14 mins read
Kırkambar (İnterneti çok dikkatli kullanınız)
BİLGİSAYAR VE İNTERNETTE CİDDİ PROBLEMLER YAŞAMAMAK İÇİN AŞAĞIDAKİLERİ
OKUMANIZ TAVSİYE EDİLİR !
İNTERNETİ ÇOK DİKKATLİ KULLANINIZ !..
Bu haftaki konuğumuz olan İnan Taptık, 1961 İstanbul doğumlu.
Ankara İktisadi Ticari İlimler Akademisi mezunu.
İlk bilgisayarını 1982’de aldı. Hayatını uzunca bir süre yazdığı programlardan kazandı.
Ancak, 40 yaşında kendini emekliye ayırıp teknede yaşamaya başladığı günlerde bir problemle karşılaştı:
Hobi olsun diye hazırladığı internet siteleri sürekli hack’leniyordu.
"Kendimi hacker’lardan nasıl korurum?" diye bir araştırma yapınca,
ABD’nin bilgisayar güvenlik firması Hacker Safe‘le tanıştı.
Taptık, şirket merkezinin pek çok emniyet/güvenlik araştırmasından geçtikten sonra Türkiye temsilcisi oldu.
Halihazırda büyük firma ve kuruluşların data güvenlik sistemlerini koruyan
Taptık’la günlük hayatımızı internetin son tehlikelerinden nasıl koruyacağımızı konuştuk:
Bilgisayarda ciddi bela var
Sizinle buluşmadan önce telefonda konuştuğumuzda internet kullanıcıları için ciddi bir beladan söz etmiştiniz.
İsterseniz o konudan başlayalım?..
Bu, sadece internet kullanıcıları değil, bilgileri bilgisayar ortamında kayıtlı olan, yani herkesin problemi:
Kimlik hırsızlığı. Kimlik bilgileriniz, adresleriniz, numaralarınız, şifreleriniz,
banka işlemleriniz, alışveriş tercihleriniz, hepsi çalınıp, başkaları tarafından kullanılabilir.
Bu eskiden de mümkün değil miydi zaten?
Elbette, hacker’lar şifre kırarak yapardı.
Ama, artık çok daha kolay. Hacker olmayan, daha az yetenekli biri bile artık kimliğinizi çalabilir.
Değişen ne?
Çünkü, artık wireless (kablosuz internet) var ve kullanımı hızla artıyor.
Aldığınız ve yolladığınız e-mail’lerden bankacılık bilgilerinize kadar ekranınızdaki her şey okunabiliyor.
Kim okuyabiliyor?
İsteyen herkes.
Mesela, wireless’ı olan kahve zinciri dükkânlardan birine girdiniz.
Ya da havaalanındasınız.
Veya otelde… Oradaki wireless’a bağlandınız ve işlem yapıyorsunuz.
Yaptığınız her şey arka masadaki ya da yan odadaki biri tarafından rahatlıkla görülebilir…
Buna "blackberry" gibi cihazlar dahil…
Başkasının bilgisayarındaki bilgileri nasıl izliyorlar peki?
Çünkü, bu wireless dediğiniz şey aslında zaten bir yayın.
Ve herkes tarafından çok kolay izlenebilir bir yayın.
Sizin bilgisayarınızla wireless router’ı arasında havadaki sinyalleri herkes izleyebilir.
Üstelik bunu yapmak öyle fazla bir yetenek de gerektirmez.
– Peki, acaba o bahsettiğiniz kafeler ya da havaalanlarında şöyle tipler var mıdır?
Birilerinin gelip bankacılık işlemlerini wireless’tan yapmasını bekleyenler… Yani avını bekler gibi?..
Tabii ki çok…
Bazen kredi kartı kullanarak bir şey alanları beklerler…
Bazen de gizli aşığıyla yazışanları…
Bu da bir tür kapkaç sonuçta. "Wireless kapkaççılığı"… Ve bu bütün dünyanın da en yaygın siber suçudur.
Wireless’e dikkat edin.
Tavsiyeniz?..
Kesinlikle, wireless bağlantılı yerlerde bilgisayarınızdan sadece gazete veya haber portallarına bağlanın.
Hiç değilse insanlarla sizin için risk taşımayan bilgilerinizi paylaşmış olun.
Açık alanlarda durum böyle, ya peki evlerimizdeki wireless’ı kullanırken?..
Sizi evinizde monitor edecek kimse yoktur, ancak, burada da çok başka bir problemle karşı karşıyasınız.
O da yetkisiz kişiler tarafından sizin wireless internet hattınızın kullanılarak suç işlenebilmesi…
Banka dolandırıcılığı, çocuk pornosu vs. gibi…
Belki üst komşunuz, belki de aşağıdaki lokantada oturan,
hatta belki de arabasını sizin evinizin önüne park eden biri sizin wireless’nızı
kullanarak birtakım suçlar işleyebilir.
Wireless şifremizin olması yetmez mi?
Yetmez.
Onu da çok kolay bir şekilde kırıyorlar.
Hatta nasıl kırılacağını bilgisayar dergileri ek olarak verdi.
Google’a "wireless şifre kırma" yazınca bile yüzlerce program bulunuyor.
Ee o zaman evde de wireless kullanmayalım?..
Yok, kullanabilirsiniz, ama internet dünyasındaki mantık hep aynıdır:
Tolere edebileceğiniz riskleri taşıyın.
Çalınmasını tolere edemeyeceğiniz bilgilerinizi kablolu internet üzerinden yazışın.
Ayrıca, sadece yazışmamak da yetmez, işiniz yoksa wireless’inizi kapatın.
Programın içine girip disable edin.
Hatta şifrelemek için de birkaç tavsiyem olabilir:
Kablosuz internet modeminizin ayarlarından bağlanacak bilgisayarınızın
MAC (Media Access Control ) numarasını tanımlayabilirseniz,
başka bir bilgisayar sizin sisteminize bağlanamaz.
Bir de üreticilerin verdikleri standart cihazlardaki IP numaralarını değiştirirseniz
hacker’ların işlerini çok zorlaştırmış olacaksınız.
Daha başka metodlar da var, ancak, bular herkes tarafından kolay
tatbikedilebilir ve her şartta standart şifrelemeden çok çok daha güvenlidir.
Kablolu internetin olmadığı yerlerde GPRS ile bağlanmak?..
Biraz fazla tuzlu oluyor, ama güvenli mi?
Tabii daha emniyetli.
Çünkü şifrelenerek giden bir sistemi kullanıyorsunuz.
Onun için bunu scan etmek zor.
İlla ki edilir de çok daha zor ve daha büyük bir teknik yapı gerektiriyor.
Bilmeden suçlu olursunuz.
Peki, bu yüzden başına iş açılan insanlar var mı Türkiye’de?
Az değil.
Mesela bir adamın oğlu yurtdışına eğitime gittiği sırada çevreden
bağlanan birisi onların wireless’ıyla suç teşkil edecek materyaller indirmiş.
Tabii ki polisler IP’sini tespit edip adamın kapısına gelmişler.
Adam şok.
Bilgisayarı açmayı bile bilmiyorken hakkında dava açılmış.
Mahkemeye birkaç kez gidip geldikten sonra gerçek ortaya çıkmış.
O yüzden de herkese wireless’larıyla ilgili emniyet/güvenlik tedbirlerini
bir kez daha gözden geçirmelerini tavsiye ederim.
ANNEANNELER BİLE FACEBOOK’ÇU OLACAK
Cumartesi günü itibariyle Türkiye’den Facebook’a üye sayısı 1 milyon 415 bin 768.
Taptık, bu alakanın/ilginin daha da devam edeceğini, çünkü kullanıcıların henüz
Facebook’un gerçek dinamiklerini keşfetmediklerini söylüyor.
Mesela, henüz aile ağaçlarının kurulmadığını belirten Taptık,
"Bu demektir ki Facebook’a daha anneanneler, babaanneler, dedeler de üye olacak" diyor.
Size de bir ‘Cookie’ bırakılmış olabilir
Bu "cookie bırakmak" nasıl bir şey?
Diyelim ki bir internet sitesine girdiniz.
O site daha sonra yine geldiğinizde sizi tanıması için, size hiç söylemeden bir "cookie" veriyor.
Sonra, bir daha ziyaret ettiğinizde o site size, "Merhaba bilmem kim" diyor.
Ama, bazı cookie‘lerin işi bu kadarla da bitmiyor.
Akıllı cookie’ler sizin ne yaptığınızı, başka hangi sitelere girdiğinizi,
hatta mouse‘nızın bütün hareketlerini takip edebiliyor.
Böylece, o cookie hakkınızda epey malumat/bilgi toplamış oluyor.
Ne işe yarıyor bu bilgiler?
Online mağazaların çok işine yarıyor.
Kim olduğunuzu, ne aldığınızı, satın alma alışkanlıklarınızı öğreniyorlar ve
ona göre satış stratejisi geliştiriyorlar.
Peki bunu istihbarat kuruluşları da yapabilir mi?
Eğer, istihbarat kuruluşlarının sitesine girerseniz ve onlar da
sizin bilgisayarınıza bir cookie koyarlarsa sizi izleyebilirler.
6 banka var
Bankalar ne kadar emniyetli?
Türkiye’de bankaların data güvenliği biraz sancılı.
Altı banka dışında günlük güvenlik denetiminden geçen banka yok.
Oysa, bankalar günde ortalama 30’a yakın güvenlik açığıyla karşı karşıyadır.
O altı banka hangileri diye sorsak?
Söyleyemem, çünkü Türkiye’de çok ağır bir Bankacılık kanunu var.
Hatırlarsanız, rahmetli Sakıp Sabancı bile kendi bankası için en emniyetli demişti ve ceza ödemişti.
Güvenliği iyi olmayan bankalardaki müşterileri bekleyen tehlike ne?
Hesap bilgilerinin ortaya çıkması ya da hesapların boşaltılması.
O zaman hiç değilse şunu söyleyin: Tüketici neye göre banka seçmeli?
Bu işte tüketicinin uzaktan anlayabileceği bir ayraç yoktur.
Tek yapılabilecek şey, banka güvenliğiyle ilgili haberleri yakından takip etmektir.
Hani, hiç hack’lenemeyen bir site vardı, o hâlâ ayakta duruyor mu?
Evet, hâlâ hack’lenemedi.
Amerikan deniz piyadelerinin "marines.com" sitesi…
Yıllardır, en çok atak alan sitelerin başında geliyor, ama hâlâ indirilemedi.
Çünkü güvenliği çok sağlam.
Türk hacker’ların ünü sürüyor mu?
Hacker’likten kazanç elde etme konusunda Ruslar bir numara,
ama milliyetçi tarzda davranış biçimi olarak hâlâ bir numara Türk hacker’ları.
E-mail kaydediliyor
Aslında, biz yazışmalarımızı ne kadar korursak koruyalım,
bunlar zaten görülüyor değil mi?
Hepimizinki görülmüyor, ama hepimizinki algoritmalı bir düzende izleniyor.
Kim tarafından?
ABD, TC ve her kim istiyorsa…
Ancak, bu izleme ülkeler tarafından elektronik, yani data boyutundaki
programcıklara yaptırılıyor.
O nasıl oluyor?
Temel olarak kullandığımız sistemi, bir telefon sistemine
benzetirsek biraz daha anlaşılır olur.
Sizinle aramızda direkt bir hat olmadığı için görüşmeleri erişim
noktalarına yani santrallere bağlanarak gerçekleştiriyoruz.
Böylece, hem ulusal internet omurgamız üzerinden hem de
uluslararası internet omurgası üzerinden iletişim sağlamış oluyoruz.
Tabii, bu sırada da bütün yazışmalarımız geçici bir süre için sistem tarafından kayıt ediliyor.
Bu kayıtlar insan gözüyle değil, programlar tarafından yapılıyor.
Ama, ne zaman ki izleyenler, "A kişisinin e-mailleri okunsun, hesaplarına bakılsın" der, ya da
ne zamanki program o e-maillerin içinde bazı kelimelere rastlar,
işte o zaman insan gözüyle takip seviyesine geçer.
Bu kayıtlar nerede yapılıyor?
İnternet omurgasından hat alınan herhangi bir yerde.
Böyle bir teknolojiye devletler mi sahip, yoksa canı isteyen herkes mi?
Güç odakları ve otorite sahipleri.
Canı isteyen ve yetenekli bir hacker, ancak, iki kişi arasındaki yazışmayı kayıt edebilir,
ama o omurgadan çıkan bütün yazışmaları tarayamaz.
Büyük güç otoritelerini kenara koysak, şirketlerde durum nasıl?
Birçok şirkette patronlar, çalışanlarının iş yerinde kullandıkları bütün ekranlarını seyreder/izler.
Üstelik, sadece şirketinizin e-mail adresinden yaptığınız yazışmaları değil,
başka bir e-mail adresiniz varsa, onu da…
Ve bu, emin olun, sanıldığından daha yaygın bir uygulamadır.
Arama motorunu kandırabilirsiniz.
Arama motorlarında, kişi ya da kuruluşlar hakkında çıkan menfi/olumsuz
bilgileri yok etmenin imkânı var mı?
Yok edemezsiniz, ama arama motorunu kandırabilirsiniz.
Çünkü, yapılan bir araştırmaya göre, arama motorlarının ilk sayfasını açıp,
ikinci sayfaya geçmeyenlerin oranı yüzde 88.
Dördüncü sayfaya kadar gelenler ise sadece yüzde 1.
Yani, hakkınızda istemediğiniz bilgileri yok edemezsiniz,
ama 2’den sonraki sayfalara ötelerseniz, gözden kaçırmış olursunuz.
Çünkü, kimse bakmıyor.
Peki, bu öteleme kolay bir şey mi?
Hiç değil.
Üstelik pahalı.
Çünkü istenmeyen bilgileri sonraki sayfalara kaydırıp,
ilk sayfayı temizleyebilmek için en az 100 farklı kritere uygun ve
en az 100 site, haberi yeniden kurgulamak lazım.
‘Zede’ ikazı
‘Facebook’zedeler başladı mı?
Birkaç çeşit zede var.
Birisi kendi adına başkaları tarafından adres alınanlar.
Böyle bir duruma karşı yapabilecek tek bir şey var, o da kullanmasanız bile
Facebook’a üye olmanız, kendi isim hakkınızı almanız.
Artık, başkaları isminizi kullansa bile gerçeği de orada durmuş olur.
Başka zedeler?
Fotoğrafı kullanılanlar var.
Facebook’a konulan resimlerin üzerinde oynamak mümkün.
Ya da o resimleri başka ilişkilerin içine yerleştirmek…
Bu durumlarda yapacak hiçbir şey yok.
Ne mahkemeye gidebilirsiniz ne de o resimleri yok edebilirsiniz.
Resimlerinizi her türlü kişi tarafından kopyalanıp kullanılabileceğini düşünerek seçin.
Kendi sayfanızı kapatsanız?
Her zaman böyle bir hakkınız var, ama kendiniz Facebook’tan çıksanız bile başkasının
albümündeki fotoğraflarınızı silemezsiniz.
Bu tamamen o kişiye kalmış.
Aslında, kötülük yapmak isteyenler için internet inanılmaz bir mecra.
Kadınlar, çocuklar, erkekler… İsteyen herkes için kötülük üretilebilir.
Sanki, "Facebook’a girmeyin" der gibisiniz, ama galiba siz de Facebook’tasınız?
‘Facebook’a girmeyin’ demiyorum.
Ama, riskleri bilin ve bu riskleri tolere edebiliyorsanız, taşıyabiliyorsanız girin.
Orada karşılaşabileceklerinizi bilin.
Fotoğraflarınızı ona göre koyun.
Facebook’taki konumunuzu belirleyin.
Ama, yok, ben bu riskleri tolere edemem ve riske de açığım diyorsanız
o zaman meraklarınızı yenmenizi tavsiye ederim.
