2 mins read

Mayıncılık sektörü! [30 Mart 2012 Cuma]


Aklınıza gelir miydi; insanların nehirler gibi ve çoluk çocuğuyla aktığı fuarlarda, mesleği “mayıncılık” olan birilerinin ürünlerine bir gün bu kadar kolay ulaşacağı?
Peki, nerede bulunuyor bu mayıncılar?
Yayıncılık fuarlarında ve ellerinden kurtulmak, neredeyse imkânsız!

{*}{*}{*}

Eskiden, tehlikeli arazilerde kullanılanlara “mayın eşeği” denirdi.
Allah bu hassa ile yaratmış, sanki melekler ayaklarını tutup güvenli noktalara bastırıyor gibi… Fakat gerçek olan; bu mahlûklar, diğerlerine nazaran çok daha güvenli şekilde mayın tarlalarından geçebiliyor… Bunlar, kıymetli yükleri veya insanları sırtlarına alıp, patlayıcı döşenmiş arazilerde yürüyebiliyor. Çünkü o güzel ve kocaman gözleriyle küçücük ve kibar dört ayağını (ve bastığı yeri) görebiliyor hayvan.
Mayına basma ihtimali hiç mi yok?
Elbette var ama diğerlerinden çok daha az…

{*}{*}{*}

Çoğu insan; saçını kuyruğunu uçura sallaya, oraya buraya çarpa toslaya, dili dışarıda ve kafası havada bir “golden köpek” gibi pürneşe dalıyor kitap fuarlarına…
Hâlbuki pek çoğunun elini uzattığı kitap, patlamaya hazır mayınlar gibi.
Ve bir zaman sonra; yakıcı feryatlar yükselebiliyor, mayın tarlalarına kılavuzsuz dalanların ardından!

Yayıncılık sektörü ile mayıncılık sektörü öyle bir karışıp harmanlanmış ki; aynı çatılar altına toplanmış! Zehir de panzehir de aynı şişelere konmuş!..
İyi de, nasıl ayıracaksın ve kime ve nasıl ve ne diyerek soracaksın ve kim ayranım ekşi diyecek veya… bir yayınevinden almış bile olsan, bu mayının sonunda patlayacağını, sana kim söyleyecek?..

{*}{*}{*}

Biliyorum ki fuarların kapısında bir dilenci gibi yalvarsan bile seni duyan geçecek, söylediğini kimse sözden saymayacak…
Fakat, kitaplar arasında “goldınlar” kadar rahat koşanlardan bir kısmının; mayın eşeği olmadan mayın tarlasından geçmeye çalışan kimselerden daha fazla canı yanacak ve ayrıca onlar kim bilir daha nicelerinin canını yakacak!

Stop
Muammer Erkul
muammer.erkul@tg.com.tr
30 Mart 2012 Cuma

 

 

3 thoughts on “Mayıncılık sektörü! [30 Mart 2012 Cuma]

  1. Mükemmeldi okurken…
    Fakat üzerinde durup düşünmek için vakit geç oldu..
    Sabah bir daha okurum. Gazeteden:)

    H.EYDANLI

  2. Eskiden zehir kutusunun üstünde zehir yazarmış, bal kutusunun üstünde bal. Şimdi evvai çeşit zehir cicili bicili kutularda, üzerinde bal yazarak satılıyor. Üstelik bu zehirler balın içine katıldığı için, yerken nahoş bir tat hissedilse de, çoğu kişi bu tadı bile anlamıyor. Ki, ne olduğunu anlayıp, panzehirine ulaşması falan hatırından bile geçmiyor zaten. Zamanımızda kitap isimli kutularda öyle zehirler satılıyor ki, bunlardaki zehiri hissedip anlayabilmek için, teşbihte hata olmazmış, en az bir narkotik köpeği kadar zehirin hususiyetlerine vakıf olmak lazım! Bir kitap alıyorsun, yazarı epeyce namlı! Aslında “mimli” de biri, ama onun mimini kaç kişi bilir. Öyle bir roman yazmış ki; ömrünü islamiyet için yaşayıp, kerametleri bilinen bir büyüğün adını kullanarak yemedik herze bırakmamıŞ.

    H.SEÇKİN

  3. (2) Bir islam büyüğünün hayatını kendi dilinden okuduğunu sanan okuyucu kitabı bitirdiğinde, içinde; hangi dinden, hangi sapık inançtan olursa olsun, heerkesin cennete gideceği inancının belirdiğini görüyor nasıl oluyorsa! Adam öyle bir bağrına basıyor ki bütün sapık inançları ve hrıstiyanlığı, adını kullandığı büyük zatın böyle inandığını sanarak okuyucu da bağrına basıyor; yılanı, akrebi, necaseti! Bu sadece bir misal tabi. insanlar aynen o golden köpek neşesiyle koşa koşa felaketlerini “satın alıyorlar” maalesef… Halbuki günümüzde golden köpek değil, en az bir narkotik köpek şüphe ve hassaaiyeti ile yaklaşmak lazım kitaplara. Ellerine sağlık abiciğim.

    Hicran Seçkin

H.EYDALI için bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir