1 min read

Kendini yontmak! [11 Mart 2012 Pazar]


Kocaman bir mermer blok gibi durur hayatı, her birimizin önünde.
Bizler, kendi hayatlarımızın heykeltıraşlarıyız!

{*}{*}{*}

Ben, beni yontuyorum kayalardan; sen ise seni…
Biz, bir “biz” çıkaracağız kayalıklardan!

Her birimiz, birbirimizin tesirinde bile olsak; hiçbirimiz bir diğerimizin esiri değiliz!
Hepimiz; kendimizin eseriyiz!

Yolunu kesenler, yoluna şekil veremez…
Boynunu vursalar, ruhun öldürülemez!

{*}{*}{*}

Sen, kendinin heykeltıraşı olduğunu unuttuğun gün; istikbalini rüzgâra, sele, güneşe bırakmış bir kayalıktan farkın kalmaz!
Kendini terk etmiş bile olsan, kendinden mesuliyetin kalkmaz!

{*}{*}{*}

Bazısı; ben buyum, der ve yarıklarında çalılar bitmiş, üzerinde kertenkeleler gezen kayalıklar gibi bekler bir yerlerde…
Bazısı; ben şu’yum, der ve baktıkça kendini görür kendi ham kütlesinde!

İşte bunun adına “beklenti” diyoruz!

Ben, senden ne bekliyorum biliyor musun gelecek zamanlar içinde?
Senin, senden beklediğini!

Yani… Sen, sana ne yüklediysen; insanlar işte onu soluyor senin yakınlarında!

{*}{*}{*}

Her tanesini, bir diğerinin ardından kaldırıp boşluğa atacak bile olsan; bir çölün, bütüün kumlarının, en sonunda biteceğini bilmenin ismi; umuttur…

Kendinden umudun var mı?
Bir gün, istediğin o insan olacağını umuyor musun?

{*}{*}{*}

Peki, istediğin o insan olacağını hangi zamanda planlıyorsun?

{*}{*}{*}

Ve o tarihe giden yolun başladığı nokta; bugün, değil mi?

Stop
Muammer Erkul
11 Mart 2012 Pazar

 

5 thoughts on “Kendini yontmak! [11 Mart 2012 Pazar]

  1. Kendini yontmak…
    Öncelikle, hangi araç-gereç ile?
    Sonra, zımparalamak da gerek yonttuğunu, parlasın diye.
    Hangi dükkana gitmeli; yontucuları ve parlatıcıları alabilmek için?
    En güzeli nerede bulunur, bunların?
    Bir de; yontmak, parlatmak nasıl olacak?
    Bir tarif lazım, gibi geliyor; bu işi başarmış birilerinden…

    Zehra Öner

  2. Yani… Sen, sana ne yüklediysen; insanlar işte onu soluyor senin yakınlarında!

    Teşekkürler…

    Ayşe

  3. Yazıyı okuyunca birşeyler yazma ihtiyacı hissettim ama yazacaklarım yazının ardından çok yavan gelecek… İşte onun için suskun kalmayı tercih ediyorum…
    Sevgiler

    Meltem

  4. Yontmazsak kendimizi, bir kayadan farkımız olmaz.Bu cümle bir başka yazınızı hatırlattı…’Ot gibi büyümek, dal gibi büyümek ya da mal gibi büyümek’Biz heykeltraş olmaya azmederken, Rabbimiz elimizi ve kalbimizi şaşırtmasın.

    Tuğba

  5. Hikmet-i ilahi her insan diğerine AYNA oluyor ya… İnsan kendini yontmayı bırakınca veya kendini yontulmuş sanınca, kendi eğri büğrülerini başka insanlarda görmeye başlıyor. Ve hırsla onlara kazma sallamaya başlayıp yontmaya çalışıyor. Halbuki onlarda gördüğü aslında kendinde gördüğü yamukluklar! Zaman zaman dışarıdan, iradesi dışında törpülenişleri olsa da insanın, asıl “şekil verici” darbeleri kendi kendine varması, kendini yontması gerekiyor demek ki. Ki; yamuk yumuk bir kaya parçasından, bir İNSAN çıksın ortaya. Ellerine sağlık abiciğim. Ve gönül dolusu teşekkürler bu güzeli’M yazıları bizlerle paylaştığın için…
    Hicran Seçkin

Ayşe için bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir