Kırkambar (Her yönüyle zeytinyağı)
Yağlar, insan hücreleri ve dokular için hayati önem taşır.
İnsan vücudunun canlılığını devam ettirebilmesi için lazım olan enerjinin büyük bir kısmı, yağlar tarafından karşılanır.
Yağlar, hücre içi organelleri, hücre membranı ve sinir hücreleri için elzemdir.
Vücutta yağ, dokuda depolanır ve gerektiğinde enerji için kullanılır.
A, D, E, K gibi bazı vitaminler, yağda erirler. Bu vitaminlerin kana karışabilmesi için, vücutta belli oranda yağ lazımdır.
ZEYTİNYAĞININ BİYOLOJİK DEĞERİ
Yağ, özellikle eritrositler ve lenfositler için lazımdır. E vitamini, kalp kası ve
hormonal salgılar üzerinde çok mühim tesir yapar. Kısır ailelere, uzun yıllar E
vitamini kürleri tatbik edilmiştir.
Zeytinyağı, antioksidan elementleri ihtiva eder. Bunlar da hormonlara destek olup, hücre
farklılaşmasının gelişimine, hücre zarının oluşumuna yardımcı olurlar.
Zeytin ağacının; dalları, yaprakları ve reçinesi olduğu kadar, yağı da yıllardır
ilaçların bileşimlerinde yer alan tabii maddelerden birisidir. Tabii bir ilaçtır.
ZEYTİNYAĞINDAN ANTİBİYOTİK
Zeytinyağındaki “fenol” adlı bileşeni, antioksidan ve pıhtılaşma karşıtı
özellikleriyle kalp için iyi bir koruyucudur. Fenol, en fazla saf zeytinyağlarında bulunur.
Yapılan araştırmalarda, zeytindeki polifenollerin içerisinde bulunan
sekoiridoidlerin, insanların solunum ve sindirim sisteminde hastalık yapan bazı
mikroorganizmalar üzerinde önleyici tesiri olduğu tespit edildi. Bu sekoiridoidler,
yeni antibiyotikler geliştirilmesinde mühimi bir kaynak olabilecektir.
Zeytin ürünlerinde bulunan biyofenoller; insan hayatı için önemli olan antioksidan,
serbest radikal antagonizm ve antimikrobiyal aktivite göstermektedir.
FENOLİK BİLEŞENLERİN FAYDALARI
-Hücrelerdeki oksidatif hasarı ve sağlıklı kalmayı sağlayıcı, hastalıklardan koruyucu, hastalıkları iyileştirici.
-Kandaki kolesterol seviyesini azaltıcı,
-Lipit peroksidasyonu önleyici,
-Düşük yoğunluklu lipoproteinlerin (LDL) oksidasyonunu önleyici ve miktarını düşürücü,
-Kardiyovasküler kalp hastalıklarını önleyici,
-Çeşitli kanser (kolon, prostat ve göğüs) ve trombik (pıhtılaşma) hastalıkların oluşumunu engelleyici,
-Merkezi sinir sistemi dejenerasyonunu önleyip ve serbest radikalleri yok ederek yaşlanmayı geciktirici.
-İltihap kurutucu ve kanamayı durdurucu,
-Zeytinyağındaki, hidroksitirosolun, insan eritrositlerini oksidatif tehlikeye karşı koruyucu etkisi.
HYDROXYTYROSOLÜN FAYDALARI
Antimikrobiyel ve antikanserojen aktivite,
Damar genişletici, tansiyonu ve kan şekerini düşürücü etki,
Serbest ve süperoksit radikalleri yok edici,
Eritrositlerin oksidatif zarar görmesini azaltıcı,
DNA hasarını ve LDL oksidasyonunu önleyici,
Tromboksan seviyesine yardımcı,
Menopoz sonrası kadınlarda kolesterolün yükselmesini engelleyici, ve kolesterolü
yüksek kişilerde LDL peroksidasyonunu azaltıcı,
Apoptosisi teşvik edici ve tümör hücrelerinin çoğalmasını önleyici etkilerdir.
Zeytinyağı, Omega-6 yağ asidinin, omega-3 yağ asidine oranını da düzenlemektedir. Bu
oranlardaki dengesizlik, hastalıklar ve kanser de dahil olmak üzere, kalp ve
bağışıklık sistemi ile ilgili birçok hastalığın ilerlemesine sebep olur. Düzenli
kullanıldığında zeytinyağının, kalbe, diyabete, aşırı şişmanlığa, hücre
yaşlanmasına, safra kesesi taşlarına, hatta bazı kanserlere karşı korunma sağladığını biliyoruz.
FDA, günde 2 çorba kaşığı zeytinyağı yemenin, koroner kalp rahatsızlığı (CHD) riskini azalttığını duyurdu.
Zeytinyağı, kalbimiz için altın değerinde bir nimettir. Zeytinyağı tüketiminin öncelikli etkisi; Kalp-damar hastalıkları riskini azaltması ve hastalık oluştuktan sonra tekrarına mani olmasıdır.
Zeytinyağı, ihtiva ettiği selenyum sebebi ile özellikle kalp-damar rahatsızlıkları ve
kanser için faydalı olduğu modern tıp tarafından da ifade edilmektedir. Damar sertliği ve kalp krizi (enfarktüs) riskine karşı en tesirlii ilaçlardan biridir.
Zeytinyağını fazla miktarda tüketenlerin kalp krizi riski, zeytinyağını nadir tüketenlerle karşılaştırıldığında, % 82 düşüklük göstermektedir.
Yüksek miktarda mono-doymamış yağ alan popülasyonlar, düşük oranda kalp hastalıklarına sahipler. Mono-doymamış yağların en büyük kaynağı elbette zeytinyağıdır.
Zeytinyağında bulunan anti-oksidan madde, kalp krizi ve kalp çarpıntısına karşı en büyük koruyucu özellik gösterir. Söz konusu DHPEA-EDA anti-oksidanı, zeytinyağındaki diğer bileşenlerden çok daha fazla kırmızı kan hücrelerini zarardan korur.
Rafine edilirken yada ısıtılırken pek çok yağ asidinin kimyasal yapısı değişir.
Bunların, kalp-damar hastalıklarının ortaya çıkmasında çok büyük tesirleri vardır.
Natürel sızma zeytinyağı ise, bu riski taşımamaktadır.
Aslında, besinlerden alınan kolesterolle oynamanın, kandaki kolesterol miktarının değişmesinde pek az etkisi vardır. Zeytinyağı, vücutta kolesterol dengesini de sağlar.
Zeytinyağıtüketimi, LDL oksidasyonuna karşı koruyucu rol oynar. Zeytinyağı, arterlerde çökelen yağların sebep olduğu LDL‘den kaynaklanan kalp rahatsızlıkları riskini azaltır.
Organizma içinde LDL lipoproteinleri, metabolizmaya ilişkin çok çeşitli işlevlerini
yerine getirebilmeleri için, hücrelere ihtiyaçları olan kolesterolü götürmekle vazifelidirler. Bununla birlikte serbest radikal fazlası olduğunda, LDL
lipoproteinleri oksitlenir ve her zamanki işlerini yapamaz hale gelir. Böylece damar
duvarlarının hücrelerinde yığılırlar. Hücreler de sonunda bu yüzden ölürler. Damar duvarı yağla dolar.
Ne var ki, oleik asitten yana zengin olan LDL‘lerin, oksidasyona karşı normalden
daha dirençli olduğu çalışmalarla kanıtlanmıştır. Zeytinyağının; kandaki LDL
kolesterolünü azaltırken, HDL kolesterolünü artırdığı ve kalp hastalığı riskini
azaltmaktadır.
Dünya sağlık teşkilatı(WHO), kalp krizi ve kalp hastalıkları riskinin en alt düzeyde
bulunan bölgenin, Girit adası olduğunu rapor etmiştir.
– Yüksek karbonhidratlı ve düşük yağlı diyet tüketen toplumlarda düşük HDL
kolesterol ile düşük LDL kolesterolün birlikte bulunması korner riski artırmazken,
yüksek DYA içeren diyete bağlı olarak LDL’nin yükseldiği toplumlarda daha yüksek HDL
seviyesine rağmen koroner riski yüksektir. Yüksek hayvansal yağ içeren diyetlerin
LDL-HDL oranını, düşük yağ içeren veya çoklu doymamış yağ asitinden (ÇDYA) zengin
diyetlere kıyasla daha fazla yükselttiği görülmüştür.
Laurik, miristik ve palmitik asit birlikte tüm DYA’ların başında gelirken, mistrik
asit tereyağında, hurma çekirdeğinin yağında, hindistan cevizinin yağında
bulunmaktadır. Son ikisi aynı zamanda çok yüksek oranlarda laurik asitte içerirler.
Bu üç yağlardan hangisinin kolesterol yükseltme potansiyelinin en fazla olduğu hala
tartışma konusudur. Her üçününde LDL kolesterolünü yükselttiği yapılan çalışmalarda
gözlenmiştir.
DYA yerine linoleik asit konulduğunda total kolesterolde düşüşe neden olmaktadır.
Zeytinyağı sağlıklı lipit düşürücü diyete yararlı katkıda bulunur. Diyetteki başlıca
tekli doymamış yağ asidi oleik asittir. Oleik asit zeytinyağında hakim olan yağ
asididir.
Düşük yağlı, yüksek karbonhidratlı diyetler total ve LDL kolesterol
konsantrasyonlarını anlamlı olarak düşürürken aynı zamanda kesinlikle HDL
seviyesindede düşüşe neden olur.
Zeytinyağı, kalp atışlarının düzenlenmesine yardımcı olur. Kalp ve karaciğer
hastaları, sabahları aç karnına bir çorba kaşığı içilebilr.
ZEYTİNYAĞI: HİPERTANSİYONDA FAYDALARI
Düzenli zeytinyağı tüketimi arteryal kan basıncını düşürüyor ve kontrol altında tutuyor.
İtalyan erkeklerinin oleik asit seviyeleri yüksek ve kan basıncının düşük olduğu bulunmuştur.
Ekstra virgin zeytinyağı, anti-hipertensif ilaç tedavilerine ihtiyacı mühim
derecede azaltmaktadır.
Zeytinyağı günlük tüketimde en az 4 hafta kullanıldığında, iskemik kalp hastalığı
riskini düşürür.
Zeytinyağı günlük 2/3 çorba kaşığı alındığında, büyük tansiyon 5 mm Hg, küçük
tansiyon ise 4 mm Hg düşer. Halk tabiri ile 0,5 ve 0,4 düşer.
Yani 12,5 ve 8,4 ise, 12 ve 8 olur.
Sarımsaklı zeytinyağı: Astım, damar sertliği, yüksek tansiyonda kullanılır.
ZEYTİNYAĞI TROMBOZA KARŞI
Zeytinyağı, düzenli tüketildiğinde, kanın viskozitesini azaltarak dolaşımını
kolaylaştırdığı için, kalp ve damarlarda kan pıhtılaşması riskini hafiflettiği biliniyor.
Doymuş yağ asitleri, tekli ve çoklu doymamış yağ asitlerine göre eritrositlerin
topaklanmasına daha çok sebep olurlar. Bu da trombozun ortaya çıkmasını
kolaylaştırır. Zeytinyağı, yükselmiş fibrinojen seviyelerini düşürür. Kan
hücrelerinin kümeleşmesinde rol oynayan faktörlere karşı etki göstererek, kan
damarlarında pıhtılaşma riskini azaltır.
ZEYTİNYAĞI VE TRİGLİSERİT
Trigliseritleri düşürmek için, glusidleri(nişasta şekerli gıdalar- iyi glusidler:
düşük kan şekeri endeksine sahip olanlar) düşürüp, tekli doymamış olmaları koşuluyla
yağları artırmak daha iyi bir yoldur.
ZEYTİNYAĞI: ANTİOKSİDANDIR
Zeytinyağının içindeki polifenoller güçlü antioksidanlardır. Başta E vitamini
olmak üzere çok sayıda antioksidan madde ihtiva eden zeytinyağı, hücreleri yeniler, doku
ve organların yaşlanmasını geciktirir.
Zeytinyağı, sağlık genini ikaz eder, sağlıklı ve uzun hayat yaşamayı sağlar. Zeytinyağı tüketiminin, oksidatif stresten acı çeken insanların hayat kalitesini artırmaktadır.
Vitamin deposu olan zeytinyağının ihtiva ettiğii K vitamininin, karaciğer, damar
çeperleri, alyuvarlar, adaleler ve beyin gibi önemli dokular üzerinde koruyucu
etkisi olduğu biliniyor.
Zeytinyağının etkilerinden faydalanabilmek için, düzenli olarak günde 20-30 gram (2
çorba kaşığı) zeytinyağı tüketilmelidir.
ZEYTİNYAĞININ: SİNİR SİSTEMİ VE BEYİNDEKİ ETKİLERİ
Zeytinyağı, yaşlanmanın hem umumi olarak doku ve organlar, hemde beyin fonksiyonları
üzerinde ki etkilerini geciktirmektedir. Osteoporozu ve Alzheimerdeki hafıza kaybını
önlemeye yardımcı olur.
Zeytinyağında bulunana linoleik asit, prostaglandin denilen ve insan hücrelerinde
bulunan, vücudun kendini yenilemesinde önemli yeri olan maddenin üretimini sağlar.
Özellikle sinir hücrelerinin gelişmesinde rol oynar. Devamlı alınması lazım olan bir
yağ asididir. Ve bunun için de zeytinyağı, en iyi kaynaktır.
Zeytinyağı, hamilelikte, bebeğin hücre ve sinir sisteminin oluşturulmasında önemli
bir etkiye sahiptir. – Bunların yanı sıra beyin damarlarının sağlığına da müsbet etkisi vardır.
ZEYTİNYAĞI: KANSERLE MÜCADELE EDİYOR
Zeytinyağı, kanserle ilişkilendirilen serbest radikallere karşı savaşan antioksidanlar yönünden iyi bir kaynaktır. Oksidasyon, bazı kanserlerin sorumlusudur. Antioksidan bileşikler, serbest radikalleri bağlarlar ve peroksidasyona karşı koruma sağlayarak, kanserden korunmada rol oynar. Zeytinyağında bulunan, alfalinolenik asitleri (Omega 3) düzenli kullanıldığı takdirde bazı kanser
türlerine karşı, korunma sağlamaktadır. Zeytinyağında bulunan E vitamini, birçok kanser türüne karşı vücudumuzu koruduğu araştırmalar ile belirlenmiştir.
Zeytinyağının içinde bulunan Oleiprine adlı madde sayesinde hücreler yenilerek hücreleri kansere karşı koruyor.
Köpekbalığı kıkırdağında bulunan anti-angiogenesis ve karaciğerinden çıkarılan
squalene maddesi, dünyanın en önemli kanser ilacının yapımında kullanılmaktadır.
Squalenen, en çok geleneksel metodlarla çıkarılmış %2 oranında sızma zeytinyağında vardır. Günde en az 100 ml zeytinyağı tüketen bir kişi, gerektiği kadar Squalene almış olur. Squalene maddesi, tümörlerin yok edilmesinde yapıtaşı niteliğindedir.
Bağırsak Kanserleri: Zeytinyağının yapısında bulunan mono-doymamış yağ asitleri,
sindirim kanalında, kalın barsak kanseri oluşumunda rol oynayan, safra asitlerinin
üretimini azaltırlar. Yağlar midede değil, bağırsaklarda sindirilmektedir.
Zeytinyağı, bağırsak boyunca mukoz membranın bütünlüğünü sağlayarak, kolon kanserini
önlemeye yardımcı olur. Barsak mukusu üzerindeki koruyucu etkisi nedeniyle,
zeytinyağı tüketen kişilerde, kalın barsak (kolon) kanseri görülme riski, daha düşük orandadır. Hatta kolon kanserine karşı ilaç olarak kullanılabileceğini belirtilmiştir.
