2012
2012 yılında Türkiye Gazetesi’nde Stop Köşesi’nde yayınlanan yazılar…
Today… [28 Aralık 2012 Cuma]
Kulağında mp3player, Rihanna’nın "Where have you been"ini dinliyor ve bir yandan da Christmas için süslenen sokaklara bakıyordu. Birkaç adam daha şimdiden Aziz Nicholas’ı temsil eden kıyafetler içine girmişti. Yine hemen her vitrin kırmızı külahlar, kırmızı mumlar, kızak çeken geyikler, hediye çorapları; mumlar, minik çanlar, yeşil çamlar ve Noel Baba maskotlarıyla yeniden düzenlenmişti… Acıkmıştı. Canı Mc […]
Eyvah, 21 Aralık!.. [21 Aralık 2012 Cuma]
E peki ne olmuş 21 Aralık ise? Hiç, ama 21.12.12 tarihinde bir terslik var! Çinlinin biri dağın başında inşa ettiği kocaman teknesindeymiş bugün. Pek çok Amerikalı toprağın altındaki özel sığınaklara saklanmış. Bazısı da Şirince isimli köyü doldurmuş, hem de balık istifi… Soru: Ne yaptığını sanıyor bunca insan? Veya, Allah’tan kaçabilmek mümkün mü? {*}{*}{*} Cevap şu […]
Anne sütü gibi… [14 Aralık 2012 Cuma]
Herkes her şeyi her şekilde sevebilir, derken; sevmenin en masumu, sanki bir anne sütü gibi damladı zihnime: O damla; benden beni istemiyordu, kendini bana veriyordu… O damla; bana kendini yüklemiyordu, bende ben oluyordu… O damla; bana karıştığında artık hiçbir yerimde yoktu ama her şeyimde vardı… Anne sütü anne değildi, yemek değildi, içecek değildi; bir sade […]
Vazgeçmeye hakkın yok! [07 Aralık 2012 Cuma]
(İhtiyacım vardı, tekrar ve kendim için okudum!) Sevdiği veya güvendiği savaşçılarını kaybettiğinde oturup ağlayan komutan, biraz sonra perişan olmaya mahkûmdur! Çünkü bir komutanın, savaşırken üzülmeye hakkı yok! Bir ova dolusu insan, seni "ardına düşülecek kişi" bilmişken… Bir […]
Otlar ve çınar ağacı [30 Kasım 2012 Cuma]
Bazıları zanneder ki; otlarla, ağaçlar arasında büyük farklar var… Var mıdır gerçekten? Veya varsa, nedir fark? {*}{*}{*} Otlar da ağaçlar da aynı topraktan beslenirler, aynı dereden su içerler, aynı rüzgârın altında dururlar ve aynı güneşin ışığıyla yıkanırlar. Fakat hiçbir ot, hiçbir zaman, bir çınar ağacı olamaz… Bir çınar ağacı ise, ot olarak kalamaz! {*}{*}{*} Her […]
İstikbâli kurtarmak! [25 Kasım 2012 Pazar]
Herkes bir şeyleri kurtarmaya çalışıyor şu dünyada… Biz; istikbâli kurtarmaya çalışalım! Nedir istikbâl? Gelecek zamanlardır. Üzerinde “umut” yazan tohumların ağaç olduğu zamandır. Fakat önce, bu “ümit” tohumlarının; “sağlam olarak” toprağa konulmasıdır istikbâl… Hatta çevresinin kazılması, yaban otlardan arındırılması, damla damla sulanması, lokma lokma beslenmesidir istikbâl ve filizlerinin ezilmekten, kırılmaktan korunmasıdır. İstikbâl; bir sonuç gibi görünür […]
Uzun ve mutlu yaşamak… [23 Kasım 2012 Cuma]
Araştırma yapmışlar; "dünyanın neresindeki insanlar uzun ve mutlu yaşıyor ve acaba bunun sebebi nedir" diye… Cevabını merak eden çıkar mı aramızdan? Bulmuşlar da birkaç yer. Yaş ortalaması 120 olan bu adadaki insanların üç ortak özelliği olduğunu fark etmişler: Burada, bir çocuk doğar doğmaz, yakın çevresindekilerden ona 6 tane (ister kan kardeş deyin ister can kardeş) […]
Şehir çöplüğünde beslenmek! [18 Kasım 2012 Pazar]
Bazı uyarılarla karşılaşmış olabilirsiniz; çöplüklerde dolaşan sokak köpeklerinin başına gelenler hakkında. Ağız ve yüzlerinin kesilmeleri, daha da kötüsü yedikleri şeylerden zehirlenmeleri ve bundan bile kötüsü; zehirlendiklerini anlayamayıp, her çeşit zararlı maddeleri yavaş yavaş almaları, hatta bunları yavrularına da taşımaları/emzirmeleri hakkında. Bu zavallılar için ne yapmamız istenir bizden, biliyorsunuz değil mi? Onların, çöpe attığımız poşetleri yoklayacaklarını […]
İki takvim [16 Kasım 2012 Cuma ]
Kamerî takvim çağ dışıdır ve onu gericiler kullanır, gibi sözler ya bir hainin iftiraları veya bir cahilin saçmalıklarıdır! Çünkü kamer, yani bizim “Ay” dediğimiz gök cismi; açıkça inanlara zaman belirleyici olarak yaratılmıştır. Bizler iki ayrı takvim kullanmaktayız. Her ikisi de doğrudur. Bunlardan biri şemsî takvim (güneş takvimidir) ki; dünya ile ilgili ekim, dikim, hasat, okul, […]
Suffa -2- [11 Kasım 2012 Pazar ]
Bindiğim minibüsten Kozyatağı hizasında inip eve yöneliyorum. Hemen işe başlayıp hafta sonu kolaylamam lazım. Yolun sol tarafından gidiyorum. Yaklaşık elli metre sonra eve varacağım. O sıra arkamdan bir araba gelmiş, tersten bana yaklaşmış. Yanımda durunca baktım ki Levent, soyadı ise Geylan!.. Suadiye’de oturuyor ve nedense bugün eve giderken yolunun tamamen dışında kalan ve hiç geçmediği […]
Suffa [09 Kasım 2012 Cuma]
Yirmi seneyi geçti, 90’ların başıydı. Gülhane’nin köşesindeki Seyir Köşkü ile karşılıklı duran meşhur “Babıali Kapısı” önünde tramvay yolundan ayrılan… Ve diklemesine, Cağaloğlu’ndaki Üretmen Han’a doğru tırmanan sokağın ortasındaki bir iş hanında odam var. Elli santimlik bir kartonun başında çalışıyorum. Hafta içinde “Suffa isimli vakfa amblem olarak Mescid-i Nebevi çizilecek” dediler. “Suffa ne demek” dedim, anlattılar: […]
Büyüdüm… [04 Kasım 2012 Pazar]
Beni herkesin dinlediğini, ve beni herkesin anladığını zannediyordum… Büyüdüm; Ve beni bazılarının anlamadığını, çünkü beni bazılarının dinlemediğini anladım. {*}{*}{*} Beni herkesin anlamadığını görüp, bazılarının beni dinlemediğini zannediyordum… Büyüdüm; Ve problemin; beni dinlememekten değil, dinleyip de anlamamaktan kaynaklandığını anladım. {*}{*}{*} Beni dinleyenlerin, beni anlamadan dinlediklerini zannediyordum… Büyüdüm; Ve insanların beni anlamadan dinliyor olmadıklarını… Meğer, […]
Bir güllü hikâye [02 Kasım 2012 Cuma]
Bol yağmur yağmış. Hepsi de güneş altında. Kısa zamanda bütün güller yeniden açmış… Ve hatta dipten fışkırır gibi uzayan üvey saplar, sanki birer kamış gibi uzayıp uçlarından da çiçek vermiş. Bunların tek anlamı var; veda öncesi budanıp temizlenmeleri lazım… İşte bayram dönüşü, parmaklarımdan omuzlarıma kadar çok sayıdaki iz ve çiziğin hepsi birer gül yarasıydı! Keserken […]
“Muayede” başlasın! [28 Ekim 2012 Pazar]
Geçmişimizden seçilmiş anekdotlar geleceğimize ışık tutan el lambaları gibidir. Anlatmaya ve dinlemeye değen bu minik hikâyeleri severim. Bakın, Ayşe Osmanoğlu, babası Sultan Abdülhamid Hân dönemine ait bir hatırasını şöyle anlatıyor: ….. “31 Mart 1901, Kurban Bayramı… Dolmabahçe Sarayı’na gitmiş, bayramlaşmayı seyretmek için locaya yerleşmiş, seyre dalmıştık. Aniden şiddetli bir yer sarsıntısı başladı… Saray yıkılıyor zannıyla […]
