Armutlu’nun armutları, Kuzuluk’un koyunları! [18 Mart 2012 Pazar]
Nereden mi çıktı bu başlık?
Aslında yıllardır hep yutkunuyordum. Sonunda; “yahu sen yazmazsan kim söyleyecek, her sivri sözü diyecek bir deli lazım” dedim.
{*}{*}{*}
En başından beri gözlüyorum. Bazılarında hep aynı hareket: Yıllık aidatlarını ödeyip devremülklerine giriyorlar, sonra hemen gözleri eksik/noksan aramaya başlıyor. Buluyorlar da ve hemen telefona sarılıyorlar: “Perde sökük, bardaklar farklı…”
Problem bunların bildirmesinde değil, yanlış kişiye; “görümcelere, bacanaklara vs.” anlatılmasında!..
Fakat normal insanlar bunu yapmaz. Çünkü musluğu tamir edecek, ampulü değiştirecek olan asıl kişinin; yine her telefonun üzerinde “Blok Sorumlusu“ diye adı ve numarası yazan kişi olduğunu bilir! Öyle değil mi?
Hatırlayın: Kuzuluk, kuzuların bile tek başına otlamaktan korkacağı kadar ıssızdı…
Armutlu’ya ise (döne döne uzayan daracık yolların altındaki uçurumlara düşeceklerinden korktukları için) hasta varıyordu insanlar!
Şimdi Armutlu’ya otobanla gidiliyor ve deniz otobüsü kapıya yanaşıyor!
Kuzuluk köyü ise, bazı şehirlerimizden daha güzel, daha zengin durumda.
Acaba kimin parasıyla?
{*}{*}{*}
Argo lisanda “köylü” kime denir, biliyor musunuz?
Devremülk tatili için bir yıl bekleyen, sonra da on beş günlük erzakı belki beş on lira ucuz almak için, dışarıdaki marketlerden hamallık yapanlar, gibi insanlara!
Tabii ki çevredeki esnaftan da alışveriş yapılır, ancak, iki hafta kaldığı mekana bir kuruş bırakmazken, duvarların dışına binlerce lira saçan insanlara ne demeli?!..
{*}{*}{*}
Vicdan sahibi olmak lazım: Elindeki odunu hangi sobaya atarsan o soba tutuşur ve hangi soba yanarsa çevresini o ısıtır!
Akıllı adam, elindeki yem torbasını; kendisini taşıyacak olan atın boynuna takandır!
Bu sözlerimi ise (bazılarının beğenmediği) bütün “köylüler” anlar, sadece bazı “şehirliler” anlayamaz!
Muammer Erkul
18 Mart 2012 Pazar

Aynen de katılıyorum size. Ben Kuzuluğu sevenlerden biriyim. İsmimi yazmayayım şimdilik. Fakat söylediğiniz şeyler yıllardır hep oluyor. Söyleyen de yoktu. İyi ki söylediniz. Her yıl buraya gelen ve sürekli böyle hovardalık yapar gibi sağa sola para saçanlar var. Çok iyi biliyorum… Aynı adamlar kaplıca tesislerine para bırakacak diye ödü kopuyor. Yıllardır şu boş arazilerde bir modern şehir oluştu. Kimsenin ekmeğinde gözü yok hiç kimsenin ama bazıları içeriden bir şey almamayı hatta bir bardak çay içmemiyi bile hüner biliyor. Hatta övünyor böyle yapmaktan.
Bu yazıyı keşke herkes okusa da belki biraz düşünürler.
Aynı fikirdeyim.
Bu konuyu yazdığnınız için tebrik ediyorum.
Parayı dışarıya verenler, bir de hizmeti içeriden bekliyor…
Hizmet eksiği bulduğu zaman da aynen söyleriğiniz gibi akrabalarını arkadaşlarını arayıp dedikodu yapıyorlar…
Merak ediyorum, geçen gün de arkadaşlarla konuşuyorduk.
Zengin ettikleri çevre esnafından; onların herhangi bir eksiğini acaba gideren var mı bu güne kadar?
Hangi atı besliyorsun, seni kim sırtında taşıyor, değil mi.
Celal T.
Gitmek hiç nasip olmadı…
Şayet gitmek ve kalmak nasip olursa, söz veriyorum…
Hiç şikayet etmeyeceğim. Sadece bizim sayfayı okuyacak ve sadece bizim marketten alışveriş yapacağım.
Söz veriyorum:)
Yeter ki nasip olsun..!
Hamza
Erkul fırça atmış bugün.
Doğru söylemiş. Haklı.
Mustafa
:):)
Ben katılmıyorum bu fikrinize..
Bi ürün her markette farklı fiyatlara satılır, kabul. Ama böyle yerlerde tekelleşme sebebiyle ürün fahiş farkla satılıyorsa; kusura bakmasın kimse, ben bunu fırsatçılık olarak görürüm. Tabi ‘napalım, şimdi harcamayacaksak ne zaman harcarız ki’ düşüncesi de var elbet. Bence bu da tatil yapma mantığıyla uyuşmuyor. Tatil yapmak, harcamak değildir. Aynı ürünü ‘tatil yapıyoruz diye’ iki katı fiyata almak hiç değildir.
Burda katılmadığım konu market ürünleri içindi. Yoksa havuzunu, parkını, kaplıcasını vs ayrı tutuyorum. Saygılar.
(1) Ekmek teknesine tükürmek tabiri başka manada kullanılıyor ama burda da benzer bir durum var sanki. Menfaati olan kapıya nankörlük yapılıyor adeta. Misal: Suyun üstüne veya havada bir yere bir ZEMİN oturtulmuş. Orda durabilmek o zeminin varlığı ile mümkün. Ama orda durup, ordaki nimetlerden istifade eden kişiler, o yer dejenere olsun bozulsun, desteksiz kalsın ve hatta yok olsun diye uğraşıyorlar sanki.
H.Seçkin
(2) İyi de SAYIN KADİRBİLMEZ; ayağını bastığın o ZEMİN olmasa sen orda nasıl duracaksın? Meyvesini topladığın dalları niye kırma ve susuz koyma gayretindesin? İstifade ettiğin o kapıyı niye inkar etmeye çabalıyorsun? Seyahat ettiğin arabaya, “aman zırnık koklatmayayım da, yakıtı bitsin!” diye mi biiniyorsun? Karnını doyurduğun sofra, susuzluğunu giderdiğin pınar kurusun diye mi uğraşıyosun? Sahi, neyin gayretindesin?
H.Seçkin
(3) Çok mühim bir konuya parmak basmışsınız abiciğim, ellerinize sağlık. Hepimiz bu tip hatalara düşebiliyoruz, ama hatalar VAZGEÇİLSİN diye var.
Şu verdiğiniz misaller eğer kasıtlı yapılmıyorsa cimrilik, kasıtlı yapıyorsa nankörlüktür!
Hicran Seçkin
Tatil beldeleri, oraları kullananlarındır. İşletmeciler, sadece işletirler.
Kendi evinizin eksiğini başkalarına lanse ediyor musunuz, eleştiri malzemesi sunar gibi?
Kendinizden gördüğünüz bir mekanda, tatildesiniz. Bir yıl sonra yine geleceksiniz, orası sizin. Gelişmesini istemez misiniz?
Zehra Öner
Tek taraflı düşünmemek lazım neden insanlar dışarıdan alış veriş yapar önce bunu düşünün 3 liralık ürünü 5 liraya almayı kim ister ki? Siz nereden parayı kazanıyorsunuz yetki verilen biri ahkam kesmek yerine işini yapsın, bunun sebebini arastırsın? He siz de keşke bu yazıyı yazmadan once orda kaldığınız günlerde insanlara sorsaydınız neden dışardan alışveriş yapıyorsunuz, diye? Bu yazıyı yazmak için insanın deli olması lazım, delilik bile araştırmak olur.
FAZIL
Bir müşteri adayı, rasyonel bir tüketici olmanın gereğini yapmalıdır elbet.
Kişi ya da kurumlar mal veya hizmet alımı yaparken, alternatifler arasındaki seçimi, öncelikle kaliteye sonra fiyata bağlarlar. Eşitlik halinde hisler devreye girer. Bendeniz bazen bu kuralı çiğneyip hislerime göre hareket ederim. Malı kimin sattığına, güler yüzüne, ve misyonuna bakarım. İçimden derim ki; ”Gidecekse üç kuruş fazla gitsin de, benim param şu kimseye ya da şu kuruma gitsin…” Kim bilir? Belki satışları artınca o da fiyatını düşürür… Ve belki hizmet kalitesini de artırır… Ne yapayım? Bu gün ben de Fazıl bey’in ”deliler” dedikleri sınıfın içine katılmak isteyenlerdenim… Param olursa söz veriyorum 3 lirayı 5 liraya bolca satın alıp ismimi tescillendirmek isterim. Eee nasip… Gidip kalmak için….
Hamza
Fazıl Bey’e;
Söylediklerinizde haklı olabilirsiniz. Ancak; bu yazı için yazılmış olan 1’nci yoruma (Kuzuluk seven biri) bakılacak olursa, bu konuda bir şeyler söylemek gerektiği ortaya çıkar.
Değişik açılardan görmek adına yani.
Zehra Öner