Ayılar ve armutlar [29 Ekim 2004 Cuma]
Acıkan ayılar ormanda dolaşır. Bir armut ağacı bulunca, tırmanabildikleri kadar yüksek dallara tırmanır. Ve önlerine gelen her meyveyi hapır hupur yutmaya başlarmış.
Ne zamana kadar?
Karınları şişinceye kadar!
…
Sonra?
Sonra yine bir armut seçer, onu dalından kopartır. Şöyle yukarıya doğru, kendi gözleri ile gökte parlayan ay arasına, yani ışığa tutarak bir süre bakıp;
“Bunun içinde kurt var” diyerek aşağı atarlarmış!..
{*}
Şimdi, sorsan o ayıya;
“Yav, ayı kardeş. Niye mundar etmeye çalışıyorsun ki bu canım armudu?..
Bırak dalında kalsın da yoldan geçen bir garip yolcu karnını doyursun. Böyle görmeden, bilmeden “kurtlu bu” denir mi hiç?..
{*}
Ayılar nasıl cevap verir böyle bir soruya, bilin bakalım?
Aynen şöyle:
“Hele ben atayım da, belki kurt vardır içinde!..”
{*}
Bunu neden anlattım? Şunun için:
Geçenlerde bir ayı kardeş ile karşılaştım.
Okuduğum gazeteyi elimden kapıp, ışığa doğru bile kaldırmadan, dedi ki:
“-Bunun içinde kurt var!.”
“-Ben on senedir buradayım, göremedim de sen nerden biliyorsun, dedim. İçine girip baktın mı, bir satırını olsun okudun mu?..”
“-Bakmadan da, okumadan da, incelemeden de bilirim ben” dedi.
…
Siz olsanız ne derdiniz ki?..
Ben de öyle yaptım işte.
Tebessüm ettim. Ve yürüdüm gittim.
Zavallı ayıcığı vehimleriyle baş başa bıraktım!..
…….
Güne özel not:
Yüce Rabbim, bu güzel bayrağı; camlarımızdan ve canlarımızdan silmesin. Devletimize-milletimize zeval vermesin.
Stop
Muammer Erkul
29 Ekim 2004 Cuma
