1 min read

Seçtiğiniz Muammer Erkul sözleri

(Not: Bu sayfa, Sevgi Ailesi üyeleri tarafından Muammer Erkul'un yokluğu fırsat bilinerek hazırlanmıştır. 🙂 )

Muammer Erkul'u kimimiz senelerdir okuyoruz, kimimiz yeni tanıştık. Ama yazılarında hep kendimizden bir şeyler bulduk. Okudukça sevdik, sevindik.

Bazen bir cümle kalbimizden vurdu bizi, bazen derdimize tercüman oldu, bazen sanki bir yazı sadece bize özel yazılmış hissine kapıldık.

Bazen sevdiğimize söylemek istediğimizi bizden iyi söylediğini gördük, bazen ihtiyacımız olanı bize herkesten iyi söylediğini…

Yazılarını kestik, biriktirdik. Cümlelerin altını çizdik. Defterlerimize yazdık. Arkadaşlarımıza, sevdiklerimize gönderdik.

Yani, hepimizde Muammer Erkul yazılarından seçtiğimiz cümleler, "bercesteler" var.

Şimdi; en sevdiğiniz Muammer Erkul sözlerini herkesle paylaşmaya ne dersiniz?

Hadi, ister arşivlerinizi, defterlerinizi karıştırın; ister sitedeki yazıları dolaşın. Beğendiğiniz, etkilendiğiniz cümleleri bu yazıya yorum olarak ekleyin. Bir "Muammer Erkul Sözleri Antolojisi" yapalım.

Olmaz mı?

(Uzun bölümler göndermeyin ama. Bir-iki cümlelik olsun en fazla. Bir de, isterseniz önce yazılmış olanları okuyun ki, aynı sözleri yazmış olmayasınız.)

144 thoughts on “Seçtiğiniz Muammer Erkul sözleri

  1. SEN, KENDİ BARDAĞINI İÇECEKSİN; İÇİNE NE DOLDURDUYSAN

    Muammer abi yukarıdaki cümle beni çok etkilemiş idi.Yazılara hiç bakmadan yazdım.
    Bu ve bunun gibi bize kazandırdığın sözler için teşekkür ediyorum.Kimyasal tesiri olan kelime ve sözleri sık sık hatırlamak lazım diye düşünüyorum.
    Hatırlamak dedim de benim de aklıma kısa bir söz geldi: HATIRLAMAK İÇİN UNUTMAK GEREK, UNUTMADIM Kİ..

    Şahsınızda tüm sevgi ailesine hürmet ile…

  2. 1- Çaresizseniz çaresizsiniz.
    2- Yıllar sonra uzuuun uzun susuştuk.
    3- Çocuklar şeker ile, büyükler ise yeminle aldatılır.
    4- İyi ki yollar var…Rastlaşıyoruz!
    5- Hamili kart düşmanımdır. Bildiğinizi yapınız!…
    6- Karanlığa bas da geç!
    7- Sevgi Ailesi’nin ferdi olmak bir tercihtir. Zor olanı ise bu: Bakış acısını seçmek.
    8- Çareler de seni arıyor! Ama, çaresizliği siper edip ağlaşmak amalık!
    9- Neden nedenlerin nedenleri yok?
    10- Aynalar olmasaydı bilmem ki büyür müydük?…
    11- Ben seviyorum; sen bahanemsin!
    12- İnsanlar mıknatıs gibidir. Bazısı çeker, bazısı iter. Hiç düşündünüz mü, siz hangisindensiniz?
    13- Kim yedi, asırlardır beslediğim “sevgi”yi?!
    14-En zoru başardım, “öğrenilebileceğini” öğrendim.
    15- Açım; Acım acınla pişiyor!
    16- Sen; Sana sen lazımsın…
    17- Lütfen bir sigara az iç, çünkü seni seviyorum!…
    18- Güç olun; Güçlükleri aşın!
    19- Ümidin yoksa neyin var?
    20- Bütün başarılar sınar seni; Senin olmadan önce… Ödüller bedel ister!
    21- Dünler… Aşılmış problemlerle dolu. Aşılmamış olsaydı sen bugünde olmazdın.
    22- Geriye bakerken insan nasıl görür önünü?
    23- İnsanlar ikiye ayrılır… İnsanlar ve diğerleri
    24- En büyük cezadır birisini yok saymak!… Birileri ve bazı olaylar yok benim için.
    25- Bu su ne? Ben sana sevgiye susadığımı söylemiştim!…
    26- Kendini yeme; dokunur!…
    27- İnsan; biraz bulut, biraz toprak ve bolca ufuk demek.
    28- Dünlerde debelenmekle varacağın yer neresi?… Dünde demirleyerek hangi limana varacaksın; Söyle kendine…
    29- Başarılar hiç düşmeyenlerin değil, düşünce kalkmasını bilenlerin oluyor…
    30- Başarı, kendini vermek için ona ulaşanları bekliyor… En uzakta ağlayanları değil!…

  3. BANA NE ALABİLİRSİN Kİ HEDİYE OLARAK, SENİN KADAR DEĞERLİ OLSUN… BEN VERMİŞSEM SANA KENDİMİ, ALMAK İSTEDİĞİM DE AYNISIDIR!

    Yaklaşık 15 sene önce okuduğum, ezberlediğim ve zamanı gelince kullandığım bu cümle için çok teşekkür ederim.

  4. Merhaba 🙂

    Başlattığınız Muammer Erkul sözleri kervanı için tebrik ederim.

    Onun sözleri ve aktardıkları kimi için nasihat kimi için bir hoşluk ve kimi için de dönüm noktası oluveriyor. Herkes için farklı onun aktardığı.. öğrettiği ..

    ” SEVGİ İTAATTİR “

    sonra:

    “Hiçbir anahtar, hiçbir hazinenin kapısını açmaz;Ele alınıp, doğru deliğin içinde çevrilmedikçe!..”

    İdeal; hiç ele geçmeyecek bir kızıl elma bile olsa, insana büyük mesafeler aldırır, ordulara kıtalar, bereketli ovalar kazandırır…

    “Ve bir gün fark ettim ki; amacım olan köprüler değildi aslında idealim!..

  5. Bu güzel sözleri bizlere hatırlattığınız ve burada topladığınız için teşekkürler…

    1- İki yalnızlık türküsü bir beraberlik şarkısı etmez!…
    2- Karanlığa bas da geç!
    3- Yalnızlık dünyaya tek gözle bakmak…
    4- Her tünelin bittiği yer aydınlık!
    5- Herşey bugün başlıyor. Çünkü bugün; kalan hayatımızın ilk günü…

  6. O kadar fazla söz var ki buraya yazılabilecek…
    Bunlar ilk aklıma gelenler… 🙂

    “Bir kase suya düşen bir damla zehir gibi; gayrı seni içimden söküp atmak ne mümkün?”

    “Göz görmeyince gönülden uzak olunmaz…
    Gönülden bakılınca,gönül görülür!..”

    “Sen; vermeyi unuttuğum bir nefessin içimde;
    Bana rağmen, bana saklı!..”

    “Olmayışın bile var oluşunun delili!..”

    “Eğer sevdalar böyle yaşanacaksa,yaşanmakta olan böyleliklerin adı sevda olmalı mıydı?..”

    “Bilirim ki susmak;-)ağlar gibi konuşmaktır!”

    “Cânın bakışına can mı dayanır?..”

    “Gidenler,seni hak etmeyenlerdi!
    Gittiler;-)oğru insana yol açılsın diye…”

  7. Eriteceğim seni yüreğimde…
    Ve dünya “sevgimizle” yıkanacak!
    * * *
    İpi olmayan uçurtma, uçmaz. Savrulur; en yakın çöplüğe doğru!..
    İpini kopartma!..
    * * *
    Kızarmış bir elma ile al yanaklı bir çocuğun göz göze nasıl gelmiş olabileceğini düşündünüz mü?
    * * *
    Bazı sözler, ok gibidir; saplanır, içinde kalır!
    Koşarsın acısıyla. Fakat asıl, oku yedikten sonra yol alırsın!
    * * *
    Dokunamıyorum sana…
    Fakat sen bana dokunuyorsun!
    Dursam durulamayacak, kaçsam kaçılamayacak haldeyim senden!
    Üşüyorum…
    * * *

    Biraz uzun kelimeler oldu ama bir kelime çıkardığım zaman anlamı kalmıyor ki… Böylece yüregine işliyor insanın.

  8. İmzalanan kitaplardaki imzanın üzerindeki satırlar 🙂

    * “SEN İSTANBUL OLSAYDIN” cümlesi ve yazısı

    * “… Bir zincirin gücü; en zayıf halkasının gücü kadar ya…
    Sevginin gücü ise;
    Bana kızdığın zamanki kadar!” (“Yaylı Tavşan”)

    * “Bir baktım ki aynaya;
    …yarım yok!
    Anladım;yâr’ım yok” (“İki Çay Lütfen”)

    * “Dokuzuncu Bahar” yazısının satırları arasında seçim yapamadık =)

    * “Öğrendim;
    Sevmek;itaattir, efendim!” (“Neymiş Sevmek”)

    * “Merak ediyorum;
    Kâbe hâlâ bekliyor mu beni?..
    Bilmiyorum… Bilemiyorum.
    Ama şundan eminim:
    Mezarım beni bekliyor!” (“Kabe Hala Bekliyor mu?”)

    * “Ha yeryüzüne bir şehirdir İstanbul;
    Ha yaryüzünde bir öpücük!…” ( “Yeryüzüne Öpücük”- Ilıkpembe)

    * “İşte bu yüzden; titrer koca koca yürekler bir ismin hatırına, ve; hasret suyuyla yanan ateş, tutuşturu havayı” ( Ilıkpembe\’den)

    * “Ölüm gülümdür” yazısının her satırı (çok satır yazmamak için)

    * “Anlıyorum ki;
    Kendi çocukları, kaçırdıkları birer trendir insanların…
    Bir daha geri dönmeyecek!..”

    tK

  9. “Sıyrıldım derinlerinden yalanların; yılanların derilerinden sıyrıldığı gibi…”

    SULTAN GÜL

  10. …Halbuki, ateşböcekleri gibi ışığımız kendimizde, içimizde olsaydı; hangi üfürük söndürebilirdi ki bizi?..
    ***
    SEVGİ SEVİLMEK İÇİN VAR, SÖYLEMEK İÇİN DEĞİL
    ***
    Güneşe ayna tutmak;
    Ne bizi karanlıkta bırakır, ne güneşi eksiltir…
    Sadece ışığı, aydınlığı çoğaltır!..

    LALE

  11. * İpte unutulmuş bir çamaşır gibi bahçenizde sabahlamak istiyorum! *
    ***
    Eğilip yüreğimin başına; “bir”leştirdim ellerimi
    ***
    İçindeki “ben”i kaçırmadan, üfle bütün nefesinle tependeki bulutları
    ***
    Ok uçarken hedefe, hedef de uçarsa oka doğru; kavuşmak da kolay oluyor!..
    ***
    Bir siyah karpuz gibi kırıldı gece…
    Yarıldı içim;
    …sen sızdın! ..
    ***
    Her taş, her yürek, \”her insan bir ELMAS\” benim için. Silmeye, işlemeye çalışıyorum hepsini. Bazısı \”kömür\” çıkıyorsa ne olmuş; / Bulduklarım yetmez mi?
    ***

    LALE

  12. Hiçbir yük ağır gelmez insana;
    Önceki sıkıntıları sırtından
    indirmeyi bildiği sürece!..
    Sıkılıyoruz; Çünkü sıkıldığımızı düşünüyoruz! Tükeniyoruz;
    Çünkü tükendiğimizi düşünüyoruz!
    Boğuluyoruz;
    Çünkü boğulduğumuzu düşünüyoruz!..
    Düşündüklerimiz oluyor nihayetinde, biliyor muyuz?
    Sıkılıyor, tükeniyor, boğuluyoruz.
    Bizim için iyi şeyler düşünmesini kimlerden bekliyoruz ki boşuboşuna; herkesin düşünmesi gereken bir “kendisi” mevcutken?

    BEHİCE

  13. “Hiç bir yük ağır gelmez insana; Önceki sıkıntıları boşalttığı sürece!..”

    “Sevmek uzun yolda belli olur, değil mi?”

    “Sen, gönlüme dolmuşsan ve artık bende bir ben olmuşsan… yani bendeysen eğer; sana kırılmak, en son gelir hatırıma… Derim ki; Artık büyüdüm çünkü, bir de o var içimde…”

  14. Şimdi… Sen… Tutuştuğu zaman kavak çırpısından yapılmış bir kiprit çöpü gibi; yandıkça sana doğru kıvrılan bir bedenden başka ne istersin ki?…

  15. * Güzelse biri; onu, kalbindekiler güzelleştirmiştir!..

    * Şimdi sen, ey bir zamanlar; “kussa içinden ben çıkarım” sandığım!..

    * Bir balık ağlayamıyor mudur, yoksa içinde mi yüzüyordur gözyaşlarının?..

    * Anahtar “cebinde” durduğu müddetçe önündeki kapıları açamazsın!..

    * Yanmayan, nasıl yakar?..

    * Hayat; bitirmeyeceğimiz işlere başlayacak kadar ucuz mu?..
    Ömür; yürümeyeceğimiz yollara girecek kadar uzun mu?..

    * Okuduğun satırları anlamasan bile, anlaman gerekenleri satır araları öğretir sana!..

    * Bak; gene yoksun….
    Yıl vuruyor saatin sarkacı!

    * Her kalpte bazı isimler yazılı olacak…
    Kaç kalbin duvarlarındasın?

    * Kumaş seçmek;
    Gelecek zamana kıyafet giydirmektir!

    * Göz görmeyince gönülden uzak olunmaz…
    Gönülden bakınca; gönül görülür!..

    * Susmak;
    Dağlar gibi konuşmaktır!..

    * Hüner; “Leyla’yı beğenmemek durağı”nda buluşmak değil Mecnun’la…
    Hedef; Mecnun olabilmek, sevda yolunda!

    * Bilmek lazım: Pişmanlık kapısı her zaman açık, ama “pişman oldum” diyenler için değil…
    ..pişman olanlar için!

  16. Sen, akmaya hazır gözlerinle gözlerken beni…
    Ben, gözlerine dökülüyordum!

    * * *

    ..ne Yeniköy vapuru iskelesine ulaşıır,
    ..ne sen, bana yanaşırsın!..

    * * *

    Tek tesellim, göz pınarlarının dolabiliyor olmasıdır…
    Göz pınarlarının hala;
    ..benle doluyor olmasıdır!

    * * *

    Yazmak; kağıtları..
    Okumak; duyguları ütülemektir!..

    * * *

    Hem eğer sen olmasan, kim dinlerdi bu kadar lafı?..
    Canımsın…

  17. “Seni seviyorum… Şu yeryüzünde nefes alan ve nefes alacak olan herkesin seni benden daha fazla sevmesini arzu edecek kadar…”

    “İstanbul yoktu sen olmasaydın”

    “Seni hiç özlemiyorum ki ben… Çünkü hep tıpırdıyorsun içimde!..”

  18. ..Ve yani; güzellikleri yazmak, güzellikleri göstermek lazım;

    ..çünkü kötülük zaten göstermekte kendini!

    Öyle, değil mi?

  19. Sen, eğer damıtıldığında; gül kokusu çıkacaksa kalbinden, mübarek olsun…

    ::::::::

    Biz, ne kokacağımızı seçmiştik yıllar önce…

    ::::::::

    Yeşilay’ı bir cümleyle özetlersem; “Canlar kırılmadan” derdim!

  20. ÖLÜM; GÜLÜMDÜR!..

    ******
    Ve nasıl karışırsa soluğa, nasıl karışırsa kana;
    İşte öyle karıştın, öyle karıştın bana!

    ******
    Ve bir insanın ölümü; bir goncanın açması kadar, beklenendir!..

    ******
    Ve savruldukça saçların, içimde rengârenk kanıyor; canımın kesikleri!

    *****
    Seni özlüyor, ve terliyorum özledikçe;
    Seni koklamak için…
    İçimdesin!

    ******
    Vurduğun noktada durmaktır, sevmek! ..
    Üstelik, sevmek; tercihini yapmaktır…
    Ve, sözünde durmaktır!

    ******
    CANIMSIN

  21. Sana bir sır vereyim:
    …..
    Aşkın, bir tohum gibi düştü içime…
    Nisan’dı.
    Ağlamıştın ya hani!..
    ….
    Canımsın.

  22. “Zaman vermek sevmektir!…
    Sevmediğin birine sevdiğin şeyini verebilir misin?…” (Ilıkpembe’den)

    “Aynalarla gözgöze değilken de yakışır yüzüme tebessümler, elbette biliyorum!… Biliyorum ki bana yakışır seni sevmek; ve üstünde şık durur bu yürekle sevilmek!…
    Günaydın gülücüğüm, günaydın!…” (Ilıkpembe’den)

    “Sence de aşk; kanatlanmak mıdır?…
    Peki neden bütün kuşlar yerden beslenir?…” (Aşk Mektebi’nden)

    Ben şunu merak ettim bu başlığı görünce… Muammer Abi geldiğinde belki benim sormam gerekmeden yazar diye bekledim ama o yazmayınca ben sorayım dedim…

    Her okurun böyle beğendiği sözler vardır, bu gerçekten antoloji oluşturacak kadar kabarık bir liste olur da… Ama asıl merak konusu Muammer Erkul kendisi bu antolojiyi yapacak olsaydı, yani kendi yazılarından kendi sevdiği sözleri derleyecek olsaydı ilk sözler hangileri olurdu?

    [CEVAP: Büyük ihtimalle böyle bir şey olmazdı… Çünkü yazdıktan sonra hatırlamıyorum pek! Trende gider gibi yani; eski istasyonları düşünemiyorsun ya, yenilerine bakmaktan!
    Özetle, bu iş sizin işiniz sanırım; ömrünüzün sonuna kadar yapabilirsiniz…
    🙂 Çünkü ben yapmazdım.
    O başlığı da “En güzel sözleri” değil de; “sizin seçtiğiniz” sözleri filan yazardım!.. M:-) ]

    Sevgiler… 🙂

    ZîŞAN

  23. Günaydınn,, Canımsın,, Efendim,, ve Öpüldünüz… Bu sözcükleri duyunca hemen muammererkul geliyor hatırıma ve gülümsüyor insan elinde olmadan.

    Cevaba cevap:-))
    En güzel sözleri güzel olmuş, başka bişey denecek olsa en beğenilenler de olabilirdi efendim.

    MELİKE

  24. “Sen, bir telsiz memuru gibisin!..
    Elinde veya cebinde veya çantanda veya arabanda veya masanda veya yakınlarında bir yerlerde; en az bir kitap bulundurmama hakkına sahip değilsin!..
    Çünkü her gün birileri boğuluyor etrafında…
    Ve senin taşıdığın kitaplar, cankurtaran yelekleri gibi kurtarıyor / kurtaracak insanları!..”

    ELİF DERVİŞ

  25. “Çünkü ben sana kırılmamak için hazır beklerim;
    kırılmak için değil!..”

    “Çok sevmekten de daha iyi olanı anladım sonunda:
    Devamlı sevmek!..”

    “Posta kutumda gene yok, parmaklarını öpmüş harflerle yazılmış birkaç satır…”

    “Senin, söylemesini beklediğin kişi de senden duymayı bekliyor, biliyor musun; senin ondan duymayı beklediğini!…
    Kısaca:
    Duymak istediğini söyle!…”

    “Susmak bir makamdır (Susmak makamı!..)
    Konuşabilememek, maharet ister!…”

    “Hiçbir anahtar, hiçbir hazinenin kapısını açamaz;
    Ele alınıp, doğru deliğin içinde çevrilmedikçe!..”

    Ve pek çok yazı…
    Ki bunlar denizde damla misâli…

    ELİF DERVİŞ

  26. “….
    Bir gün senin de göklerinde ötüşür göçmen kuşlar…
    Sonra sarılır bulutlar dantel dantel, asılır boşluğuna; gök yarılmadan başına!
    Bir gün senin de, gözyaşlarıma gülen gözlerin ıslanıp, göremez olur karşısında kendisine gülen gözleri!
    Bir gün sen de;
    “Bir gün sen de”leri sıralamaya başlarsın ben gibi…
    …”

    ÖMER FARUK AYAZ

  27. Ben seni, adını bilmeden sevdim.
    İhtiyacım… Cevabım…
    İsimler koydum sana; bahar yelim, çiçek tarlam… Gökkuşağım, ışığım… Kuşkanadım, pembe rüyam, çiy tanem…
    Seni, adını bilmeden sevince öğrendim; seni sevmek için gerekmiyordu ismini bilmem…
    …Sevdim işte!

  28. Sen;
    Durgunluğuma düştün…
    Ve büyüdün içimde, büyüdün büyüdün;
    Sudaki halkalar gibi.

    Yeşildi dünyam, maviydi…
    Bir de kahverengiydi; Sen, bana düştüğünde!..
    Bakışların, kendi ortasından büyüyen sıcak halkalar gibi iç içe yayıldı içimde…

    ZERRİN

  29. Yarınını düşünen kimseler sana hoşlanmadığın bir şey yaptırıyorken; sana o an hoş gelen şeyleri sunanların, senin hangi zamanınla ilgilendiklerini kavra!
    Senin bütün zamanların sakın ola başkalarının şimdilerini besleyen yem olmasın…

    -Hayal kur, çalış, başarama… Hayal kur, çabala, ulaşama… Hayal kur, didin, kavuşama… Hayal kur, yorul, yetişeme… Hayal kur, koş, varama… Hayal kur, ümitlen, elde edeme… Hayal kur, devam et… Dilerim çok kırılsın, ama kırılmakla bitmeyecek kadar da çok olsun hayallerin!

  30. … bir balık ağlayamıyor mudur, yoksa; içinde mi yüzüyordur gözyaşlarının …

    MUSTAFA SOLMAZ

  31. KALEM SERVİ
    Yazar, bir kalemdir; zamanın içinde…
    Mekana saplı!
    * * *

    YAZMAK, İZ BIRAKMAKTIR!
    Yazı yazmak; kendi ardında,geçtiğin
    yerde iz bırakmaktır!
    * * *

    IŞIKTA DURMAK
    Verdiğin, aldığın ışıktır…
    Kârın ise; aydınlık kalmak!..

    Melike

  32. BULUT…

    Ha başımda dolaşan bir bulut…
    Ha sen!..
    Sen beyaz bulut; gözyaşından başka nesin ki?
    * * *
    Tandıra döndüm; buhar ağlıyorum!..
    Sen oluyorum!..
    * * *
    Sen…
    Her dolaştığımda ayağına şunu hatırla;
    Gözyaşımdan başka nesin ki!..

    SEVGİ ÜSTÜNE…

    İkisi de gıdadır…
    Fakat, bal peteğine turşu basılmaz!..
    Maddeleri aynı bile olsa; elmas kutusuna kömür konulmaz!
    * * *
    Aşk başka bir şeydir…
    Aşk, sevmenin derunudur; yüreğin
    içinden kalbe gidildiği gibi!..

    MELİKE

  33. “Yuvalar boş kalmamalı” isimli yazıdan satırlar yazacaktım ama baştan sona çok güzel bir yazı. Okumanızı tavsiye ederim. Bende hatırası olan yazılardan.

    MELİKE

  34. İnsan, bir merdiven üzerinde geçirir hayatını…
    Nefsin, okşandıkça aşağı indirir seni; sen acı nimetindeyken, ruhun yükselir!

