20.03 [20 Mart 2003 Perşembe]
(…sevgiye)
Yanına şeker konmamış demli bir çay gibi; içim acıyor…
İçiiim acıyor; yanımda yoksun!..
…..
Sen yoksun dövüş var…
Sen yoksun savaş var ve sen yoksun kış var!..
Üşüyorum ve üşüyor insanlar. Üşüyor; gözbebeklerinde, savaş uçakları büyüyen çocuklar…
{*}
Ne söylesem yakışmayacak günlerdeyiz…
Her insan kendi darağacının yolunu adımlıyor!..
Elbette zulüm zalime kalmaz ve kalmadı ve kalmayacak. Gördü tarih; mısır cipsinden bile küçük sivrisinekler aldı nice intikamları. Ve kim bilir hangi sebepler, kimlerin öcünü, daha kimlerden alacak!..
{*}
İçimde yoksan; içim acıyor!..
Şekersiz çaylara benziyor hayat, ve dünya; beyni olmayan fillere eziliyor!..
{*}
Kaplanlar acıkınca yakalar, yer, doyar; en yakınındaki avı!..
Filler, kaplanlara benzemez… Filler acıktıkça, yedikçe değil; yürüdükçe zarar verir…
Filler barınaklarından da kaplanlar gibi çıkmaz: Filler kalkar ayağa kendi üstündeki çatısını oynatır, dönünce kendi etrafında direkleri yamultur, ilk birkaç adımında duvarları göçürtür…
Ve filler koştukça uzaklarda,,, ezdikçe uzakları,,, yer sallanır kahrından ve filler azdıkça uzaklarda; kendi yuvaları sarsılır!..
…..
Şimdi sen, fillere binmiş maymun;
Çölde devesini yiyen adamdan farklı mısın, ve bu sıcaktan nasıl kurtulacaksın?..
{*}
Şu dünya yusyuvarlak, ve yuvarlanıp durmakta!..
Neresi alt, neresi üst belli değil. Her dönemde tepesi bir başka yerde… Ya yarın?..
Peki dün?.. Peki Sodom?.. Veya Lut?.. Atlantis?..
{*}
İçiimm acıyor; içinde şeker olmayan demli bir çay gibi…
İçim acıyor; yanımda şekerim yok…
Tatsızım… Sensizim…
Ve hatta, içine zehir katılmış bir kara çay gibiyim, yuvarlanıyorum bir yuvarlak dünyada…
{*}
Sen yoksun dövüş var… Sen yoksun savaş var ve sen yoksun kış var!..
Üşüyorum kartopundan dünyada!..
Ve hep üşüyecek, gözbebeklerinden uçaklar geçen çocuklar;
Kartopu,,, ateşe düşünceye kadar!..
….
2003,,, 2003,, 2003!..
(03.02 değil artık saatler, ama işte gene sarsılıyor ortalık!..)
Stop
Muammer Erkul
20 Mart 2003 Perşembe
