(Kimseye söylemezsen sana bir şey anlatayım…) …………… Bir gün, denizin kenarına oturursun… Biliyorsun; ya iri kayalar, yahut denizin dalgalarını süzdüğü kumlar olur sahilde. Bir gün denizin kenarına oturursun… Ya iri…
Lâmiî Çelebi, şöyle anlatır:   Bir gün gözüme bir ağrı girmişti. Yaptırdığım tedâvîlerden hiçbir fayda görememiştim. Bir gün yolda giderken, karşıma biri çıktı. Daha bir şey söylemeden bana; "Evlâd! Gözlerinin…
Nerdesin? En çok naz yaptığım insan… En çok kırdığım kişi… En çok özlediğim yürek… En çok sohbetine hasret kaldığım… En çok göre gözlerini sevdiğim… En çok sevdiğim sevgi insanı… En…
(Bu yazı, gazetede yayınlanmıştı ve sitemizdeki Stop Köşesi 2008 yazıları arasına da konmuştu… Ama, resimleri de olduğıu için buraya tekrar koyduk…)   Bülent Arınç, Hırvat maçı, Darende… [26 Haziran 2008…
Uzun yıllardır buradayız. Hiç bir yarışmaya katılmadım ve ödül almadım… Fakat daha önce de söylemiştim “ödüllerimin” ne olduğunu. Merak ediyor musunuz? İki gün önce, yani Cuma günü bana gelen bir…

Son Gülkaya :)

{bebek} BİR SAATLİK GÜLKAYA :))) Bir saat kadar önce, yeğenim Mehmet Sait Gülkaya'nın oğlu oldu… Son aldığım haberde bebek odadan çıkmış, giydiriliyor… Annesi Yasemin ise henüz doğumhaneden çıkmamıştı… Hoşgeldin küçük adam 😉  Taze deden Veli Gülkaya'nın, yeni babaannen Mahdume hanımın, Ayşe "BİBİN"in… :))) Ayrıca anneannen Leyla hanımın, Hayrettin dedenin ve dayın Metin Ustamehmetoğlu'nun… Veee HEPİMİZİN gözlerimiz aydın olsun… […]

1 min read

Gemide, hep birlikte :) [15 Mayıs 2009 Cuma]

Dün çok farklı bir gün yaşadık: Sabah 10’da hareket edecek vapur için Eminönü’nde toplandık. İstanbul halkının oylama ile seçtiği şu yeni vapur idi gelen. Ama hakikaten şahane ve bütün üstün özelliklere sahip olarak yapılmış, hem de bizim ustalarımız tarafından… İkinci iskelemiz Kadıköy’dü; oradan da alacağımız yolcular vardı. Ve sonra yola çıkıyoruz; belki de ilk defa, […]

2 mins read

Seyir Defteri – 13 Mayıs 2009 (KIRKINCI YILDA boğaz gezisi)

  Kırkıncı yılda, Boğaz gezisi…   Gazetemizin yayın hayatına başlamasından bu yana 39 yıl bitti. 40'ıncı yıla girdiğimizden beri bazı farklılıklar yaşıyoruz. Bunlardan ilki 22 Nisan sabahı gazetemizin yazı işlerinde yaptığımız kahvaltı idi. (Sitemizin Seyir Defteri bölümünde "Kırkıncı yılda kahvaltı" başlığı altında yazı ve görüntüleri mevcut.) Devamı ise geliyor. İşte bir diğeri, (13 Mayıs 2009 […]

6 mins read

Ey uçak, kon bahçeme! [14 Mayıs 2009 Perşembe]

Acaba okur mu okuduğu yazının hizasına çekmeye çalışmalı kendini; yoksa yazı mı okumaya çalışanın seviyesine inmeye çalışmalı? İkisi de doğrudur ve fakat ikisi de yanlış! Çünkü yazılar “vasıta”dır; tren gibi, uçak gibi, gemi gibi! “Ey tren, gel de beni bizim köyün kahvesinden alıver!” O tren ne der sana, sen ona öyle desen? {*}{*}{*} İstasyonlar, buluşma […]

2 mins read

Seyir Defteri – 10 Mayıs 2009 Pazar (Anne’li hatıralar…)

Anne'li hatıralar   Bu satırları yazarken "Anneler Günü" olduğunu biliyorum, ama aslında "her günün anneler günü olduğuna" inanıyorum… Onun için, böyle bir sayfamız olsun istedim sitemizde. Her hangi birimizin, her hangi bir zamanda, her hangi bir "anneli hatırası" gelirse hatırına ve bunu dökebilmişse satırlara, buraya toplayalım istedim… Bütün anneleri tebrik ediyoruz… Ve anelerin kıymetini bilen […]

1 min read

Dayımın korsan gözlüğü! :) [10 Mayıs 2009 Pazar]

İyileşti, şükürler olsun. Arabasıyla camiye, kasap dükkânına gidebiliyor. Fakat geçen sene ciddi bir “varta” atlatmıştı Hüsnü dayım: Bir gece, bir yanı tutmaz oluyor! Hemen hastaneye götürüyorlar, durumu ciddi; yatırıyorlar… Gördüğümde eve gelmişti. Gözünün tekindeyse siyah bir korsan gözlüğü… “Bu ne dayı” diye sorunca, parmaklarıyla gözlerini işaret edip: “Birbirinden haberi yok bunların, dedi. Ayrı ayrı görüyorlar!..” […]

2 mins read

Şeker, çocuk, sen! [08 Mayıs 2009 Cuma]

Benim bir “Şekerli Teyze”m vardı, Allah rahmet eylesin; bize geldiği zaman, gitmesin diye ayakkabılarını saklardım!.. Çünkü o, çantasını açar ve küçük bir kesekâğıdı içinden akide şekeri çıkarıp bize verirdi… Sizin de vardır benzeri hatıralarınız. Belki de ara sıra anlatırsınız; size kimlerin şeker verdiğini… {*}{*}{*} Çocuklar şeker sever ve kendilerine şeker verenleri de sever. Çocuklara şeker […]

1 min read

Asude’nin doğum günü :)

HOŞGELDİN MELEĞİM! Senin için ağzımdan çıkan ilk kelimeler bunlardı. Odaya, annenin yanına getirilmiştin… Buruşuk yüzün ve "burası da neresi" der gibi bakan gözlerinle beşikte yatarken; "hoşgeldin meleğim" demiştim sana… 10 Mayıs 2006 Çarşamba günü saat 13:30’da, iki ayağını tulumunun bir paçasına sokup, bacak bacak üstüne atmışken göz göze gelmiştik. Şimdi 3 yaşını dolduruyorsun… Süt içerken […]

1 min read

Seyir Defteri – 03 Mayıs 2009 Pazar (Damat)

Damat ;-)) ) Sözü fazla uzatmayacağım, durum şudur: Çorlu'daki arkadaşlarım (Fildişi Sahili denen, hani taa Afrika at kafasının gıdısındaki ülkeye giden Ali Kaya hariç) bir arabaya dolup geldiler. Tarih: 3 Mayıs 2009  Pazar. Saat 17.00'yi biraz geçe Çekmeköy Taşdelen'de buluştuk… -Sen neden geldin? -Damat görmeye! -Peki sen neden geldin? -Ben de damatı görmeye geldim… -Ya […]

6 mins read

Tepedeki yalnız ağaç [07 Mayıs 2009 Perşembe]

Tepede bir ağaç hayal edin; yapayalnız… Bir tek ağaç olsun orada, ama bütün tepe kurumuş, renksiz, topraksız… ….. Öyle bir savaş ki; ya ağaç bu kuru tepeye benzeyecek, ya da kurumuş tepe orman olacak… Hangi ihtimal size daha yakın geliyor?.. {*}{*}{*} Olur ya; ormanda bazı ağaçlar yaşlanmış… Yıldırım düşmüş… Fırtınadan devrilmiş… Boş kalmış yerleri… Orman; […]

1 min read

Kim “bilmek” ister? [03 Mayıs 2009 Pazar]

Hep tavsiye ediyoruz: Herkes her şeyi bilemese de herkesin iyi bildiği birkaç konu olmalı! “BUNU FİLAN BİLİR!” diyerek kapınızı çalmalılar… Turşu kurmak deyince akla filan kişi gelir; Uludağ’ın ağaçlarını filana sormak lazımdır; şifalı bitkiler filanın uzmanlık alanıdır; İstanbul çeşmelerini filan ezberlemiştir; Türkiye’nin taş köprülerini filan bilir hem de ustası, bânisi, tarihi, her şeyiyle… Peki senin […]

2 mins read

Umut Fm’de “Dili Zaptetmek”

İnsanın dilini zaptetmesi; gemi azıya almış atları zaptetmesinden bile zor. Ama zarûrî… Çünkü insan, gemi azıya alan atların çektiği arabada “meçhul bir akıbete” doğru gidiyor! Umut FM’de Hayat Güzeldir programında Hanif Çınar Darak’ın; Muammer Erkul’un "DİLİ ZAPTETMEK" isimli yazısını okuduğu ses kaydı… {mp3}radyo_hanifecinar_umutfm_dilizaptetmek{/mp3}

1 min read

Yüz yıl önce… [01 Mayıs 2009 Cuma]

Yüz sene önce ne oldu, bilen var mı? Asla bilmiyor, öğrenmiyor; bize “öcü” olarak gösterilmiş olan mazimizi hiç merak etmiyoruz. Yakın tarihimizin en önemli hadiseleri bile rağbet görmüyor ömrümüzde. Yarın hiçbir önemi kalmayacak magazinlerle zaman harcıyoruz. “Ömrümüz çok kıymetli” diyoruz. Fakat, unutuyoruz: Bir elbisenin boyundan ve renginden çok daha önemlidir; ceplerine konmuş olanlar!.. Yüz sene […]

2 mins read

Ne mümkün? [30 Nisan 2009 Perşembe]

Veya “Zehirli Su” Yahut “Senli Ben” Ya da “Benli Sen” Her ne ise, yazının ismi önemli değil zaten! (BİR KÂSE SUYA DÜŞEN BİR DAMLA ZEHİR GİBİ; GAYRI SENİ İÇİMDEN SÖKÜP ATMAK NE MÜMKÜN?..) {*}{*}{*} Nasıl damlarsa zehir bir kâse suya; İçime, öyle damladın… ….. Ve nasıl karışırsa soluğa, nasıl karışırsa kana; İşte öyle karıştın, öyle […]

1 min read

Seyir Defteri – 27 Nisan 2009 Pazartesi (Yüz yıl önce ne oldu?)

Yüz yıl önce ne oldu? Yüz sene önce ne oldu, bilen var mı?.. Asla bilmiyoruz, asla öğrenmiyoruz; asla bize "ÖCÜ" denen sayfalara dokunmuyoruz! Peki neden? Bunu da bilmiyoruz: "Öcü işte", sadece bunu bilmek bize yetiyor… ….. Önce bana; yuh olsun!  {*}{*}{*} Bazıları iş/meşgale arar kendine, bulamaz… Bazıları can sıkıntısından; bilmem hangi magazin "malzeme"sinin kaç kere n'ettiğinin […]

39 mins read

Seyir Defteri – 25 Nisan 2009 Cumartesi (Yeşilay jürisi)

  Yeşilay jürisi Cumartesi sabahı, saat 10.00, Cağaloğlu'ndaki Yeşilay binasındayız… Yıllar öncesi geliyor hatırıma: Türkiye Çocuk Dergisi'nin bu binaya taşındığı gün ben de dergide çalışmaya başlamışım. Beşinci katta dergi. Daimi kadroda Sıtkı Kazancı, Sadık Söztutan, Bekir Hazar var. Benden hemen sonra Levent Geylan geliyor ve Ömer Uslu ile Yaşar Kılıboz (ki sonradan adını Muammer Yaşar olarak değiştirdi). İki […]

4 mins read

Şampiyon Sivasspor [26 Nisan 2009 Pazar]

Ben spor yazarı değilim. Ne ehemmiyeti var ki Sivasspor’u şampiyon ilan etmemin? Aslında çok önemi var: Sivas’ın şampiyon olma ihtimali, artık spor sayfalarının dışına taşmıştır. Bu konunun, malum; bir top tarafı var, bir de insan tarafı… Topun kaleden her geçişi rakam olarak sayılır, skora yansır; ama insanın duygu tarafı (skora da yansıdığı halde) görülemez, bilinemez, […]

2 mins read

Kırkıncı yıl [24 Nisan 2009 Cuma]

Kırk yıl hatırı vardır, derler bir fincan kahvenin… Acaba ne kadar hatırı vardır; kırk yıldır okunmakta olan gazetemizin yanında içilen kahvelerin, çayların, sohbetlerin?.. Şu elinizde tuttuğunuz gazeteyi bir tek kelime ile özetle, deseler sadece; “sevgi” derim!.. Tiraj, değil, itibar değil, para değil, güç değil, kavga değil, siyaset değil, iktidar değil, muhalefet değil, husumet değil, ihanet […]

2 mins read

Kabuk [23 Nisan 2009 Perşembe]

(..can, bir kuşun kanadında) Yar; yaramdır!.. {*}{*}{*} Ne çiçeklerle, ne duvarlarla, ne dağlarla, ne de bulutlarla konuşmak değil bana göre… Ben, yârimle konuşurum… Yar; bir yaradır bende!.. {*}{*}{*} Yarsalar içimi; yarlar açılır yool yol, toprağımda… Yarısı kan, yarısı candır bedenimin; kan yerdedir işte, can; yeşil bir kuşun kanadında!.. {*}{*}{*} Serçeye, şahin kayasındaki kâhinden iksir mi […]

1 min read