    ESK. AYŞE

  35. 1- Bir ucu benim, diğer ucu senin yüreğine zamklı gökkuşağım…
    2- Hadi getir bana kendini! Çünkü artık gözlerim; “Geleceğin yol” rengi!
    3- Bu yoldan senden önce geçenlerin gittiği yere gidiyorsun.
    4- Kaçamam benden; kaçtığım her yerde ben varım!
    5- Kendine lüzumunu kendin farket. Lâzımsın; lâzımlık değil!
    6- Ziyan etme gözyaşlarını; çiçeklerin üzerine ağla…
    7- Güç olun; güçlükleri aşın!
    8- Kaybetmek istemiyorsan birilerini, önce kendinle barış.
    9- Sen, kalan hayatımın ilk günüsün!
    10- Mutluluk, insanın kendine verdiği bir ödüldür.

    PERGİN

  36. …İnsan der, insan hiç, sevdiğine götürdügü şeyi sayar mi?..

    Bu yazınızı her okuduğumda içimde derin yaralar açılıyor. Aslında nefs muhasebesi yapmak gibi birşey sizi okumak… Ya da okumaya çalışmak diyelim…

    ASUDE

  37. Hepimiz, birer mektubuz bir diğerine. Yahut, her bir mektup; birer biz!..
    Hepimiz birer baston, koltuk değneği, hatta birer protez bacağız bir diğerine; sevdiklerimiz yolda kalmasın diye!..

    HABİBE

  38. 1-Sen, “sana” kokuyordun; bana bulanmış… (Öperken koklamayı “senden” öğrendim!.. [06 Şubat 2001 Salı] )

    2-Dinlemeyene konuşmak; lüzumunda konuşmamaktan da fenadır.
    (Dinlemeyene anlatmak (!) [08 Şubat 2001 Perşembe] )

    3-Ölümsüzlüğün, ve senin ölümsüzlüğünün, ve benim ölümsüzlüğümün sırrı; ölümsüz olanları geçmişten alıp, geleceğe doğru aktarmakla mümkündür!..
    (Ölümsüzlüğün sırrı! [06 Mart 2005 Pazar] )

    4-Suçlanan birine;
    Hadi bakalım, masumiyetini ispat et demek mi daha mantıklıdır, yoksa suçlayan adama; Hadi bakalım suçladığın bu kişinin suçunu ispat et demek mi?.. (Pehlivanı güreştirmemek!.. [06 Temmuz 2001 Cuma] )

    Teşekkürler bu güzel bölüm için. 🙂

    KARANFİL

  39. Mahalledekiler bana “gökkuşağı” diyolarmış; sana da bulaştırayım mı renklerimden? En son ne zaman pembe bi günaydın görmüştün? Burda var! Hem pembe, hem de sıcak bir günaydın!..
    :-)))
    !.. Ses etme öyleyse sakın;
    ..seni sevmekle meşgulüm!
    :-)))

    Hazır demlenmiş çay kurabiye kaçar mı, servis yapıyorum size, ihi:-)

    http://www.turkiyegazetesi.com/makaledetay.aspx?id=379067

  40. “Sen ve Ben…
    Biri diğerine mecbur olan mahkumuz, çırpınan kanatları gibi bir kelebeğin…”

    GAFFAR KARABUĞA

  41. Küsmek; var olanı yâristandan itmek…
    Yâr olanı diyâr-ı ağyâra atmaktır!

    (Küsmek zulümdür [17 Kasım 2005 Perşembe])

    KARANFİL

  42. *Eseri, esiridir efendinin.
    *Gidenlerden sonra kalanlardır evin sahipleri.
    *Sevmek uzun yolda belli olur.

    ALİ EKİZ

  43. “Küs­mek; ya­şa­ya­nı ölü ka­bul et­mek­tir!
    Küs­mek; ara­mız­da­ki alışÃ‚­ve­ri­şi öl­dür­mek­tir!
    Ha­di şim­di ba­na ce­vap ver:
    Öle­rek se­ni terk et­mem ile; kü­se­rek be­ni terk et­men ara­sın­da ne fark var?”

  44. Özel ve Güzel Dost, sevgili Muammer…
    O sevgi Kalesinin Muzaffer Komutanı…
    Kimsenin yapamayacağı şeyi yaptı.
    Sevgiyi anlattı…
    Onu okuyan herkes kalbinden vuruldu.
    En güzel sözü ise; SEVGİLER KERE SEVGİLER…

    FAHRİYE ERDOĞAN

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir