1 min read

Tepedeki yalnız ağaç [07 Mayıs 2009 Perşembe]

Tepede bir ağaç hayal edin; yapayalnız… Bir tek ağaç olsun orada, ama bütün tepe kurumuş, renksiz, topraksız…
…..
Öyle bir savaş ki; ya ağaç bu kuru tepeye benzeyecek, ya da kurumuş tepe orman olacak…
Hangi ihtimal size daha yakın geliyor?..

{*}{*}{*}

Olur ya; ormanda bazı ağaçlar yaşlanmış… Yıldırım düşmüş… Fırtınadan devrilmiş… Boş kalmış yerleri…
Orman; “ağaçlar”, demek!
Ve her ağaç aynı ormanın parçası…

{*}{*}{*}

Bu şu demek de oluyor aynı zamanda; her boşluk, her kuru alan “her ağacın” endişesi…
İşte bu yüzden, bütün ağaçlar sürgün vermeye, tohum atmaya çalışıyor aynı boşluğa;
..yumurtlamak için boş yuva arayan guguk kuşları gibi!..

{*}{*}{*}

Bir kömürü yakmayı denediniz mi hiç?..
Okuduğunuz gazeteleri tutuşturup üstüne koysanız, hatta gaz veya benzin dökseniz bile yanmaz.
Şaşarsınız, aslı yanıcı olan bu kömürün neden yanmadığına…
…..
Kömürü yakmanın en kolay yolu nedir biliyor musunuz?.. Kömürü yakmanın en kolay yolu;
..onu, yanan kömürlerin arasına atmaktır!

{*}{*}{*}

Meşe ormanı içindeki her boşlukta meşe yetişir!
Sokağa öylesine salınmış bir çocuktan; “sokaktakilere benzememesi” beklenebilir mi?..

{*}{*}{*}

Kendilerinin benzeri ağaçlar yeşerir, yetişir, büyür ormanın her boşluğunda…
Fakat korkulur ki;
Yalnız ağacı yutabilir, oturduğu tepenin çorağı!..

Stop
Muammer Erkul
07 Mayıs 2009 Perşembe

3 thoughts on “Tepedeki yalnız ağaç [07 Mayıs 2009 Perşembe]

  1. Aslında basit cümlelerle anlatılmış yalın bir yazı gibi geliyor ilk başta, fakat okudukça öyle olmadığını anlıyor ve ne kadar büyük anlamlar içerdiğini düşünmeden edemiyor insan… Sokağa öylesine salınmış bir çocuktan; sokaktakilere benzememesi beklenebilir mi?..

    PERGİN

  2. Ya ormana karışmış gülen olmalı, ya kalabalığın içinde kaybolmalı. Kendini unutursan, ne olduğunu şaşırırsan, ormandaki yerini bile bulamazsın. Küçücük bir fidandım annemin gölgesinde, ama büyüyüp yeni fidanlar büyütmeye başladım. Onları düşünürken, izlerken, kollarken kendi yerimi kaybettim. Dün annemin camının önünde dalları bile olmayan sadece dört yapraktan oluşan bir çiçek gördüm, saydım üzerinde yedi tene açmayı bekleyen tomurcuk vardı. Yeniden başlangıç bu olsa gerek, hayat güzel, kaldığın yerden devam et. Ya da yeniden başla.
    Ormandaki kayıp ağaç olma…
    SAYGIYLA.

    YILDIZ

  3. Bir sepet dolusu elma düşünsek. Taptaze ve kırmızı…
    İnsanın iştahını açan cinsten…
    Yemek amacıyla içlerinden birisini seçmek için bakınırken bir tanesinin “çürük” olduğunu görsek, iştah kalmayabilir.
    Sepeti öylece bırakır elimiz…
    Bir başka güzelliğe uzanır.
    Bir kaç gün sonra elmalara yeniden baktığımızda çürük elmanın halinden pek memnun olduğunu görürüz, çünkü yanına arkadaş bulmuştur.
    Bozuk tarafını sürte sürte yanında duran arkaşına bulaştırmış o yanındakine o da yanındakine derkeeen bir anda bütün sepet çürük elmalarla doluverir!
    Her koyun kendi bacağından asılmıyor!
    Tarihini bilmediğim bir yazınızda da bu konuyla ilgili yazdığınız şu satırlarınız da çok güzeldi:
    “Anlıyorum ki;
    Kendi çocukları, kaçırdıkları birer trendir insanların…
    Bir daha geri dönmeyecek!..”

    T.K.

Anonim için bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir