Kırkambar (Dunning – Kruger Sendromu)
Dunning-Kruger Sendromu
Psikolojide Nobel mükafatı alan çalışma:*
Psikologlar Justin Kruger ve David Dunning’in tarihe geçmelerine vesile olan teorileri özetle:
"Cehalet, gerçek bilginin aksine, şahısın kendine olan itimatını artırır" der.
Televizyon seyrederken birilerine bakıp da; "Ya bu adam bu sığlıkla nasıl buralara kadar gelebilmiş" diye düşündü-ğünüz oldumu hiç?
Ya da işyerinizde sizinle aynı, ya da daha üst seviyede bir vazifede olan bazıları,
sizde büyük bir şaşkınlık uyandırdı mı? Onlara bakıp; "Bu cahillik, kendini bilmezlik nasıl fark edilmez?" diye iç geçirdiniz mi? Justin Kruger ve David Dunning adlı iki ABD’li bu hissi çok yaşamış olacak ki, iki
psikiyatri uzmanı, 10 yıl kadar önce bir teori ortaya attı:
"Cehalet, hakiki bilginin aksine, kişinin kendine olan itimadını artırır."
Ve bunun üzerine bir araştırma başlatıldı. Fizyolojik ve zihinsel alanda yapılan çeşitli işlerin; problem çözme, araç kullanma, tenis oynama gibi çeşitli sahalarda yapılan araştırmaların sonucunda şu bulgulara ulaşılmıştır:
– Niteliksiz insanlar, ne ölçüde niteliksiz olduklarını fark edemezler.
– Niteliksiz insanlar, niteliklerini abartma eğilimindedir.
– Niteliksiz insanlar, gerçekten nitelikli insanların niteliklerini görüp anlamaktan da acizdirler.
– Eğer nitelikleri, belli bir eğitimle artırılırsa, aynı niteliksiz insanlar, niteliksizliklerinin farkına varmaya başlarlar.
Bitmedi…
Cornell Üniversitesi’ndeki öğrenciler arasında bir test yapıldı ve klasik "Nasıl geçti?" sorusuna öğrencilerdencevaplar istendi…
Soruların yüzde 10’una bile cevapt veremeyenlerin “kendilerine inançları, itimatları” müthişti.
Onların; "testin yüzde 60’ına doğru cevap verdiklerini" düşündükleri; hatta "iyi günlerinde olmaları halinde yüzde 70 başarıya bile ulaşabileceklerine inandıkları" ortaya çıktı.
Soruların yüzde 90’ından fazlasını doğru cevaplayanlar ise “en alçakgönüllü” deneklerdi.Soruların yüzde 70′ ine doğru cevap verdiklerini düşünüyorlardı.
En başarısızların (yani sadece yüzde 10 ve daha az doğru cevap verenlerin), testin
yüzde 60’ına doğru cevap verdiklerine, ayrıca iyi günlerinde olsalar yüzde 70’e
ulaşabileceklerine inandıkları ortaya çıktı.
En iyilerin (yani en az yüzde 90 doğru sonuç alanların) en alçakgönüllü denekler
olduğu (soruların yüzde 70’ine doğru cevap verdiklerini düşündükleri) görüldü. (Not: Dunning ve Kruger bu çalışmalarıyla 2000 yılında Ig Nobel * de kazandılar.)
Bütün bu sonuçlar bir araya getirildi ve Dunning-Kruger Sendromu’nun metni yazıldı:
“İşinde çok iyi olduğuna” yürekten inanan ‘yetersiz’ kişi, kendini ve yaptıklarını
övmekten, her işte öne çıkmaktan ve aslında yapamayacağı işlere talip olmaktan
hiçbir rahatsızlık duymaz! Aksine her şeyin hakkı olduğunu düşünür!
Ancak bu ‘cahillik ve haddini bilmeme’ karışımı mesleki açıdan müthiş bir itici güç oluşturur.
‘Eksiler’ kariyer açısından ‘artıya’ dönüşür.
Neticede, ‘kifayetsiz muhterisler’ her zaman ve her yerde daha hızlı yükselirler…
Bu arada, hakikaten bilgili ve kaabiliyetli olanlar öne çıkmaz, yüksek vazifelere kendiliklerinden talip olmaz,
kıymetlerinin bilinmesini beklerler… Tabii beklerken kırılır, kendilerini daha da geriye çekerler… Muhtemelen üstleri tarafından da ‘ihtiras eksikliği’ ile suçlanırlar…"
N’olur fazla mütevazi olmayın!…
"Siz de çevrenize şöyle bir bakın" diyeceğim ama eminim bu satırları okurken bile aklınızdan bir dolu yüz, bir dolu isim geçti…
Bence Dunning ile Kruger’in, bu çalışmalarıyla 2000’de, Nobel yerine Harvard Üniversitesi’nin Ig Nobel’ini alma nedeni "cahil olmamalarıydı".
Gönlümün Nobelini bu ikiliye vererek yazımı Bertrand Russel’in bir sözüyle bitiriyorum:
“Dünyanın ana meselesi; akıllılar hep endişe içindeyken, aptalların küstahça kendilerinden emin olmalarıdır.” Sonuçta, "kifayetsiz muhterisler" her zaman ve her yerde daha hızlı yükselecekler ve daha yukarılara çıkacaklardır.
Etrafınıza bir bakın, uzmanlara hak verecek misiniz?
