Çağrıların en büyüğü!.. [14 Şubat 2003 Cuma]
Yoluna çıktım, ve durdu araba. İçimde sıcak bir şeyler aktı; adı olmayan… Hava soğuktu, iğneler saplanıyordu sanki dört yanımdan,, ve yapraklarından soyunmuş kavaklar, inliyordu!..
Çâresizliğin değil, teslim oluşun en büyüğü vardı gözlerinde…
{*}
Neydi bu, içimdeki?..
Dokundum ona. İlk defa karşılaşsak da; okşadım, eski bir hatıra gibi… Alnında dolaştı elim, sonra burnunun üstünde, sonra çenesinin altında… Sonra iki elimle avuçladım yüzünü ve öptüm, yumuşacık; ağzının kıyısındaki ince kılların üstünden…
{*}
Farketmediğim sürücü kıpırdadı, yürümek için. İlerledi araba…
Hava soğuktu, hem de çok… Rüzgâr sanki içime dalıyor da bulduğu ıslanmış sarı yaprakları kaldırıyor, savuruyor ve hızla vurup yapıştırıyordu odalarımın duvarlarına!..
{*}
Durdum orda…
Ama, yer eriyordu sanki… Sanki ben batıyordum; tereyağ üstüne konmuş bir sıcak çatal gibi… Toprağa!..
{*}
Çağrıların en büyüğü vardı bakışlarında…
Cağırıldığı… Ve gittiği… Ve gelmemi istediği yere çağırıyordu beni de…
“-Gel, diyordu… En azından beni yolcu et!..”
Gittim… Çâresizliğin değil, teslim oluşun en büyüğü vardı gözlerinde… Dokunamadım bir daha, okşayamadım bir daha, öpemedim… Sevdim sadece gözlerimle…
Onun bakışlarında en büyük çağırış vardı!
{*}
Siz hiç, en uzun kavağın en soğuk rüzgârda üşüdükçe nasıl inlediğini işittiniz mi?.. Nasıl ağladığını… Nasıl feryat ettiğini uzuun uzun!..
Kavaklar ağlıyorken… Ve rüzgârın buzdan seken iğneleri saplanıyorken her yanıma; çağırıyordu bakışları…
Bakışlarında, çağrıların en büyüğü vardı…
Çağırıldığı… Ve gittiği… Ve gelmemi istediği yere çağırıyordu beni de…
“-Gel, diyordu… En azından beni yolcu et!..”
{*}
Gittim…
Çâresizliğin değil, teslim oluşun en büyüğü vardı gözlerinde; hayret edilecek ve hayran olunacak kadar sakin…
Dokunamadım bir daha, okşayamadım onu, ve öpemedim…
…..
Kan, “içimde” aktı;
Kavaklar ağlıyorken!..
——————————————————
(Hepinizin kurbanı mübarek olsun efendim…)
Stop
Muammer Erkul
14 Şubat 2003 Cuma
