Misali hürriyet [08 Ocak 2012 Pazar]
Kör, sağır, topal… Çolak, kambur, şişman… Derisi buruşmuş, saçları yolunmuş, dişleri dökülmüş ve ihtiyar haliyle fakir kalmış bir …hâne artığı kadının; ne kötürüm haline, ne de leşine, köpekler bile bakmaz.
Peki ya, bir Sultanın dünyalar güzeli kızı?
Herkes onun peşindedir!
Misal-i Hürriyetimiz budur…
{*}{*}{*}
İnsanoğlu; hür olanı, esiri yapma hevesindedir…
Esir olmak ise; gürül gürül akan su iken çamura dönüşmek, yerlerde sürünmek, çöpe karışmak!
Peki sadece ülkeler ve milletler için midir bu temsil?
Hayır, fakat bu örneğin misal-i millîsi, milyonlar kere büyütülmüşüdür bir ferdî misalin…
Yani, millet; fertlerden bağlanmış bir ekin demeti gibidir!
Hürriyet; her türlü korunmuşluğumuzdur ve dahi arınmışlığımızdır…
Peki, neyden korunmuşluğumuz ve arınmışlığmızdır hürriyet?
Hür olmamızı engelleyen veya yok eden her şeyden, her histen!
{*}{*}{*}
İlkokul kitaplarındaki emperyalizm, istibdat, zulüm vs. konuları bir yana; bizleri evimizde esir alıp ömrümüzün yarısını yutan teknolojik cihazlar diğer yana…
Fakat başka kölelikler de var! Varmış ki, âlimler bunları “kalb hastalıkları” diye kitaplarına yazmışlar.
M. Hâdimî’nin “Berîka” kitabı çok meşhurdur ve tercümesi “İslâm Ahlakı” kitabı içindedir. Diyor ki: “Kalp, bütün bedenin reisidir. Bütün uzuvlar kalbin emrindedir. Sevgili Peygamberimiz: İnsanın bedeninde bir et parçası vardır. Bu iyi olursa, bütün uzuvlar iyi olur. Bu kötü olursa, bütün organlar bozuk olur. Bu, kalptir. Buyurdu. Yani bu, yürek denilen et parçasındaki gönüldür. Bunun iyi olması, kötü ahlaktan temizlenmesi ve iyi ahlak ile tezyin edilmesidir.”
Kendi sahibini, burnundan halkalı bir köle eden; korkaklık, şehvet, uyuşukluk, kazanma hırsı, mal sevgisi, kibir, kıskançlık gibi esaretler (kötü huylar) kitapta 40 madde olarak anlatılıyor.
İbretliktir ki, en baştan ikinci sırada anlatılan madde; “cehalet”tir!..
Muammer Erkul
08 Ocak 2012 Pazar

Cevaben bir fıkra…
Adam: Bana bir Hürriyet.
Satıcı: Yok.
Adam: Öyleyse Hayat ver.
Satıcı: Hürriyet’in olmadığı yerde hayat mı olur?
Bu fıkra 1940’larda Bursa’da bir gazete yayınlanır.
Ve gazete kapatılır…
FATİH
Sevgiler kere sevgiler;
Senin lafın ile başlamak istedim çünkü Osmanlı sevgimi bir kere daha depreştirdin o muhteşem kitabı bizlere önererek. Murat BAŞARAN’ın Doğudan Geldiler kitabından bahsediyorum abiciğim. Sana ne kadar teşekkür etsem azdır hazineme bu eşsiz mücevheri de kattığın için. Yazarımıza ve sana sevgilerimi ve saygılarımı iletiyorum.
NEVAL
Ne güzel anlatmışsınız abiciğim hakiki hürriyeti… Mapushane damını gülzar eyleyen hürriyet de bu hürriyet… Yitirildiğinde en hür insanı bile esir sınıfına sokan da bu hürriyet, değil mi? Önemli olan gönül hürriyeti; beden hürriyeti kimisine var, kimisine yok… Bedeni hür olduğu halde gönlü esarette olan kişinin hürriyetinin de bir kıymeti yok zaten.
Hicran Seçkin
Güzel huy bir “orta”da bulunma, ortada durma ve hep orada kalabilmek sanatıymış… Veya bir yol var, ordan dışarı çıkılması gereken… Pek çok insan için bu yol, TEK tarafı uçurum olan bir dağ yolu gibi. Yani risk tek yanda… Diğer pek çok insan ise, sanki uçurumun üstüne incecik bir ip geilmiş de, onun üstünden yürümek zorunda. Yani risk HER yanında! Yolcusuna göre her iki yolda da daima istikamet üzere bulunabilmek aslında hiç kolay değil…
H. Seçkin
Hele bir de bunu kolay görüp kendini o yolda KADROLU sanan, tekeri yoldan kaymış olduğu halde haberi olmayanlar var kii; işleri güman, sonları yaman! Ve güzel huy bir de her şartta ve her insana karşı aynı şey değilmiş. Yani öyle bir şey ki; bir yetimin başını okşamak da güzel huy iken, yerine göre bir zalimin kellesini uçurmak da, bir zorbanın dersini vermek de güzeller güzeli bir huymuş aslında. Velhasıl, ORTAyı bulmak ve daima orda durmak zor…
H.Seçkin