Seyyah-ı Fakir
Beykoz’da yaşamak bir masalda yürümektir
Beykoz’da yaşamak bir masalda yürümektir! (İstanbul Boğazı’nın tam ortasına dökülen Küçüksu Deresi’nden, Karadeniz’e kadar olan kısım Beykoz’dur. Yani Asya kıtasının tam da kuzeybatı ucu… Küçüksu Kasrı, Anadoluhisarı, Hıdiv Kasrı, Paşabahçe ve cam işleri, Beykoz Kasrı, Yuşa tepesi, . . Tokat köyü, Akbaba, Anadolu kavağı ve Ceneviz (Yoros) Kalesi, Karadeniz’in […]
Balı mı kesir, balık mı esir?
O gün, sabahın erken saatinde işyerine gelip, masamın üzerinde ve çekmecelerimde ne varsa hepsini bir koliye doldurup üstüne adımı yazmıştım… İşe gelmeye başlayan arkadaşlarla merdivenlerde vedalaşmış… Cağaloğlu’ndan koşarak Sirkeci’ye inmiş… Bindiğim arabalı vapur beni Harem’e, Harem’de bindiğim otobüs ise Balıkesir’e götürmüştü… Şu an bile aynen hatırımda Eminönü, Sultanahmet, Topkapı Sarayı’na doğru son bakışım: Vapurun […]
Nazlı ili ve pehlivan develeri
İnandım ki; “bir adamı devesinden ayırmışlar da zavallı kahrından ölmüş” derseler, doğrudur…Öğrendim ki; deve denen mübarek hayvan hiçbir hayvanda olmayan özellikleriyle insanoğlunun binyıllardır dostudur ve sahibine at gibi yakındır…Anladım ki; bu ülke insanının köklerinden gelen muhteşem deve kültürü sanki kasıtlı olarak horlanmış, unutturulmaya çalışılmıştır, ama nafile… Bir kere deveyle göz göze gelen […]
