1 min read

Seçtiğiniz Muammer Erkul sözleri

(Not: Bu sayfa, Sevgi Ailesi üyeleri tarafından Muammer Erkul'un yokluğu fırsat bilinerek hazırlanmıştır. 🙂 )

Muammer Erkul'u kimimiz senelerdir okuyoruz, kimimiz yeni tanıştık. Ama yazılarında hep kendimizden bir şeyler bulduk. Okudukça sevdik, sevindik.

Bazen bir cümle kalbimizden vurdu bizi, bazen derdimize tercüman oldu, bazen sanki bir yazı sadece bize özel yazılmış hissine kapıldık.

Bazen sevdiğimize söylemek istediğimizi bizden iyi söylediğini gördük, bazen ihtiyacımız olanı bize herkesten iyi söylediğini…

Yazılarını kestik, biriktirdik. Cümlelerin altını çizdik. Defterlerimize yazdık. Arkadaşlarımıza, sevdiklerimize gönderdik.

Yani, hepimizde Muammer Erkul yazılarından seçtiğimiz cümleler, "bercesteler" var.

Şimdi; en sevdiğiniz Muammer Erkul sözlerini herkesle paylaşmaya ne dersiniz?

Hadi, ister arşivlerinizi, defterlerinizi karıştırın; ister sitedeki yazıları dolaşın. Beğendiğiniz, etkilendiğiniz cümleleri bu yazıya yorum olarak ekleyin. Bir "Muammer Erkul Sözleri Antolojisi" yapalım.

Olmaz mı?

(Uzun bölümler göndermeyin ama. Bir-iki cümlelik olsun en fazla. Bir de, isterseniz önce yazılmış olanları okuyun ki, aynı sözleri yazmış olmayasınız.)

144 thoughts on “Seçtiğiniz Muammer Erkul sözleri

  1. …Seni bir kere gördüm
    Bir kere duydum sesini.
    Gördüğümde uzaktaydın ve sesini
    zor anlaşılır bir teypten duymuştum.

    Bunun adı ne?
    Neden gözlerim doluyor gündüz vakitleri?
    Ve nedendir yüreğimdeki cızırtılar?

    HAVVA

  2. Tek tesellim, gözpınarlarının dolabiliyor olmasıdır…
    Gözpınarlarının hâlâ; benle doluyor olmasıdır!

    Bu yazıyı ve son cümlesini çok sevmiştim…
    Artık öyle bir tesellim de kalmadı ama yine de güzel…

    EMİNE

  3. Saçlarında, kara gecelerle tanışmış bütün yıldızlar konuğumuzdu. Dökülen buklelerinde samanyolunun izleri… Ve kuyrukluyıldızlar damlıyordu yere doğru.
    (Bir avuç yakamoz 7/8/98)

  4. 1. …….. 2. …. 3. ……. 4. …… 5. … Vs. SAYGIYLA. 🙂

    KUYRUKLUYILDIZ

    ……
    [SİTE NOTU: Buraya eklenenler, “yayanlanmış” yazılardan olması lazımdır…]

  5. Belki görünmüyodu sonum. Ama yolundum… Biliyodun ki, ne kadar yürümüş olsan da, ben hep olacaktım bir adım önünde, basacağın yerde…

    (Bu yazının tamamını yazmak isterdim, ama bu kısmı bir insanın hayatında olabilecek en güzel duygu. Ne olursa olsun her düştüğünde yanında elini tutacak gerçek bir dostun varlığını bilmesi çok rahatlatıcıdır.)
    SAYGIYLA

    KUYRUKLUYILDIZ

  6. Muammer Erkul’u aşağıya son satırlarını alıntıladığım “Hâlâ”dır Aradığın!.. başlıklı yazısıyla tanıdım. Sonra kayıp zamanlara acıdım ve bu siteyi keşifle mutlu oldum. Bu sebepten tanışıklığımı başlatan yazıdan alıntı yapmayı yeni başlangıçlar adına uygun gördüm:

    Sana kırgın olmak isterdim aslında, zaman zaman…
    Yani üstünde, sana kırgın olmayı hak edecek kadar hukukum olmasını!
    Ve; “Unuttuğumu zannetme” diyemeyeceğin mesafelerde olmak isterdim sana…
    Yani; beni unutma ihtimalinin bile olamayacağı mesafelerde!

  7. “Hâlâ”dır aradığın!..
    “Sana kırgın olmak isterdim aslında, zaman zaman..
    Yani üstünde, sana kırgın olmayı hakedecek kadar hukukum olmasını!
    Ve; “Unuttuğumu zannetme” diyemeyeceğin mesafelerde olmak isterdim sana..
    Yani; beni unutma ihtimalinin bile olamayacağı mesafelerde!”

    Bu yazı ve daha birçokları. Yetmez anlatmaya…

  8. Seni çayıma karıştırdım
    Ve sütüme
    Ve kahveme
    Ve tatsız geçeceğinden endişe ettiğim günlerime

  9. Bulunmamışlar, bilinmemişler, söylenmemişler değildi ki bunlar…
    İtirafın eğer şaka değil de, gerçekten hiç bakmamış idiysen bu açıdan şimdiye kadar;
    Demek ki “görünen şeyi” görme zamanın gelmiş, ve görmüşsün…
    …..
    Yani;
    Mikroskop olduğu için var değil hücreler…
    Onlar zaten vardı. Ama insan bir gün mikroskoba dayayınca gözünü, seviniyor!..

  10. Genç kızlığımdan beri yazılarını takip ettiğim Muammer Erkul’un, benim dönüm noktalarım dediğim zamanlarda hep yanımda hissettiğim yazılarını ablam mesaj atardı. 1997’de üniversite sınavına girmeden önce çektiği mesaj, Muammer Abiden:
    “İnanıyorum başaracaksın ve ben günün birinde senin dilinle anılmaktan, senin kalbinle zikredilmekten gurur duyacağım. Hadi bakalım, göster kendini!..”

  11. Fitne, ateştir!
    Sarayları küle çeviren yangınlar gibi küçük bir çakmakla, korla değil; dilin damağa sürtünmesiyle başlar,,, ve, gönül saraylarını küle çevirir!

    (Ateşe üflemek(!) [11 Aralık 2009 Cuma])

    Fatma

  12. “Güneş alev yarışındaydı tepemde…
    Buharlaşıp kurumuştu ümitlerim.
    Sonra…
    Koca bir kalas gibi devrildi umutlarım; tozlar kalktı içimden!
    Sevdaları unutmuş gibi katıydı toprak.
    İntikam alıyorcasına kavuruyordu ayaklarımı.
    Acıyla bilenmiş çelik tırnaklarım son çare olarak kendi bağrımı dağlayacakken.
    …YAĞMUR DÜŞTÜ İÇİME”

    -Ve üç kalp ve yine üç kalp :))

  13. Sözün işte buralarında ılınıp akıyor içim pembe bakışlarına doğru…
    Pembeler ılık ılık oluyor; ılıklar ise pembe pembe…
    Ve yine… Ve yeniden…
    Seni kimselerin sevemeyeceği gibi sevmelere ben talip oluyorum.

    ILIKPEMBE’den…
    En hoşuma giden ve aynı zamanda kapağın arkasında yerini alan bir bölüm…

  14. “Ölmek kadar güzelse yaşamak…
    Veya, yaşamakçaysa ölmek;
    Nedir uğuldayan kulaklarımda?..
    Nedir ağlamalar, sızlamalar.. Nicedir böyle bağırmak?
    Bir ak yaşmak..
    Sıkmışsa bu sararmış suratı; ayrılırken dertler dünyasından…
    Nedendir kalanın derde düşmesi?..
    Bir beyaz ölüm;
    Açtığı kızıl yarayla.
    Pembe bir dirilişin filizi oluyorsa, nedendir ıslatmak mendilleri?
    Ve… Fazla su çiçekleri çürütüyorsa!…”

  15. “Bir kase suya düşen bir damla zehir gibi; gayrı seni içimden söküp atmak ne mümkün?..”

  16. SICACIK UMMAYI VE SOLUKSUZ BEKLEMEYİ KİM BİLİR BEN KADAR; VE MEZARINDA DUA BEKLEYEN BİR ANNE KADAR…!

  17. “Sen, orda, karanlığımın tepesinde, parlak ama yapayalnız bir ay gibisin…
    Sen, orda, karanlığın içinde, üşümelisin.
    Üşümelisin, üşümelisin, hep, hep ama hep üşümelisin;
    ..bensiz kaldığın zaman!
    …..
    Çünkü ben, hep üşüyorum…”

    (Geniz Yangını)

  18. “Mutlu insanlar tercih edilen insanlar
    mutlu olmayı tercih ettikleri için…”

    Çok sevdiğim Muammer Erkul’un çok sevdiğim bir sözüdür bu…

  19. “Gelecekten ne bekliyorsunuz?

    Gelecekten şimdiki gücünüzle şevkinizle ekmiş olduğunuz tohumların meyvelerinden başka bir şey beklemeyin. “

    …..
    Bu sözleri bende azim ve gayret oluşturmuştu, hala da oluşturuyor 🙂

  20. * On saat var yüreğini duymadım…

    * Halbuki ben… Yürüdüğün çölleri koklayarak, sürmeye çalışırım izini…
    Ve ben, senin, her damlasına talibim; terinin…

    * Anladım bir gün:
    Cennete ve cehenneme giden yol da, kapından geçiyor!..
    İşte bu, bütün mesele: Çağırışına uymak, davetine gelmek…
    Cennet ve cehennem yolunun farkı da, ancak; adını bilmek ile bilmemek arasındaki kadar!..

    * Ben seni, adını bilmeden sevdim.
    İhtiyacım… Cevabım…
    İsimler koydum sana; bahar yelim, çiçek tarlam… Gökkuşağım, ışığım… Kuşkanadım, pembe rüyam, çiy tanem…
    Seni, adını bilmeden sevince öğrendim; seni sevmek için gerekmiyordu ismini bilmem…
    …Sevdim işte!

  21. Canımda acılar; bozkıra dökülmüş yağmur gibiyim!
    Bulutlara tütsem… Veya toprağa emilsem, kim bilecek yalnızlığımı?
    Çoook uzaklardaki kimler: “Başıma damlayan bu yaş, kim bilir hangi yalnızlığın buharıdır ki, bana kadar taşınmış” diyecek?

  22. Yalnızlık, kalabalıklar içinde sana bakacak ve baksa bile seni görecek kimsenin olmamasıdır!
    Vitrinleri seyrederken gördüğün her güzel kıyafeti yakıştırdığın kimsenin olmamasıdır!
    Parlamamaktır… Görünmemektir… Işıldamamaktır yalnızlık!

  23. “Hadi ba­na ce­vap ver:
    Öle­rek se­ni terk et­mem ile;
    Kü­se­rek be­ni terk et­men ara­sın­da ne fark var?..”

  24. “…
    Sana baktığını görürsün kimilerinin;
    ama seni gördüğünü hissetmezsin…
    Bana bakacaksan gönlünle bak!..
    Bana dokunacaksan yüreğinle dokun!
    Benimle ilgileneceksen, kalbinle ilgilen!..
    …”

    ……..
    NOT:
    Çok iyi yaaa! Ne zaman söylenmiş hatırlayamadım ama.
    Ah bir de şunların, hangi tarihlmi hangi yazıdan aylındığını yazsanız ne kadariyi olurdu…
    :)Muammer

  25. Uzakta mı sanıyorsun?.. [11 Mayıs 2002 Cumartesi]

    Sen, akmaya hazır gözlerinle gözlerken beni…
    Ben, gözlerine dökülüyordum!

    Şimdi ben…
    Nice dağlardan yuvarlanıp, sana dolduktan sonra… Açsan bile kapılarını, nereye gideyim; kanatsız bir kuş gibi?..
    Kafesimsin!..
    …..
    Ve nefesimsin; uzaklaşamadığım… Tuttuğum…
    İçimde tuttuğum !..

  26. İnci dizisi [18 Mart 2005 Cuma]

    Bana bakacaksan gönlünle bak!..
    Bana dokunacaksan yüreğinle dokun!
    Benimle ilgileneceksen, kalbinle ilgilen!..

  27. Kabuk [21 Aralık 2003 Pazar)

    Bildim, ki; yâr, yaradır bende ve ben, yarimle konuşurum…
    Ben belki benle; yok, bendeki senle konuşurum…

  28. Söz okları [14 Aralık 2008 Pazar)
    Bazı sözler, ok gibidir; saplanır, içinde kalır!
    Kısadır, ama uzun uzun dolaşır zihninde… Sanki başka şeylerin resmidir bu sözler, ama sen bakarsın kendini görürsün!

  29. Olmasan [13 Ağustos 2006 Pazar]
    Kim gönderirse göndersin bir mektubu;
    ..fakat üstünde yazan adreste kimseler olmasa!
    Veya bulsa bile mektup sahibinin evini, zarfı açan olmasa!
    Ben ne yazarsam yazayım, ne söylersem söyleyeyim ve ne kadar güzel olsa da bunlar;
    ..ya okuyan olmasa…
    …..
    ..sen olmasan

  30. Acıktım!.. [06 Aralık 2009 Pazar]

    Ve özlemek susamaya benziyor:
    Dudakların kurumuş. Tenin yanmış… Ve yüzüne, kavuşmaya doğru giden yolun tozu sarılmış! Alnında ter, yanağında gözyaşı çizgileri!..

    Susuzum;
    ..ve dudağım, hayalinin kurnasına yapışık!

  31. Kuş merhameti [15 Ocak 2010 Cuma]

    Sen bir köprüsün! Diğer yana üzerinden geçilecek.
    Sakın buna “çiğnenmek” olarak bakma! Öyle güzel yerlere gittiklerini hatırla ki; her yolcu, her adımında, tabanlarından öpüldüğünü hissetsin…

    Sen, sana öğretilenlerle güzeldin…

  32. Beni bekliyor… [02 Ağustos 2009 Pazar)

    Bugün bitti. Gece de gidiyor… Bir günüm daha bitti; ben nereye gidiyorum?..
    Gün gün, saat saat, dakika dakika ölüyorum!.. Gidiyorum!.. Tükeniyorum; haberim var mı?..

  33. Kaybolan bi’şeyim… [21 Temmuz 2006 Cuma)

    Dışımdaki her şey kayıp da ben mi her şeyi arıyorum; yoksa her şey yerli yerinde de, kayıp olan ben miyim?..
    Kelimeler seni getirmiyor artık bana; sağır mı oldun?
    Yoksa benim kelimelerim mi topallayan?..

  34. Rüzgâr ve ateş [25 Haziran 2006 Pazar]

    Soğuk esen rüzgârlar gibisin şimdi…
    İçim üşüyor varlığınla!

  35. Akşam oldu… [04 Nisan 2010 Pazar]

    Akşam oldu…
    Sorulmayacak sorular, karanlık köşelerde kaldı:
    Olacak akşamlarda yan yana olmamak için mi yaşıyorduk hayatta?..

  36. İsimsiz [16 Haziran 2006 Cuma

    Bana anlattığın ve seni üzen ne varsa…
    Hepsine talip olmam, çok merak ettiğim için değil de; eğer bunlar akıtılmazsa, seni tüketeceği için…
    Bir yılan ısırığındaki zehri emmek gibi:
    Zehir değil amaç, amaç zehirsiz kalman!
    Tatlı olan zehir değil, seni mutlu görmek tatlı olan!..

  37. Canlar mı buz tuttu camlar gibi?
    Yoksa camlara yapışanlar mı can kırıkları?..
    23 Kasım 1999

  38. Ben, yarın bir duvarı olup sana bakarım bu yandan Sen yarın bir duvarı olur, o yandan bana bakarsın!
    Ve en derinimden gelip en derinine gidebilecek olan yol ile, en derininden çıkıp en derinime inebilecek olan gökkuşağı “bakışlarımızda” kopar!
    Biz, sarılmadıkça…

  39. Susmuyorum!.. Bu, susmak ise eğer; haykırmak nasıl olur?..
    Ve çığlık nedir?.. Ve ses nedir?..
    Halbuki sen…
    Sen, vermeyi unuttuğum bir nefessin içimde;
    Bana rağmen, bana saklı!..

  40. 27 Mayıs 2010 Perşembe
    Azaldım…
    Her şeyim azaldı, nem varsa tükendi, eridi, gitti ve sadece, içimdeki özlemek kaldı!
    Sanki artık sadece “özlemek” biliyorum; konuşmak bilmiyorum, susmak bilmiyorum, bakmak bilmiyorum ve baksam görmüyorum zaten…

  41. Adını bilmeden sevdim [08 Kasım 1999 Pazartesi]

    Ve hatta öğrenmeye korkarken, bilmeye kıyamazken seni…
    …seni sevdim.
    Seni sevdim.

  42. ”TANIŞACAĞIZ” isimli yazıdan…

    Bir gün sen gülerken…
    Işıldarken gözlerin…
    Ve kendini ”en rahat” hissederken yanımda…
    Bir damla parlayacak yanağında.
    Ben, dokunacağım ona;
    Ve işte seninle ilk kez o zaman tanışacağız!

  43. ” İçimdeki sen renginde sevgiler” isimli yazıdan…

    Susma…
    Susarsan aklım sende kalır, uyuyamam.
    Martılar da getirmez olursa sesini… Çiçekler de açtıkça benzemez olursa sana… Bulutlar savrulmaz olursa başımda sen gibi… Her yudumda ve her solukta dolmaz olursan içime su gibi, hava gibi…
    Susma…
    Susarsan aklım sende kalır, uyuyamam.
    Ses ver…
    Yüreğinle sev beni.

Anonim için bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir