicran Seçkin

  7. Az önce, Abdülhakim Arvasi hazretlerinin kabrini ziyaret etmek nasip oldu…
    Aişe Hanım kabrini de ziyaret ettim. Ve hemen yakınındaki Vehbi Arvas ağabeyin kabrini… Dua ettim hepimize…
    Allahu teala hakkımızda hayırlısını versin ve bizleri takdirine razı eylesin…

    Hicran Seçkin

  8. (Bunu uygun görmezseniz açmayın abiciğim. Paylaşmak istedim…) Abdülhakim Arvasi hazretlerini ziyaret ederken içimden “Dede” diye hitap etmek geldi, ettim… Mübarek kabrinin ayak ucunda oturup dua ederken bir an hayali karşımda belirdi. Önüme çömelip ellerimi tuttu ve beni teselli etti… Sonra bağrına bastırdı. Ben de “dedecim” diye sarıldım. Veda selamımı da dedeciğim diye hitap ederek verdim…
    Aişe Hanım kabrini de Anneciğim diyerek ziyaret ettim. Sizi çok seven Muammer oğlunuz diyerek sana ve hepimize dua ettim…

    Hicran Seçkin

  9. Sizi okumak;
    Bazen çocukça oynamak gibiydi toz toprak içinde.
    Sabahları bahçeye bakan pencereyi aralamak,
    Ve içine çekmek gibiydi kır çiçeklerini..
    Yol bulmak sende, çocukça geldi hep bana.
    Öylesine masum, sıcak ve temiz…
    Sen “Zülf-i yar’e” giden bir patikaydın aslında.
    Bilinmez,
    Gizemli,
    Tutkulu..
    Sen Leyla tadında Mecnun’dun benim için…

    Yolun açık olsun Muammer Abi…

    HAMZA

  10. Üzüldüm gazetede yazmayacak olmanıza. Hayırlı olsun tabi yeni derginiz.
    EMİNE

  11. “Bu sabah. Tam 19yıl+1ay sonra (içinde yazım olan) son gazete, bahçenin kapısında…” M.E.

    🙁
    İçinde “biz” olan son gazete, gibi hissettirdi.

    Bahsi geçen gazeteye, yıllar önce babam abone olmuştu.
    Ben de Stop köşesine abone olmuştum, o dönemler, birçok Stopçu gibi.
    Hatta ben, inanıyorum ki, gazetenin tirajını da hayli etkiliyordu bu durum.
    Çünkü, çok sonradan öğreniyorum ki ülkemizin her tarafından, çuval dolusu mektup Stop’a yağıyormuş.
    Meğer, yığın yığın okuyucu, kendi gazetelerindeki Stop’larını bağırlarına basıyorlarmış.
    Gazetenin Stop’u kaldırılıyor!
    Yıllara sığan yaşanmışlıklara kimse dokunamaz!
    Onlar zamana kazındı, dimağa kazındı, kalbe kazındı…

    Zehra Öner


  12. Muammer Erkul yazılarıyla, ilk defa bilgisayar ortamında tanışanlar, buraya yazdıklarımı abartılı bulabilirler.
    Ama beni gayet iyi anlayan kimseler de var ki:
    Onlar eski okuyucular.
    Gazetede çıkan yazıları, bulundukları yerden kesip arşivlemiş kişiler.
    Bugün, o yazıların sayısız kopyalarına, internet ortamında, istedikleri hızda ulaşabildikleri halde, tavan arasından o, gazeteye basılmış hallerini çıkarıp önce okurlar sonra da bağırlarına basarlar.
    Çünkü o kağıt kokan sayfaları, vaktiyle sabırsızlıkla beklemişlerdi.
    Sonra onlara kavuşmuşlardı.
    Sadece yazı değildi, o sayfalar.
    Hayatlarının o dönemindeki; hatıralarını, düşüncelerini, duygularını da içeriyordu…

    İşte bu yazdıklarımı, Muammer Erkul bile anlayamaz!..

    Zehra Öner


  13. Yaşadığınız ortamda, sürekli gördüğünüz ve hiç gitmeyecek zannettiğiniz biri aniden gider.
    Herhangi bir yere ama gider!
    Mekandan da sizden de bir şeyleri alır, götürür.
    Sizde ne kadar çok yer kapladığını o zaman anlarsınız.
    Mekan da anlar!

    Ve
    Muammer Erkul, sadece gazeteden gitti.
    Hepsi bu…

    Yeni durum hayırlı olsun, Muammer Erkul’a ve bize.

    Zehra Öner

  14. Author

    Not: Bir yanlış anlaşılma olmasın.
    Kimsenin aklına “yeni bir oluşum/teşebbüs için gazetemizde yazmayı bıraktığımızı” sanmalarını istemem.
    Öyle bir şey olmadı.
    Ben işten ayrılmadım, bana “görevimin bittiği” tebliğ edildi.
    Ben bu Pazartesi günü öğrendim ve Cuma günü için bu yazıyı yazdım.
    Yeni projemizi müjde olarak verdiğim (aslında müjdedir) ve gayet neşeli göründüğüm için, yanlış anlayanlar oluyor.
    Bu notu da söylemek ihtiyacı hissettim.

    Bildiğim şu vardır:
    Bizim işimiz yürümektir, nereye varırız Allah bilir.

    Muhabbetle
    M:)

  15. yolunuz açık olsun.Kibone’M de başarılar diliyorum.

  16. Hayr olsun..
    Bazı olaylara ilişkilere karışılmaz araya girilmez.
    Burası farklı bir nokta.
    Gazetenin bir tebliğde bu site sakinlerine yayınlaması gerekir.

    Emanetin sahibi vardır. Bu köşenin isminin bir hakkı vardır.
    O taşı o yapının içine yerleştirmesinin de elbet bir sebebi vardır.
    19 Yıl o taşı oynatmadıysa yerinden, bir bildiği vardır
    İşte vardır vardır vardır..Uzayıp gider de

    Bu kış çok soğuk geçti..
    Şubat 2013 üşüttü..Şubat sonrası var olan yokluk galiba
    Meyveye durmuş dalları da vurdu bu soğuk bu yokluk..
    Yapıları inşaa eden mimar gitti..
    Belli ki yerleştirdiği, şekil verdiği muhafaza ettiği taşların önemi anlaşılamamakta.

    Güneş gitti..
    Yıldızlar yetmeyecek ne aydınlatmaya ne de ısıtmaya…
    Elbet kimsenin işine karışmak haddimiz değil.
    Sevgi Ailesi’nin hakkı; net bir açıklama almaktır.

    Mustafa Metin Tamer

  17. M.Erkul’a;
    Yorumlar arasındaki “not”unuza istinaden yazıyorum.
    Hepimizin Stop’una, kendi ellerinizle kıyabileceğiniz düşünülemez zaten!
    Düşünülen şudur ki
    BİRİLERİ NASIL KIYABİLDİ STOP’A?..

    Yazıdan okuyucuya akan manayı, bundan doğan düşünce ve duyguları kimse bilemez.
    Yazının yazarı da
    ..köşelere kıyan kişi/kişiler de
    ..BİLEMEZ!..

    Zehra Öner

  18. Muammer abicim, hayat böyle.
    Rabbim son nefesimizde imanla şehiden ölmek nasip etsin. Hakkınızda hayırlısı nasip olsun.
    Belki de daha fazla görüşeceğiz dostlarla.
    İlyas Miral

  19. Gözyaşlarımı Kibone’M ile ilgili bilgi veren diğer sayfamıza taşımak istemedim. Burası bir bitişin sayfasıysa, orası da yepyeni bir başlangıcın sayfası…
    Vaki olanda hayır vardır buyurmuş büyük insanlar… Bazı şeyler nasip-kısmettir elbette son noktada, ama böyle olması “müsebbiblerini” aklamaz. Suriye’deki katliam da nasip-kısmettir, ama yapanların faturasını hafifletmez…
    Ben duymadım, görmedim, şahit olmadım hiçbir şekilde… Fakat, hatırlarsınız, köşemiz haftada tek güne düştüğü zaman, hangi köşelerin okunduğuna dair anket yapıldığı ve köşemizin yeterli okuyanı çıkmadığı için gün sayısının azaltıldığı söylenmişti… Şahsen bana hiçbir şekilde ulaşmadı bu anketin ucu… Kime ne kadar ulaştırıldı, onu da bilmiyorum… “Yapıldı mı?” demiyorum, o makamın sözüne itimat ediyoruz…

    Hicran Seçkin

  20. Devamı…
    Ve anket sonrasında çarkı işlettiler… Tek güne düştüğü gün hepsine kastedildiği belli olmuştu zaten!..
    İşte o anket noktasında, kimlerin, ama kimmlerin ihmali varsa… İşte onlar; okuyucuya iletmeyen yöneticilerinden, okuduğunu söyleme yürekliliğini gösteremeyecek kadar tabansız olan “gizli” okuyucularına kadar kim varsa, hepsi de bu vebalin altındadır! Ve veballer, ödenecek borçlardır/bedellerdir, bilirsiniz/biliriz hepimiz de…

    Hicran Seçkin

  21. Dün, yoldaydık… Nasip oldu burada da paylaştığım bazı kabir ziyaretleri gerçekleştirdik. Benim için teselli oldu onlar… O teselliler olmasaydı nasıl olurdum bilmiyorum…
    Yuvası dağılmış… Ümitleri de o yuvayla savrulmuş bir zavallı kuş gibiydim… Kızarıp şişmiş gözlerimle, akmasına mani olamadığım gözyaşlarım süzüle süzüle yaptım ziyaretlerimi… İnsanlar onmaz dertlere müptela olduğumu sandı veya bazıları belki başka şeyler düşündü; hissettim… Ama olsun, ben bir güzelliğin… ben bir mektebin… ben “insanoğlu insan” yetiştiren bir “medresenin” kapandığı için üzüldüm…
    Allah rızası için yerleştirilmiş bir “sebil” o en yakıştığı yerinden çattır çatır söküldü diye üzüldüm; tıpkı ama tıppkı, Enver ağabeylerin yaptırdığı bütüüün o güzeller güzeli “Türkiye Gazetesi çeşmelerinin” uğursuz ellerce sökülmesi gibi!..

    Hicran Seçkin

  22. Ve elbette Muammer ağabeyimizin bu rahatlatıcı duruşu bizlere moral ve teselli oldu… Allahü teala razı olsun senden abiciğim, yine fedakar bir anne gibi davrandın, kendini bir kenara koyup bizleri teselli ettin, bizlere yeni bir yuva hazırladın…
    İnşallah herşey güzel olacak, yepyeni başlangıçlarla yepyeni zaferlere koşacağız hep birlikte…

    Hicran Seçkin

  23. 19 Yıl ondan öncesi Çekirge Çetin’i…Türkiye Çocuk
    Herkese katkıları ayrı ayrı…
    Her okurun ayrı bir hatırası var bu satırlarla.
    Bu satırların da her okurda bir hakkı.
    bir “hâl” olmuşsa.

    Bu “hâl edişin” kararını verende değildir vebal
    “lâl” olmuşlarda bütün ihmal..

    Muamme® E®kul
    Abimiz canımızdır.
    O nun markasını biz duyuramamış etrafındaki sevgi çemberini gösterememiş isek…
    Yüz binlere yayma imkanı varken bu siteyi sosyal medya ve internette
    Birilerine hissi verememiş isek;” Muamme® E®kul markasını kaybedince binlerce potansiyeli de kaybederiz.”
    Boş söze kimseyi suçlamaya gerek yok
    En azından bir tebliği yayınlarken bir yer; sevgi ailesine de bir açıklama ihtiyacı hissetmeliydi
    İş hayatıdır ticarettir anlaşmazlık olabilir.Kimseye ahkam kesme hakkımız yok.Ama bu site yüz binlere ulaşırsa birilerinin de “Kâle alma” önemseme durumu şekillenecektir.
    Mustafa Metin Tamer / Manisa

  24. Acaba gazetenin yeni potansiyel müşterilerinin sayısı, kemikleşmiş okuyucu kitlesindeki insan sayısından fazla olacak mı? Göreceğiz yakın zamanda! Bir tek yazar kaldı gazetede, gazete almama neden olarak. Gazeteyi bu güne getiren okuyucularını hiçe sayan gazetemin yöneticilerine duygularımı mutlaka ileteceğim!
    ŞAHİKA ATEŞ

  25. Aylin Balgömeci Her bitis yeni bir başlangıçtır. Degerinizin bilinemeyisi kötü ama performansinizin ustunde isler cikartacak olmaniz olasıdır. Hakkinizda her şeyin en guzeli olsun…

    Aylin Balgömeci

  26. Hem boyle 🙁 hem boyle 🙂
    hayirlisi olsun ne diyim… @)–(—

    Ayşe Karakaya Şahin

  27. Muhakkak hayırlı olandır 🙂

    Yeşil Yıldız

  28. Hayırlı olsun yeni projeleriniz mutlaka çok güzel olacaktır

    Fatma Balcı

  29. Cenabı hak hayırlı eylesin iki cihanda aziz etsin yolunuz acık olsun

    İLHAN USTA

  30. Zor işe soyunduk ama hep birlikte dualarınızla ve çabalarımızla işin olacağı ümidindeyiz. Olabilirliği yüksek çünkü… Yazanlar bilindik, ve projeyi bekleyenler bilindik… İnşallah 🙂

    M.ERKUL

  31. Niyet hayır akıbet hayır teslimiyet varsa doğru netice çıkar büyüklerin ruhaniyeti yardımcı olur

    İLHAN USTA

  32. Mübarek olsun,sırtınıza almışsınız yükü; Öyle bir yol arkadaşlarınız varki onların manevi desteği sizi yolda bırakmaz.Yürüyoruz ifadesini müsaade ederseniz koşuyoruz diye değiştirmek geldi içimden çünkü;öyle bir ekip ile koşulur Muammer Abi’ciğim Yola çıkışınız mübarek olsun o yolda Allah-ü teala kolaylık versin.Büyükler hatırına inşallah…

    İBRAHİM İNAL

  33. Yolunuz açık olsun Muammer abi.. Biz hep yanındayız inşallah… Stop köşesi bittiği için burkulmadı degil içim hayırlısı olsun herşeyin…

    DİĞDEM SULTAN

  34. Bugüne kadar faydalı olma çırpınışı ile yazdığınız yazılar için çok çok teşekkür ederiz. Bundan sonra tüm projelerinizde başarılar dilerim aziz kardeşim. Büyüklerin feyzi sizinle olsun inşALLAH

    YAŞAR ALACAK

  35. Şimdiye “STOP” !; Şimden itibaren, Vira “KİBONE’M” :)) HAYIRLISI OLSUN!

    YEŞİL YILDIZ

  36. Hayırlısı olsun İnşallah, Bu projeniz çok tutacak abi,

    ABDULHAKİM KÖKÇÜ

  37. Sn, ERKUL; Ne siz alışkanlıklarınızı, ne de biz alışkanlıklarımızı bırakamayız… “NİYET HAYR, AKIBET HAYR” İnşallah! Eminim çok daha tadında devam edecektir hizmetleriniz yaşamın ebediyet sofrasında BİZ’ler sizi bekliyoruz, dün’den ağız tadında… “Sevgiler kere sevgiler” :)))

    YEŞİL YILDIZ

  38. Demek artık ”STOP”…

    YILDIZ SEÇEN

  39. Beyter Stop kosesinin vedasina uzuldum Yeni projeniz hayirli olsun, insallah hersey daha da guzel olur…

    ASLIHAN GÜNGÖR

  40. Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri ne söylemişti: Mevlâ görelim neyler.Neylerse güzel eyler

    ÜNAL BOLAT

  41. Bana bir masal anlat içinde sevgi olsun, yıldızlar olsun ve İstanbul olsun… 🙁 Yeni yolunda başarılar dilerim…

    YILDIZ SEÇEN

  42. KAFAM KARIŞTI GECENİN Bİ VAKTİ OKUDUĞUMU ANLAYAMADIM MALUM BABAANNEYİM YARIN BİRİNİZ Bİ ALOO DEYİN BANA ANLATIN. BU GECE BİTMEYECEK GİBİ EN İYİSİ BEN ÇIKAYIM. UNUTMAYIN YADA MUAMMER SEN ANLAT SABAH OLA HAYROLA

    FAHRİYE ERDOĞAN

  43. Abicim inşallah herşey daha güzel olacak.

    AHMET SIRRI ARVAS

  44. Yazıp yazıp siliyorum ne yazacağımı şaşırdım. Dün rüyamda size kitap imzalatiyordum demek bunu okuyacakmisim inşallah hayırlı olur abi bizi yazılarından mahrum etme. Senin yazıların olmazsa ben yönümü bulamam…

    ESRA AKDOĞAN

  45. Tam hani derler ya can acısıyla bayağı uzun uzun yazdığım yorumum sistemin hatasına uğradı,gönderilemedi.
    Ama hala üzüntüm devam ettiğine göre yazabilirim tekrar
    Çok çok üzgünüm ben,sevgili gazetemizden çook sevgili stop köşemizin kaldırılmasına hala inanamıyorum.
    Evlenme şartlarından biriydi gazetemiz.Bizim gazetemizi okumalı,sevdiklerimizide sevmeliydi hayat arkadaşm.Öyle de oldu çok şükür,her zaman şükür sebebimdir.Doğunun ücra köşesinde belkide gazetemizi 2. Okuyan kişiyi çıkardı rabbim karşıma.
    Ben bu kadar sever iken sevgili olan gazetemizi,gazetemizi okuyanı aileden bilirken nasıl bu kadar canımızı acıtabildi.Hayat kurtaran yazılara,neden bu kadarı yeterli denildi.Gazeteyi gazetemiz yapan,dört gözle yazılarının çıkmasını beklediğimiz abilerimizin gazetede bir daha çıkmayacak olması çok can acıtıcı.

    Habibe

  46. (Devamı).Çığlık çığlığa olan yüreklere pansuman yapıldı stop köşemizde.Yalnız olmadığını anladı o yürekler.Bastonumuz oldu sıkıca tutunduk biz köşemize,ya o baston ardından zehirli yılanlar çıksaydı.Kurtulmak istenen uçurum kenarlarından daha beterleri çıksaydı.Hayat kurtaran yazılar köşemizde son nefese kadar olması gerekmiyordu.
    KİBONEM’e sonuna kadar evet,her zaman destek.
    Ama şimdi kolumuzun yarası kabuk bağlayana kadar ağlamak zamanı.

    Habibe

ABDULHAKİM KÖKÇÜ için bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir