5 mins read

Kırkambar (İnsanlık ölmesin)

İNSANLIK ÖLMESİN

Hazreti Ömer (Radyallahü anh) kalabalık bir gurupla görüşme halindeyken iki gencin başka bir genci tutarak getirdiklerini gördü. 

 
"Bir meseleniz mi var?" Diye sorunca, gençlerden biri: 
"Var, Ya Emir-el müminin! Bu genç bizim babamızı öldürdü."  Hazreti Ömer (Radyallahü anh) hayretle gence dönerek;
"Ne diyor bunlar, doğru mu söylüyorlar?" Diye sorunca, genç; 
"Evet Ya Emir-el müminin doğru söylüyorlar..." dedi. Hazreti Ömer (Radyallahü anh): 
"O zaman nasıl oldu, anlat da dinleyeyim?" deyince, Genç: 
"Ya Emir-el müminin, benim çok güzel ve çok hünerli bir atım vardı. 
Atımı gören, döner bir daha bir daha bakardı. 
Yarışlarda da hep birinci gelirdi. 
Nasıl olmuşsa benim hayvan bunların bahçesine girip biraz zarar vermiş, bunu gören babaları bir taş atarak atımın ölümüne sebep oldu. 
Ben haber alıp atımı bahçede ölü vaziyette görünce sinirlendim, elimde olmadan babalarına bir taş attım. 
Attığım taş kafasına isabet etmiş... Kastım o değildi ama, adamın ölümüne sebep oldum. Çok da üzüldüm ama nafile..." dedi.
Hazreti Ömer (Radyallahü anh) anlatılanları dinledikten sonra;
"Kısasa kısas!.. Öldürmenin cezası ölümdür! " dedi. Emirin kararını duyan genç:
"Kararınıza itiraz edecek değilim Efendim. Hakkıma razıyım, ancak ben yetim biriyim ve küçük bir kardeşim var. 
Babamdan kalan altınları bir yere gizlemiştim. Ben ölürsem kardeşim onların yerini bilemez ve çok mağdur olur. 
Çünkü başka bir malımız da yok. Bana üç gün müsaade ederseniz ben de gidip kardeşimin emanetinin yerini kendisine söylerim, ondan sonra cezamı çekmeye razıyım. Şeriatın önünde boynum kıldan incedir. " dedi. Hazreti Ömer (Radyallahü anh):
"Gidebilmen için birinin sana kefil olması lazımdır, böyle bir yakının var mı peki?"  diyince genç oradaki insanları şöyle bir süzdükten sonra;
"Şu genç bana kefil olur..."
'Kefil olur' dediği insan, meşhur sahabi  Amr ibn-ül As'dır. 
Amr, tanımadığı gencin söyledikleri karşısında şaşkın vaziyettedir. Hazreti Ömer (Radyallahü anh):
"Ne diyorsun kefil olacak mısın ya Amr?" sorusuna bir an duraklayan Amr;
"Evet ya Emir-el müminin... Kefil oluyorum ve Onun yerine kalıyorum..." dedi.
Genç teşekkür edip izin alarak ayrıldı ve köyüne gitti. Bir, iki, derken üç gün çabuk dolmuş gençten hala bir haber gelmemişti.
Gencin yerine Amr'ın kısas edilmesi lazımdı. Şehrin büyükleri devreye girerek Amr'ın bir günahının olmadığını söyleyip
diyet ödeyerek bu cezadan kurtulmasını istediler. Ancak Oğullar:
"Babamızın kanına karşı kesinlikle kısas isteriz! Neden ona kefil oldu? " diyerek diyete razı olmadılar. 
Yapılacak başka bir şey yoktu. Artık Amr, kısas edilecekti. Cezanın infazı için hazırlıklar yapılmaya başladı.
 Amr' artık yolun sonuna gelmiştir. Nefesler tutulmuş, cezasının verilmesi an meselesidir. 
Alanı dolduranlar sessizce ve korkuyla infazı beklerken, kalabalığa doğru bir gencin nefes nefese koşarak geldiği görülür. Bir taraftan da:
 ''Durun! Ben geldim! Bir masum yanmasın! Durun, geliyorum! '' diye bağırır. 
Beklenen Genç gelmiştir. Yolda başından geçenleri, neden geciktiğini anlatarak özür diler ve cezasının infaz edilmesini ister.
 Hazreti Ömer (Radyallahü anh) gence dönerek:
"Şayet gelmeseydin Amr senin yerine cezalandırılacak, sen ise ölümden kurtulacaktın, neden geldin?" der. 
Genç, Hazreti Ömer' in sorusuna şöyle cevap verir:
"Dünyada ahde vefa öldü demesinler diye geldim Efendim..."  
Hazreti Ömer (Radyallahü anh) bu defa Amr'a döner:
"Ya Amr, sen tanımadığın halde bu gence neden kefil oldun, canını neden ortaya koydun?" deyince, Amr:
"Bu genç o kadar insan içerisinde beni güvenilir görüp beni işaret etti. Bu dünyada insanlık ölmüş dedirtemezdim..." der. 
Bu konuşmaları hayretle dinleyen gençler Hazreti Ömer'e (Radyallahü anh) dönerek:
"Ya Emir-el müminin, biz davamızdan vazgeçtik" derler.
Hazreti Ömer (Radyallahü anh):
"Daha bugün diyeti dahi kabul etmeyip 'babamızın kanını isteriz' diye ısrar ediyordunuz. Neden kararınız değişti, ne oldu size?" der. 
Gençlerin cevabı da şu olur:
"Biz de bizden dolayı dünyada merhamet öldü denilsin istemiyoruz Efendim." 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir