1 min read

Yollar nasır tuttu!.. [11 Ağustos 2002 Pazar]

Sokulmadan kollarımın arasına, nereden bileceksin ki sen; sıcağı?..
Ve dokunmadan dudaklarıma;
Yumuşağı?.. 

{*}

Yüreğimde; gözyaşların, gözyaşlarımla kucaklaşmış yatıyor!..
Kalbimi dinle!.. Kalbimi dinle!..
Kalbimi dinle; "ne" diyerek atıyor?.. 

{*}

Sokulmadan kollarımın arasına, nereden bileceksin ki sen, sıcağı?..
Ve belli mi;
Bir rulo gibi önümde yuvarladığın yolumun, nerede duracağı?.. 

{*}

Üflesen, savrulacağım…
Kuşunu yitirmiş bir tüy gibiyim!..
Veya koca bir silgi ile dünyam silinmiş gibi ayağımın altından!..
…..
Ve sanki hatırlasam bakışlarını;
Kavrulacağım!.. 

{*}

Bu nasıl donduran bir yangın, yahut ateşten tipi?..
Üstelik bir fikrim de yok; zaman varolmadan önce mi, yoksa sonra mı geçti avucuna gönlümün ipi?.. 

{*}

Gökler zeytin, yerler kömüür ve deniz katran karası…
Bir ben varım kanayan, gök rengi; şimmşek gibi kamçılar dolandıkça başıma!..
Bir ben miyim… Bir ben miyim, kooskoca bir yaradaki kurt gibi gezinen bu leş kokulu dünyada?..
Bir ben miyim arayan gelinciğini, çöp dağlarında?.. 

{*}

Yollar nasır tuttu!.. Nerdesin?..
…..
Kahpeler hasır tuttu; satmadım hayalini!..
Aç kaldım, açık kaldım, aklı dolaşık, gönlü kırışık kaldım; satamadım…
Satmadım hayalini!.. 

{*}

Ama sokulmadan kollarımın arasına, nereden bileceksin ki sen sıcağı?…
Ve görmeden bakışlarımı,
…ve dokunmadan dudaklarıma,
…ve dinlemeden yüreğimi;
Yumuşağı?..

Stop
Muammer Erkul
11 Ağustos 2002 Pazar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir