Patatesobur kedi! [03 Aralık 2009 Perşembe]
(İlk cipsi yiyen, neden son cipsi de yemek istiyor?) Aşağıdaki gözlemimi siz de unutmayacaksınız, ben de! Yakında gelen bir posta: “Mono Sodyum Glutamat maddesi, katıldığı yiyeceğin tadının beyin tarafından çok güzel olarak algılanmasını sağlıyor. Tatlı, tuzlu, acı fark etmiyor; en lezzetli şeyi yediğini sanıyorsun! Gıda üreticileri bu yüzden MSG’yi kullanıp çok kâr ediyorlar…” Diyor ve devamında […]
Semih asker oldu…
{asker} GÜLE GÜLE SEMİH 🙂 Nazilli’den (şimdi İzmir’e taşındılar) Hasan Özkaralı abinin ikinci oğlu SEMİH ASKER OLDU… Bugun (2 Aralık 2009) Burdur’a doğru yola çıkan Semih’e şimdiden hayırlı tezkereler… Babasına, annesine, kardeşlerine ve bütün sevenlerine; Allah kavuştursun, diyoruz… EK: 18 Aralık günü Hasan abiyle konuştuk. Durumu gayet iyiymiş Semih’in, bir hafta on güne kadar dağıtama çıkacaklarmış…
Duygu Bahçemiz (SEVGİLİYE MEKTUP/SEN -Yıldız Seçen)
Sen; Sadece, uykusuz gecelerimde kurduğum bir hayâl misin, gerçeği andıran? Kim olduğunu, nerden gelip, nereye gittiğini bile bilmediğim… Sen; Yıldızlarda seyrettiğim o gülen yüz, sabahıma doğamayan… Güneşi görünce ışığını kaybeden… Sen; Varlığımı diri tutan, yüreğimi soldurmayan, ama hep hasret kokan. Canımın yanışını bile güzel kılan… Sen; Benim içimde benim olan. Hiç kimseye hesap vermek […]
Kavrulmak, aynı ateşte! [29 Kasım 2009 Pazar]
Ben seni sevdiğimde de böyleydi gözlerin: Kömür koru gibi parlak ve zehir gibi sıcak! Seni sevdiğim gün de titriyordum elini tuttuğumda ve ismimi senden duyduğumda… Ben seni sevdiğimden beri annen ve annem, baban ve babam hep aynı insanlardı. Dokunduk birbirimize: Sizler de bizler de bir elin parmaklarına benzeyen birer aileydik. Sarılacaktık. Birer parmak gibi bir […]
Pembe zarflı Aslıhan – NASIL ANLATSAM, NERDEN BAŞLASAM…
Çok uzun zaman oldu ama hislerimiz hiç değişmemiş. O kadar çok şey söylemek istiyorum ki, nerden başlasam bilemiyorum. Sevgi Köşesi’yle ilgili çok hatıram var. Benim mektuparımın zarfları genelde pembe olduğundan Muammer Abi bana bu ismi koymuştu 🙂 Köşeyi ilk keşfettiğimde 16 yaşımdaydım. Gerçekten çok şey öğrendim. Yazmayı, okumayı desem yalan olmaz. Mektup yazmanın güzelliğini bu […]
Duygu Bahçemiz (GÖNÜLLER FETHEDİLMEYİ BEKLER – Süleyman Eldeniz)
Alaca şafakta, üç atlı, doludizgin yolu tutmuşlardı. Atlarının yeleleri, sarıklarının sorguçları uçuşuyor, uzun otların arasından geçtikleri için, atların koştukları değil, uçtukları zannediliyordu. Rengarenk üç atlı.. Kah doru renkli, kah alacalı, çoğunlukla da alnında ve ayak bileklerinde beyaz lekeler olan ‘kartopu’ öne geçiyordu. Biniciler, atlarının kulaklarına birşeyler fısıldıyorlar, anlamış gibi başını sallayıp kişneyen at, birden fırlayıp, en öne […]
Duygu Bahçemiz (CANIM YANIYOR – Hicran Seçkin)
Seni canıma koydum ey sevgili… Kırdın mı, "canım" kırılıyor… Ne zaman ki çıkartıp atmak istesem içimden seni, "canım" çıkıyor! Hasretinle yandığımda alev alev, canım yanıyor… Böyle canıma değişin, inan, inan çok canımı acıtıyor… ..Kanıma dokunuyor!.. ..Canına değemeyişim… Sen böyle pervâsızca değerken canıma… Değemeyişim canına bir nebze… ..Canımı acıtıyor, kanıma dokunuyor! Canım yanmasın diye her sen’li […]
Meee!.. [27 Kasım 2009 Cuma]
Her “meee” seslenişini; meleklerin hatırlatılışı olarak işitiyorum son günlerde… Bayram gelmiş, kapımızı tıklatıyor… Evde miyiz? {*}{*}{*} Bana bakıyorlar, sana bakıyorlar… Hepimize dikiyorlar gözlerini ve sonra “meee…” diyerek yarım bırakıyorlar sözlerini!.. “Meee’leri” dinledikçe “melek’leri” anlamak lazım, eminim… {*}{*}{*} Bu satırların bir çocuk yazısına benzemesinin sebebi; çocukça duygularla yazılıyor olmasındandır. Çocuklar ve kuzular… Koyunlar, koçlar ve insanlar… […]
Saksıda kurban kesilir mi? [26 Kasım 2009 Perşembe]
Kesilir, fakat o kadar büyük saksı, ya da şu kadar küçük bir kurbanlık bulabilirsen! Saksıda kurban kesmek caizdir ama yine de saksıda kurban ke-sil-mez… Saksıda kesemezsen banyoda kesebilirsin aslında; ama ayakları kayarsa, boynuzları batarsa bana surat asmak yok! Hele ki elinden kurtulup salona kaçarsa, ve hele ki “aynadaki koç” ile toslaşmaya kalkarsa, ve ah […]
Duygu Bahçemiz (EMANET… – Sultan Yürük)
Aaa! Bu şiir senin mi? Bu yazı da mı?.. -Şeyy!.. -Evet, evet de?.. Emanet işte… Nasıl yani, başkasından mı aldın? -Başkasından değil ama, yine de bir veren oldu… Sen yazdın sanmıştım, şunu tam söyle de biz de, anlayalım yani. Kafam karıştı; sen mi karışık söyledin, benim mi algım zayıf? -Ne güzel gözlerin var senin […]
Seyir Defteri – 25 Kasım 2009 (Terviye, Arefe, Kurban, Kabe…)
"Terviye, Arefe, Kurban, Bayram, Kâbe…" Bugünlerde hep işitiyoruz bu kelimeleri. Birçoğuna kulağımız alışık ama manalarını bilmiyoruz. Çoluk çocuk soruyor, öyle cevaplar veriyoruz ki; onlar, sadece "galiba iyi bi’şeymiş" olarak algılıyorlar!.. Peki nedir "terviye günü", o günü özel kılan nedir, neler yapılır? Arefe nedir, kurban hakkında neler biliyoruz ve hatta Kâbe-i şerif hakkında?.. Fırsattır, dedim ve […]
Seyir Defteri – 25 Kasım 2009 (Munzur’un öte yanı!..)
. Bir süredir dillerden düşmeyen "Dersim", Tunceli’nin eski adıdır… Eski bir yaradır… Çok istismar edilmiştir… Söylediği her sözün bir gün hesabını da vereceğine inanan, Allah korkusuna sahip insanlar yazıp konuşsaydı bu güne kadar bu hal böyle kangren olmazdı, bundan eminim… Fakat herkes "ölçü benim, ben ölçüyüm" dediği için işler karışıyor! Aşağıya üç yazı […]
Duygu Bahçemiz (SEN BENDESİN BENDE! – Yıldız Seçen)
Hep oralarda bir yerlerdesin. Ve ben bilirim, ben istediğim sürece de hep orada kalacaksın! Bilirim ki; Sadece ben var kılarım seni bende… Gözlerime değerse gözlerin, Gözlerimi kapatmışım derim… Sesini duyarsam, Rüzgâr esiyor derim… Bir dokunuş gibi olmasa da sevdam! Senin eserindir, Senindir derim… Güler geçerim zamana, Kızdıramaz beni! Cenneti iple çekerim… Yıldız Seçen / 24.11.2009
Seyir Defteri – 24 Kasım 2009 (ÖğretEnlerin günü…)
Öğretmen kimdir? Öğretmen nasıl olunur? Ve hangi öğretmenlerin gününü tebrik etmek lazımdır? {*}{*}{*} Öğretmen denince; devletten maaş alıp, okullarda vakit geçiren memurları mı anlayacağız? Öğretmen kimdir gerçekten de? {*}{*}{*} Şöyle inanırız ki: İlim bizim kayıp malımızdır… Ve Çin kadar uzakta bile olsa almak için çaba gösteririz… İlmi bulanlar, bilenler vardır… İlmi talep edenler, isteyenler vardır… […]
Duygu Bahçemiz (SÜLEYMAN – Hicran Seçkin)
Birgün iki kızkardeş oturmuşlar sekiye, Birinin adı Döndü, diğerinin Zekiye. Büyük olan Zekiye, Döndü de küçük kardeş, Hem kardeşmiş ikisi, hem de çok iyi sırdaş. Başlamışlar sohbete, evliliğe gelmiş laf, Aslı esası yok ya, hayal kurmuşlar saf saf. Döndü başlamış söze, her sözünde incelik, Bu işlerde usûldür, ablanın ya öncelik. "Abla," demiş, "sen birgün, evlenip […]
Duygu Bahçemiz (HAYIRLI OLSUN:) – Muammer Erkul)
Haydi bakalım, hayırlı olsun hepimize… 🙂 Bana da SÜRPRİZ oldu bu gelişme, yani bugün olması. Denemek için yazıyorum bu satırları ve Türkçe kurallarına da uygun yazmaya çalışıyorum… Adım Muammer Erkul, efendim. DUYGU BAHÇEMİZ’de bir çiçeğim, fidanım olsun istedim… 😉
Dersim dersin oldu mu?.. [22 Kasım 2009 Pazar]
“Dersim” dersin. Oldu mu? Dersim, “dersin” oldu mu? ….. Atgözlüğündeki iğne deliğinden, yolun kenarındaki manzarayı seyretmek!.. Böyle bir cümle okumuş muydunuz hiç, böyle bir ifade işitmiş miydiniz? Yooo!.. Haklısınız, ben de duymamıştım. Şimdi uydurdum, güne özel… {*}{*}{*} Atgözlüğü; arabayı çeken veya üzerine binilmiş hayvanlar yolda giderken, sağında solunda olanlardan haberi olmasın diye, her iki gözlerinin […]
