Tarihin ilk araba vapuru Suhulet ve Paşabahçe-İstinye hattı
İstanbul dendiği zaman neden bu kadar çok şey hatırlıyorum, bilmem… Bilmediğim bir de şu; niye kimse benim hatırladığım detayları hatırlamıyor? Aslında bundan yana şikâyetim yok. Yok, ama derdim şu: Zihnimde eksik, yarım, noksan kalan teferruatı soracak veya aynı hatıra üzerinde konuşacak kimse bulamıyorum. Ya benim kadar umursamadıkları için unutmuş oluyorlar, ya da hatırlayanlar göçmüş […]
Rapunzel, Onbaşı Yaşar ve Uzun Ömer
İnanılır gibi değil; zaman bu kadar hızlı mı geçiyor şehirde?.. İnsan kendi bildiği şeyleri, diğerlerinin de bildiğini sanıyor… Bunu ilk defa, çocuk dergisinde çalışmaya başladığım zaman yaşamıştım; Rapunzel’li bir örnek vermiştim aramızdaki toplantıda… Arkadaşlar; “Rapunzel de kim?” Demişlerdi… O sıralar yeni tanışmıştık, dergi ekibiyle; biri İşletme’de okuyordu: Bu yazıyı yazdığım sene, bir ulusal kanalın […]
Öksüren tosbağa veya ihtiyar efsane
Komiklik uyduracak değilim; bildiklerimi yazacağım sadece… Fakat öyle bir durum var; bu arabalar hakkında ne yazsan ilginç, ne söylesen komik, ne yaşasan neredeyse ibretlik oluyor! Ayrıca, bahsi geçen arabalar mı ilginç te sahibini de ilginç kılıyor; yoksa ilginç adamların ortak tercihi mi olmuş, bu tuhaf şeyler, bilmiyorum… “Vosvosum var” diyen kimsenin, “ben sıradan biriyim” […]
Seyir Defteri – 27 Ocak 2008 Pazar (Osmanlı olmasaydı…)
Çoğuna göre garip bir his vardır bende: Osmanlı'yı sevmeyi "öğrenmedim" ben!.. Çünkü… … biliyordum! Kimse öğretmedi bana bunu sanki, sanki hep vardı da bende; zaman zaman üzerindeki toza üfleyenler oldu sadece… {*} {*} {*} Şimdi birilerine garip geliyor mu bu hal, bilmiyorum… Gelse de ne yapayım? Birileri için Mozart'ın doğumu önemlidir bugün, kimileri için zirvedeki […]
Seyir Defteri – 26 Ocak 2008 Cumartesi (Geçen yıllar, biriken duygular…)
"Bugün 26 Ocak olduğu için özellikle yazdım, demiş Sultan Yürük… 1999 senesinin işte bu günüydü. Telefonunu bulmuş ve aramıştım. Muammer Erkul bey ile mi görüşüyorum, demiştim. Evet, demişti…" {*} {*} {*} Ben de hatırlıyorum… Ne yana gitsem uzuun kabloları peşimden gelen bir kırmızı telefondu o zamanlar konuştuğum. Yazıları yazarken, Çekirge Çetin'leri çizerken, duvar yazılarını hazırlarken hep sağ kulağım ile […]
Seyir Defteri – 25 Ocak 2008 Cuma (Türkiye Polis Radyosu ve Hazret-i Mevlana)
Birkaç gün önceden konuşmuştuk Mehmet Nuri Parmaksız ile. Dün öğle vakti tekrar konuştuk. Nerede olduğunu bildir ki biz seni arayacağız, dedi… Kaça kadar arayayım, dedim. Sekiz’e kadar aramazsan ben tekrar ararım, dedi… Mehmet Nuri Parmaksız; sanatalemi.net sitesinin yazarlarındandır. Mesleği olan öğretmenlik görevini Ankara’da sürdürmekte ve Türkiye Polis Radyosu’nda “İmbikten Damlalar” programını hazırlamakta ve İLESAM’da […]
“Siyah hırkalı çocuk”la ilgili…
25 Ocak 2008 ___________ Muammer Bey merhabalar. Yazınızı okudum siteme de ekledim. Ancak sitemdeki bazı problemlerden dolayı ziyaretçi defterine yazdığınız yazıyı yeni farkedebildim. Yazınız için çok teşekkür ederim. Benim için çok anlamlı bir yazı. Allah kaleminizin kuvvetini daha da arttırsın. 15 Şubata kadar İstanbul'dayım, sizinle yüz yüze de tanışmak isterim. Saygılarımla. Abdulbaki Yavuz YAVUZWEB|COM
Seyir Defteri – 24 Ocak 2008 Perşembe (Kurban, deri, kafasız uçan tavuk vs…)
Dün Bursa’dan Saliha Malhun aramış; -Herkes Şehrin Kayıkçısı’nı konuşuyor, demişti… Meğer, hakkımızda yazdığı yazı Milli Gazete’de yayınlanmış. Bir tane alıp hatıra olarak saklamamı istedi… Gazete bulabileceğim bir yerde değilim ya, üç beş kişiyi aradım. Bir saat kadar sonra babam buldum, dedi ama görmem saat geç olmuştu… {*} {*} {*} Arabasız olduğum için, bugün de […]
Av [25 Ocak 2008 Cuma]
Canânıma mektuplar… ‘Sen sıradan birisi olabilir misin hiç; böyle düşünme ihtimalin bile içimi acıtır… Yazdıklarının bile altına söz yazmak isteyince şaşırıyorum, cümle kuramıyorum, yutkunuyorum, karar veremiyorum; sana nasıl hitap edeyim, diye… Yıllarca hep “sevgiler kere sevgiler” dedik, hem de hepimiz, ama ben çok kıskandım, şimdi kıskandım işte… Ayrıca bugün okurken ağladım yazdıklarını […]
Aşkı Mevlana
Bugün sadece ülkemizde değil, dünyada Mevlana rüzgarı esiyor. Yaşadığımız şu günlerde yeniden keşfedilen Mevlana’nın hikâyeleri, hikmetli sözleri sadece kitap olarak yayınlanmakla kalmıyor, bilgisayar, internet, sinema, cep telefonu gibi teknolojiyle hayatımızın her sahasına giriyor. Onüçüncü yüzyılda yaşayan bir bilginin hikâyelerinin böylesine ilgi görmesi kadar Amerika ve Avrupa’da Mevlâna sevgisi ve […]
Aşk Mektebi
Ben, yıldızları yokluyordum geceler boyu… Yıldızları kokluyordum, olmadığıım geceler !… İçim, sızlıyordu, çünkü ”içim” sızlıyordu her yaramdan dışıma… Her yaram yaaar kokuyordu!..
Sen İstanbul Olsaydın
Sen İstanbul olsaydın; Ben, sende konacak bir dal bulamayan martı gibi çığlık çığlığa atardım kendimi denizlere! Sen İstanbul olsaydın… Sen İstanbul olsaydın, aşka doğru… Bürünüp sevda rengine, dursaydın gurubun önünde akşam vakitlerinde. Ve ben…