Zeytinyağının, kalın bağırsakta bulunan ikincil öd asidi üzerindeki etkisi, vücudu
barsak kanserine ve ileride oluşması muhtemel kolorektal kansere karşı korumaktadır.
Zeytinyağı, safra asidi miktarını azaltıp ve bağırsaklardaki hücre yenilenmesini
düzenlediği düşünülen faydalıı enzim miktarını artırmaktadır.
Safra kesesinin düzenli boşalmasını sağlaması nedeniyle, keseleşme riskini azalttığı
ve ülser oluşma riskini azaltırken, mevcut ülserin de iyileşmesini kolaylaştırmaktadır.
Meme Kanseri: Günde bir çorba kaşığı zeytinyağı almanın, aynı anda başka yağlı
maddeleri azaltmak koşuluyla, meme kanseri riskini % 45 oranında düşürdüğü tespit edildi.
Zeytinyağı bazı habis tümör türlerine karşı koruyucu bir etkiye sahiptir: Prostat,
göğüs, kolon, pullu hücre ve yemek borusu tümörleri gibi.
Oleik asit, meme kanserinin tetikleyicilerinden olan Her-2/Neu ya da ERB B-2
adlarıyla bilinen genin harekete geçmesine mani olmaktadır. Meme kanseri
hastalarının %30′unda, bu genin aktif olarak rol oynamaktadır.
Sızma zeytinyağında, anti-kanser kimyasalları tespit eden araştırmacılarda, bu
kimyasalların, göğüs kanseri riskini azalttığını belirtiyorlar. Polifenol, göğüs
kanseri geni HER2‘yi engelliyor.
Bilim adamları oleik asitin en fazla zeytinyağında bulunduğunu, bu sebeple
tüketiminin çok mühim olduğuna dikkat çekiyorlar.
Rahim Kanseri: Ağırlıklı olarak zeytinyağı ile beslenen kadınlarda %30 oranında
rahim kanseri riskinin azaldığıyapılan araştırmalarla görüldü.
Prostat Kanseri: Zeytinyağı gibi nebati/bitkisel yağlarda bulunan ß-sitosterol‘ün, prostat
kanser hücrelerinin oluşumunu engellemede yardımcı olmaktadır. ß-sitosterol‘ü,
hücrelerin bölünmemesi emrini veren hücre içi haberleşme sistemini güçlendirip,
hücre büyümesini kontrolsüz hale gelmeden kansere mani olmaktadır.
Deri Kanseri: Skualen, deriyi ultraviyoleye dayanıklı hale getirir. Güneşlendikten
sonra vücuda sürülen yüksek kaliteli natürel zeytinyağı, tümör oluşum riskini
azalttığı için deri kanserine karşı korumaya yardımcı olduğu tespit edilmiştir.
Keratin proteini, oksidasyonunu önleyerek saçların yumuşak ve parlak kalmasını,
tırnakların soyulmasını ve kırılmasına mani olmakr.
ZEYTİNYAĞI VE AIDS HASTALIĞI
Zeytinyağı, AIDS hastalığının sebepi olan HIV mikrobuna karşı savaşmaktadır.
Enfeksiyonun tüm vücuda yayılmasına mani olur. Granada’daki bilim adamları yaptıkları
çalışmada, zeytinyağı kullanımının, AIDS mikrobu olan HIV‘in yayılmasını %80
seviyesinde azalttığını gösterdiler.
MİDE VE SİNDİRİM SİSTEMİNİ KOLAYLAŞTIRIR
Zeytinyağı, mide tarafından en iyi tolere edildiği, başka bir deyişle hazmı en kolay
yağ olduğu için, vücudun vitamin ve mineralleri almasını da kolaylaştırır.
Zeytinyağı gastrik hareketliliği azaltır.
Zeytinyağının, mide iç zarını koruyarak, ülser gelişimini engeller. Sindirim ve
emilim sistemi bozuklukları, barsak hastalıklarını önler. Sıcak ve soğuk
tüketildiğinde, mide asitliğini ayarlar, gastrit ve ülsere karşı koruyucudur.
Zeytinyağında bulunan polifenoller, Helicobacter pylori bakterisinin neden olduğu
enfeksiyonu önlemektedir.
Araştırmacılar, daha önceki çalışmalarda yeşil çay, kızılcık şurubu ve bazı diğer
tabii besinlerin, H.pylori‘nin gelişmesini inhibe ettiğini gösterdi. Midenin asidik
ortamında yaşayabilen bu bakterinin, peptik ülser ve gastrite sebepn olduğu bilinmektedir.
Zeytinyağında bulunan polifenollerin yarısı, gastrik sıvının su fazına difüze
olabiliyor ve bu fenoller, en yüksek anti-H. pylori aktivitesi gösteriyor.
Bütün yemeklerde sadece natürel sızma zeytinyağı kullanan hastalarda, ülser
yaralarının kapanma oranının % 55 olduğu tesbit edilmiştir.
Sabah aç karnına, sindirimi kolaylaştırmak, mide yanması ve gaz problemlerine,
iştahsızlığa karşı mideyi güçlendirmek için, bir çorba kaşığı sızma zeytinyağı içilmelidir.
Kuru incir ve zeytin, mide ağrılarına, hatta ülsere karşı şifadır: Kırk tane kuru
incir, ortadan yarılarak bir kavanoz içine konur. Üzerlerini kapatacak şekilde sızma
yağı dökülür. İncir zeytinyağının içinde kırk gün bekletilir. Sonra, her sabah aç
karnına, kavanoz bitinceye kadar bir incir alınıp yenilir.
-Basur şikayetlerini giderir; sıcak olarak içilmeli.
ZEYTİNYAĞI TABİİ MÜSHİLDİR
Zeytinyağı, ince bağırsağı çalıştırıp kolesistokinin salgısını artırarak, kabızlığı
önler. Zeytinyağı, katı yiyeceklerin sindirimini ve bağırsaklardan geçişini
kolaylaştırır. Zeytinyağının barındırdığı bitkisel müshil, vücudun sindirim
sistemini korur ve tabii bir müshil gibi çalışır. Bunun için, sızma zeytinyağı, tek
başına yada biraz limon suyu ile de karıştırıp alınabilinir. Bir çorba kaşığı
zeytinyağı ile orta büyüklükte bir limonun suyu karıştırarak, her sabah aç karnına içilir.
Zeytinyağı, iyi bir laksatiftir. Sürekli kabızlık çekenlerin, sabahları aç karnına
bir bardak suyla, 2 kaşık zeytinyağı almaları lazımdır. Dövülerek, içine zeytinyağı
karıştırılmış incir; mide ve bağırsakları temizlemek için yenilen bir çeşit sağlık
reçetesidir. Zeytinyağı Fitili; Kalın bağırsağı temizlemede tesirlidirr.
Bağırsak kurtlarını düşürmesinde, karın ağrısında; sıcak su ile içilmesi iyi gelir.
SAFRA KESESİ TAŞINA TESİRİ
Zeytinyağı, karaciğer ve safra kesesi fonksiyonunu ikaz ederek safrayı arttırır. Zeytinyağının hepato-biliyer(karaciğer ve safra kesesi) sistemiüzerindeki etkilerinden biri, optimal safra salgısı emilimini sağlaması ve safra
kesesini tamamen boşaltmasıdır. Karaciğerde safra tuzlarının sentezlenmesini
ikazının yanı sıra, kolesterol atılım miktarını da çoğaltır.
Sarılıkta çok faydalıdır, karaciğer ağrılarını giderir.
Zeytinyağı yenildikten sonra salgılanan kolesistokin, safra kesesi kasılmasını
uyarıp, safra kanalının bağırsaktaki ağzı olan oddi büzücü kasın, daha uzun süre
açık kalmasını sağlar. Bu da, safra kesesi tembelliği, safra taşı oluşumu ve
sindirim güçlüğü gibi sorunları ortadan kaldırır. Safra da, ince bağırsağa geçer
geçmez lipitlerin ince bağırsak mukozasından emilecek şekilde parçalanmasını
sağlar.
Devamlı ve düzenli olarak zeytinyağı tüketilmesi, böbrek ya da safra taşlarının oluşmasını
önlemektedir. Heaton, safra kesesinin kolesterolden temizlenmesine yardımcı olur.
Safra kesesi tıkanıklığında ve taşında; sabahları aç karnına 50-100 gr. zeytinyağı
alınır ve tedaviye 1 hafta devam edilir.
Oruç tutanlar, sahurda bir çorba kaşığı zeytinyağı içerse safra kesesi ve barsakları rahatlayacaktır.
Safra-böbrek sifonu tedavisi:. Zeytinyağını elma suyu, epsom tuzu(magnezyum sülfat)
ve limon suyu ile karıştırıp içilir.
Kan şekerini, pankreas tarafından salgılanan, insülin düzenler. Zeytinyağının
ihtiva ettiği, oleik asit, pankreas enzimlerinin çalışmasını uyarır.
Tekli doymamış yağ asitlerinin, kan şekerini düşürücü bir etkisinin olduğu, pek çok
çalışmayla ıspatlanmıştır. Zeytinyağının diyabetli hastalarda kandaki şeker oranını
%12 oranında azalttığı tespit edilmiştir.
Çoklu doymamış yağlarda(Omega 6), şeker hastalığına karşı mücadelede koruyucu etki
gösterir. Kandaki insülin oranının düşmesini kolaylaştırır.
Zeytinyağı, insülin direncini engeller ve kandaki glikozun daha iyi kontrolünü,
tedavinin daha etkili olmasını sağlar.
Zeytinyağı, diyabet hastalarında kalp hastalıkları riskini önlüyor.
OBEZİTE VE ZEYTİNYAĞI
Pek çok çalışma, zeytinyağının şişmanlama üzerinde dolaylı olumlu etkisi olduğunu
ortaya koymuştur. Oleik asit kandaki şekeri düşürür, böylece fazla insülini
azaltarak, insüline karşı hassasiyeti düzene sokar. Zeytinyağı, aşırı şişmanların
metabolizmasındaki bozuklukların azaltılmasında da fayda sağlar.
Ayrıca daha uzun süreli kilo kaybına sebep olur ve kiloyu korumak daha kolaydır.
MENAPOZ
Zeytinyağında bulunan, östronlar; östrojen hormonudur. Zeytinyağının, östrojen
hormonlarının takviyesi yönünden, menopoz dönemindeki kadınlar için de mühimdir.
BÖBREKLER
Zeytinyağı, böbreğin çalışmasına yardımcı olur ve böylece vücudun atıklardan
arınmasını kolaylaştırır.
Zeytinyağı, tekli doymamış yağ asitleri, böbrek taşı oluşum riskini azaltır.
Böbreklerin ıslahında, taşları düşürmede, sıcak su ile içilmesi iyi gelir.
ZEYTİNYAĞININ: BÜYÜMEYE TESİRLERİ
Doğum öncesi ve sonrasında bebek beyninin ve sinir sisteminin, sağlıklı bir şekilde
gelişebilmesi, beslenmeyle doğrudan bağlantılıdır. Zeytinyağı, çocuk gelişiminde hayati önem taşıyan yağ asitlerini, anne sütüne eş miktarda ihtiva eder. Zeytinyağındaki oleik asit, emerek beslenen bebeğin sinir dokularının gelişimi için de çok faydalıdır.
Yağsız inek sütüne zeytinyağı katıldığında anne sütü kadar tabiil bir besin kaynağı
özelliği kazanır. Zeytinyağı, aslında oldukça düşük miktarda esansiyel yağ asitleri
temin eder, fakat linoleik/linolenik oranı anne sütünde bulunana benzerdir.
Çoklu doymamış yağların yeterince alınmaması, çocukların beyin hücrelerinin
zarlarında bozukluklara, sonucunda da öğrenme güçlüğü ve davranış bozukluğuna sebep olabilir. Sinirlerde akışkanlık için gereken enzimlerde eksilmeye, retinada
rahatsızlıklara, hücrelerin bazı toksinlere olan dirençlerinde düşüşe yol açabilir.
Linoleik asidin eksikliği, gelişimin yavaşlamasına ve hatta birtakım deri
rahatsızlıklarının ortaya çıkmasına sebep olur. Çocukları raşitizmden korur.
Günde birkaç damla zeytinyağı, bebeğin gelişimine büyük katkı sağlar.
KEMİK GELİŞİMİNE YARDIMCI OLUR
Zeytinyağındaki A, D, E ve K vitaminleri, çocukların ve erişkinlerin kemik
gelişimine yardımcı olması, kalsiyumu sabitleyerek kemikleri güçlendirmesi
bakımından oldukça mühimdir. Ayrıca, kemik mineralizasyonunu harekete geçirerek kalsiyum kaybına mani olur.
Zeytinyağı, kemik oluşumunu olumlu yönde etkileyerek vücudun iskelet yapısını güçlendirir. Bu özelliği ile bir yandan büyümeye yardımcı olduğu için çocuklar, öte
yandan da kemik erimesini (osteoporoz) frenlediği için erişkinler, özellikle kadınlar için çok faydalıdır.
EKLEM ENFEKSİYONUNA MANİ OLUR
İltihap ve kireçlenme, kişide büyük ölçüde ağrı, şişme veya sertleşmeye sebep olur.
Bu da kişinin hareketlerini mühim oranda kısıtlar. Kahvaltıdan önce alınan bir
çorba kaşığı zeytinyağı, bu ağrı ve semptomları azaltır.
Giderek şiddeti artan inflamasyonun, çeşitli kronik hastalıklarda anahtar bir rol
oynamasından dolayı önem taşımaktadır. Zeytinyağının yapısında bulunan oleocanthal,
tabii anti-inflamatuar maddedir.
Zeytinyağı, mevcut en güçlü anti-iltihapsal yiyeceklerden biridir. Yapılan
araştırmalarda zeytinyağının, eklem hastalığı riskini azalttği görülmüştür. Bu
sonuca etkisi olduğu sanılan oleik asit, iltihaplanmayı kolaylaştıran maddelerin
oluşumuna karşı savaşır.
Vücuttaki tutulmaları azaltmak için, zeytinyağlı masajlar yapılır. Zeytinyağı
tortusu, siyatik, mafsal ağrılarına, sürülürse iyi gelir. Zeytinyağı, romatoid
artritleri önlemeye yardımcı olur.
KAS KRAMPLARI VE AĞRILARINDA FAYDALI
Sızma zeytinyağında, ”İbuprofen” adlı ağrı kesicilerde
bulunan bir maddeye rastlanmıştır. Genizden geçerken yakıcılık veren madde,
İbuprofene benzeyen özelliğe sahiptir. Bresling, düzenli olarak günde 50 gram soğuk
presle sıkılmış sızma zeytinyağı kullanımının, günlük olarak tavsiye edilen
İbuprofen dozajının %10′una denk ağrı kesici etkisinin bulunduğunu belirtti.
Tavsiye edildiği kadar sızma zeytinyağı yemek, migren gibi kronik ağrıların etkilerini de
azaltmaktadır.
-Aynı miktarda sızma zeytinyağı ile karanfil yağı karıştırılır. Bir havlu sıcak suya
batırılıp sıkılır ve kramp olan bölgeye birkaç dakika boyunca bastırılır. Sonra
ısınmış olan kas bölgesine hazırlanan karışım sürülür.
-Ağrıyan adaleye, zeytinyağıyla biberiye karıştırılıp masaj yapılır.
-Zeytinyağı ve birkaç damla sarımsak; eklem, diz ve tüm kemiklere iyi gelir.
-Romatizma ağrıları için, dövülmüş kuru defne yapraklarını, zeytinyağı içinde
sulandırıp krem haline getirilir, ağrıyan yere bolca sürülür.
-Ağrı, romatizma, burkulma ve adale incelmelerde; zeytinyağı sürülür veya 200 gr
taze çiçek ve yaprak, 100gr sarı papatya ile 1 kilo zeytinyağını arada sırada
karıştırarak iki saat ‘benmari’ içinde kaynattıktan sonra içindekileri süzüp ağrı
veren yerler ovulur.
DERİ YARALANMALARINDA ZEYTİNYAĞI
Kesiklerin üzerine zeytinyağı koyma alışkanlığı çok eski zamanlardan bu yana bilinmektedir. Zeytinyağının, polifenol bileşenleri, kozmetik ve ilaç sanayinde deri hasarını
önleyici olarak kullanılan geleneksel antioksidanlarla karşılaştırılmıştır.
Sonuçlar, polifenenollerin radikalleri (hücrelere, canlıya zarar verebilen) yok
etmede en yüksek etkinliğe sahip olduğunu göstermiştir.
Merhem olarak kullanılan zeytinyağı; tahrişin sebep olduğu acı ile yanmayı giderici
ve yumuşatıcı özellikleri olan losyondur.
-Zeytinyağı, derinin foliküllerine penetre olabildiği için, gerek internal gerekse
eksternal dokuların yara, irritasyon ve enfeksiyonlara karşı faydalıdır.
– Ağız içindeki yaralarda; zeytin yaprağı çiğnenir. Ağızda çalkalandığında, dişlerin
beyaz olmasını sağlar, diş etlerini korur, diş çürümelerini önler.
– Apseli ve akıntılı yaralarda; mürsafi, mesteki, sarısabır, çam sakızı, terebentin,
birer tatlı kaşığı alınarak yeteri kadar zeytinyağı ile merhem yapılır, yaraya sürülür.
– Deri yırtılmaları veya kesiklerde; zeytinyağını, arı balmumu, doğranmış soğan ve
kuyruk yağı ile karıştırarak yara merhemi olarak kullanılır.
– Düşme, çarpma sonunda oluşan morluklarda; hemen zeytinyağı sürülür.
– Zeytinyağı, kafa derisine sürüldüğünde kepekleri yumuşatarak uzaklaştırılmalarını
kolaylaştırır.
– Alerjik çocukların tedavisinde, saç dökülmesinde, çatlamış deri tamirinde;
kaynatılmış ve süzülmüş ılık zeytinyağı, tabiil bir ilaçtır.
– Keratin proteininin oksidasyonunu önleyerek saçların yumuşak ve parlak kalmasını,
tırnakların soyulmasını ve kırılmasına mani olur.
– Zeytinyağı, yağ asitleri eksikliği sebebiyle oluşan egzamaları azaltır. Eşit
miktardaki zeytinyağı, çiğ süt ve su, iyice karıştırılıp, egzamaya sürülür.
– Yaprakları ile taze dalları dövülerek, yara üzerine konulur. Siyatik için de tatbik edilir.
– Yakıcı ağrılara sebep olan zona cilt hastalığında; önce eşit oranda karıştırılan
su ve sirke ile kompres yapıldıktan sonra, zeytinyağı ile masaj yapılır.
– Cildin nemli kalma kaabiliyetinii arttırır. Cilt yanıkları, deride çizik, yara veya
enfeksiyon durumunda, üzerine merhem niyetine uygulanabilinir.
– Tıraş köpüğü yerine kullanılabilir.
– Ödem oluşmasını önleyicidir.
– Sivrisinekler ve karasinekler, zeytinyağı sürülmüş cildi ısırmazlar.
– Eğer kene yapışalı bir saatten az olmuşsa, üzerine birkaç damla zeytinyağı
damlatarak öldürülmeye çalışılır. Zeytinyağını 10 ila 15 dakika kadar tutulur, büyük
ihtimalle kene düşecektir. Eğer kene, 2 saatten uzun kalmışsa ve düşmemişse mutlaka
tıbbi yardıma başvurmalıdır.
– Denizanası ısırıklarında, tedavide zeytinyağı kullanılır. Zeytinyağından bir
miktar ısırılan bölgeye sürülür. Yine de hemen tıbbi yardıma başvurulmalıdır. Çünkü
denizanası ısırıkları, çeşitli tehlikeli komplikasyonlara yol açabilir.
– Soğuktan donmaya karşı; 3O’ar gr zeytinyağı, nane yağı ve amonyağı karıştırılır.
Söz konusu bölgeye ovarak yedirilir.
GÜNEŞ YANIĞI SONRASI ZEYTİNYAĞI TEDAVİSİ
Zeytinyağı, cildi radyasyondan korur.
– Ağrılı güneş yanıklarında, kızarmış deri, zeytinyağı ile ovularak rahatlatılır.
Güneşte aşırı kalma sonucu yıpranan cilt zeytinyağı ile onarılabilinir. Zeytinyağı,
güneşten tam bir korunmayı sağlamaz. Sonrasında oluşacak acı ve ağrıları
hafifletmede yardımcı olur.
– Aynı miktarda sızma zeytinyağı ve su karıştırılır. Mayonez kıvamında yumuşak bir
karışım elde edinceye kadar çırpılır. İlgili bölgeye sürülür.
– Güneşte uzun süre kalmaktan oluşan cilt kuruluğu için, zeytinyağı sürülmelidir.
– Yıpranmış cilt için zeytinyağı ve papatya çayından oluşan bir kompres yapılır.
İlgili bölgeye tatbik edilir.
– Yanıklarda: Yumurta akı, zeytinyağıyla karıştırılıp yanık yarasının üzerine
sürülür.- Havacıva otu, zeytinyağı ile merhem haline getirilerek yanıklara sürülür.
– Zeytinyağını, biraz tentürdiyotla karıştırarak eczanelerde satılanlardan çok daha
ucuz ve sağlıklı bir güneş yağı elde edilebilinir.
KULAK AĞRILARINDA
Kulak ağrılarını dindirmek, tıkanmış kulakları temizlemek için de iki damla ılık
zeytinyağı kullanılabilir. Ağrıyan kulak üstte kalacak şekilde, baş, bir havlunun
üzerine konulur. Birkaç dakika uzanılır. Sonra öbür tarafa dönülür ki zeytinyağı
kulaktan havluya aksın.
BOĞAZ AĞRISI VE ÖKSÜRÜKTE
Zeytinyağı, bağışıklık sistemini güçlendirir. Zeytindeki polifenollerin, salmonella,
kolera, stafilokoklar, pseudomonalar ve grip (Influenza) gibi mikroorganizmaların
gelişme hızını durdurmuş veya yavaşlatmıştır.
– Nezle ve gripte, zeytin ağacının dalları ve yaprakları kaynatılarak buharı
teneffüs edilir.
– Boğaz ağrısı için, zeytin çekirdeği, karabiber ile dövülüp, tülbent arasına
konarak boğaza bağlanır, aynı zamanda limon suyu ile gargara yapılır.
– Ses kısıklığında, zeytin ağacının sakızı, ağızda yavaş yavaş eritilerek yutulur.
– Öksürüğe karşı, zeytin ağacı sakızı, bir bardak sıcak su ile içilir.
– Reçineli yağ ise, rinofaranjit karşı tavsiye edilen bir antiseptiktir.
– Yüksek ateşte; 50 gram zeytinyağı bir litre su ile karıştırılıp kaynatıldıktan
sonra, yemeklerden önce birer çay bardağı içilir.
– Zatürre; 4 saat arayla birer kaşık zeytinyağı içilir. -Zeytinyağı ve dövülmüş sarımsak yenilir. -Ya da, 3-4 kaşık limon suyu, 1 bardak bal ve yarım bardak
zeytinyağı bir tencereye konulur. Yaklaşık beş dakika kısık ateşte ısıtılır. Her iki
saatte bir, bir çorba kaşığı içilir.
ZEYTİNYAĞI GÜZELLİKTİR
– Zeytinyağı sağlık ve güzellik kaynağıdır. Cildi besler, korur ve yumuşatır. Cildin
hem görünüşünü hem de yapısını güzelleştirir.
– Cildi tamir eder, nemlendirir, sıkılaştırır, yıpranmasını önler, saçları yumuşatır,
tırnakları güçlendirir. Cilde, temiz ve parlak bir görünüm kazandırır.
– Yüz için; 1 çorba kaşığı toz kil, biraz suya atılır, buna 1 çorba kaşığı
zeytinyağı eklenir. Karışım yüze sürülüp, 15 dakika bekletilir.
– Gözleri kuvvetlendirmek için, zeytin yaprağı külünden sürme yapılır. Ya da saf
zeytinyağı sürme gibi gözlere çekilir.
– Soğuktan, dudakların çatlamaması için, üzerlerine biraz zeytinyağı sürülür.
– Çok kuru ve çatlak elleriniz için, yarım saat kadar ılık zeytinyağı banyosu
yapılır.
– Kuru cildi nemlendirmek için: 1 çorba kaşığı sızma zeytinyağında iyice ezilmiş
avokado meyvesi hamuru, yüze sürüp yaklaşık 10-15 dakika bırakılır, sonra ılık suyla
yıkanır.
– Kırışıklıkları önlemek için haftada iki kez zeytinyağı ve limon suyuyla hafifçe
masaj yapılır.
-Saçları dökülenlere; 1 yumurta sarısı ve zeytinyağı karışımını saç diplerine
sürerek 1 saat bekletin daha sonra yıkanır, arada bir tekrarlanır.
ALTIN SIVININ: BAŞKACA FAYDALARI
– Astım hastalığı olanlar zeytinyağı kandillerini kullanabilir.
– Arı veya sivrisinek ısırıklarında, şişen bölgeye zeytinyağı sürülür.
– Mantar hastalığını önlemek için: Lapa haline getirilmiş zeytin yaprakları, gerekli
bölgeye konulup bekletilir.
– Varislere, zeytinyağı ile masaj yapılır.
– Kızartma tavalarınızı bulaşık makinasında değil elde yıkayıp, bir havluyla
kuruladıktan sonra zeytinyağıyla iyice ovarsanız ömrünü uzatırsınız.
– Evinizdeki büyük yapraklı bitkilere ya da çiçeklere ayda bir kez, bir tatlı kaşığı
zeytinyağı dökerseniz hem canlanır hem de beslenmiş olur.
– Bebeğinizin ıslak mendilini kendiniz yapabilirsiniz.
Zeytinyağı, kuşkusuz yağlı besinlerdeki bütün kategorilerin şampiyonudur. Ancak
bilhassai ne olursa olsun, tek başına optimal ve dengeli bir biçimde, gerekli yağ
asidi miktarını vücuda sağlayamaz. Bu sebeple beslenme düzenimizde başka yağlı
besinlerin de bulunması lazımdır.
