Kırkambar (Tomografi hiroşima gibi)
İNGİLİZ Sağlık Bakanlığı önceki akşam çok kritik bir karara imza atarak sağlıklı kişilerin vücut tomografisi çektirmesine yasak getirdi.
1 tomografi 442 röntgene bedel
Yayınlanan raporda sık tomografi çektirenlerin vücutlarındaki birikmiş radyasyon seviyesinin II. Dünya Savaşı’nda Hiroşima ve Nagasaki’ye atılan atom bombalarından kurtulanlarla eş seviyede olduğu belirtildi. Sıradan bir röntgen vücudu görüntülemek için tek bir ışın gönderirken tomografide daha detaylı bir görüntü elde etmek için art arda birçok ışın gönderiliyor. 2009 sonunda California Üniversitesi’nde görevli Prof. Rebecca Smith-Bindman’ın 1.119 kişiyi inceleyerek yürüttüğü araştırmada tek bir tomografinin 442 göğüs röntgenine ve 74 mamografiye (meme röntgeni) eş oranda radyasyon yaydığı ortaya çıkmıştı. Uzmanlar tomografideki bu riske karşın MR’ın hiçbir yan etkisi olmadığı konusunda görüş birliğine vardı. MR çekimleri sırasında sadece radyo dalgaları kullanılıyor. Bunlar da insan sağlığına zararsız.
Etkileri 30 yıl sonra ortaya çıkar
Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta
Türkiye’de bir çok insan tomografi çektiriyor. Hastaya x ışınlarının yani radyasyonun verilmesi kansere sebep olan şeydir. Bunlar vücutta kalıcı olduğu için yok edilemez. Hiç şikayeti olmayan bir kişiyi teşhis edelim diyerek tomografiye sokulmaz. İnsan tomografi çektirdiği anda kanser olmuyor. 30 ya da 40 yıl sonra ortaya çıkıyor.
Prof. Dr. Murat Kınıkoğlu
Diğer tetkiklere göre üstün yönleri var ama kanser riskini artırması büyük bir dezavantaj.

:((
Ayşe
30 ya da 40 yıl ömrümüz var mı, bilmiyoruz; bir…
Geçen gün, 90 küsur yaşındaki bir dede, tiryakisi olduğu sigarasını hâlâ tüttürüyordu ve iri kemiklerinden, sıhhatinden hiçbir şey kaybetmemiş, camisine, çarşı gezmesine zıpır zıpır gidiyordu; iki…
Hicran Seçkin
Devamı…
Bir teyzemiz vardı, ellili yaşlarındaydı o zaman. Yoğurdunu sütünü düzenlice yer içer, yürüyüşünü yapar, kendine ihtimamla bakardı. Diri mi diri, sıhhatli mi sıhhatliydi. Kendisinden on yaş büyük olan kocası nasıl olsa(!) ondan on yıl önce ölecekti, o da kendine kalacak emekli maaşıyla bir güzel yaşayacak, gezecek tozacaktı hiç değilse on yıl! Böyle uzun vâdeli planları da vardı. Ama ne oldu ne bitti, o teyzeye bir anda kemik erimesi teşhisi konuverdi. Ama ne erime!.. Bir iki yıl sürdü mü sürmedi mi, yerlerde emekleyen bakıma muhtaç bir hasta haline geliverdi. Çok sürmedi sonra, bir iki ay aralı, önce kendi sonra kocası ölüverdi! Bu da; üç…
Demem o ki; sebepler de bir yere kadar koruyor veya zarar verebiliyor insana.
Hicran Seçkin
Bilim adamları sağolsun her gün değil her an yeni bilgilere ulaşıyorlar. Ve bu bilgileri biz bîhaber halkla paylaşıyorlar. Ama artık ortaçağ avrupasının felsefecilerine döndüler; bugün söylediklerini yarın kendileri veya bir başkası yalanlıyor. Velev ki doğru bile olsa, gerekli şeyler, teşhis tedavi, durum ne gerektiriyorsa yapılır, gerisi nasip. Allah’ın verdiği canı da, sıhhati de O’ndan başka alacak yoktur… (Tonton amcamız Turgut Özal’ın ruhu şâd olsun…)
Hicran Seçkin
Dördüncüyü de ben yazayım mı izninizle:
Dini bir kaynakta okumuştum; bir hastalığın bulaşıcılığı kesinlikle kanıtlanmış olsa bile,
..o hastalığın kesinlikle bulaşacağını düşünmek doğru değildir…
Zehra Öner