Bayram, müjdedir! [26 Ekim 2012 Cuma]
Bayram, müjdedir! Mübarek Kurban Bayramınızı tebrik ediyor… Nice bayramlara sağlık ve huzur ile, hep birlikte kavuşmayı diliyorum. Bayram, müjdedir!.. Bayramlar manevî kurtuluş limanlarıdır; yolunu bulan gemiler için… Bayram, müjdedir!.. Torunların köşeden çıkıvermesini gözleyen dedeler, telefonun çalıvermesini bekleyen anneler için… Bayram, müjdedir! Bayramları müjde bilenler için, bayramlarda müjde bekleyenler için. Ve ayrıca, böyle ümit dolu […]
Ustalar ve fırçalar! [21 Ekim 2012 Pazar]
Önceki gün bahsettiğim; “Medyanın Usta Fırçaları” sıfatıyla davet edildiğimiz kahvaltı ile başlayan kırk yazı çıkarabilirdim. Ama içlerinden bir konu seçmem lazımdı. Meramımı, gündemdeki bir cümleyle anlatacağım: “Toplum, içinden yeni yeni genç nüfuslar çıkaramazsa ülke yaşlanır, durağanlaşır ve nihayet yok olur!” Çizgi dünyasında da; fırçaları minik eller tutmuyorsa, bir gün gelir bu sanat durağanlaşır ve nihayet… […]
Medyayı kim çizer! [19 Ekim 2012 Cuma]
Şimdi bir insan düşünün; hızla geçen hayatın mermer gibi sert yüzünde, dişleri ve tırnaklarıyla izler açmaya çalışan… Bir insan düşünün; kalemiyle, fırçasıyla ve bütün hayal gücüyle “eser” bırakmaya çalışan… İşte böyle, herkesin uyuduğu saatlerde didinen… Herkesin koştuğu zengin edecek yollara aldırmayıp, içinin zenginliklerini insanların önüne dökmeye uğraşan kişilere; “sanatçı” diyoruz!.. Onların pek çoğu kendileri için […]
Tims’ah!.. [14 Ekim 2012 Pazar]
Bir timsahın gözlerini kapatabilirseniz neler olacağını tahmin edebiliyor musunuz? İşte bazıları bunu planlayarak yapıyor: Gözlerine bir timsah kestiriyorlar. Sonra onun gözlerini kapatmanın yolunu arıyorlar. Zor olan, yani hesap kitap gerektiren işte bu kısım. Çünkü uzun zaman beklemek gerektirebiliyor… Ondan sonrası ise onlar için kolay fakat timsah için acı bir süreç… Onlar sadece bekliyorlar, kontrollü biçimde. […]
Daha da güzel olmak ister misiniz? [12 Ekim 2012 Cuma]
Gözlerinizin daha güzel olmasını ister misiniz?.. ….. BEN, BANA BAKTIĞINIZDA, ÇOK GÜZEL GÖZLER GÖRMENİZİ İSTERİM… ….. Öğrendim ki; Güzel gözlerim olmasını istiyorsam, İnsanlara SEVGİYLE ve İYİLİKLE BAKMAM gerekiyormuş… {*}{*}{*} Dudaklarınızın daha güzel olmasını ister misiniz?.. ….. BEN, BANA BAKTIĞINIZDA, ÇOK GÜZEL DUDAKLAR GÖRMENİZİ İSTERİM… ….. Öğrendim ki; Güzel dudaklarım olmasını istiyorsam, İnsanlara SEVGİYLE ve DOĞRULARLA […]
İnsan yetiştirmek… [07 Ekim 2012 Pazar]
Beykoz’daki Ziya Ünsel Ortaokulu‘nda okudum. Orası dünyanın en güzel yerlerinden biridir… Üç kıtanın hâkimi ve hâmîsi Osmanlı’nın köşk yapmak için seçtiği mekân ile -bizim zamanımızda sadece temelleri duruyordu- aramızda sadece bir taş duvar vardı. İkişer üçer katlı bloklar halindeki okulumuz Abrahampaşa Korusu’nun içindeydi. Ağaçların arasından baktığımızda, İstanbul Boğazı’nın Beykoz önünde sanki bir göl haline gelen […]
