Posted on: 4 Mayıs 2012 Posted by: Muammer Erkul Comments: 2



     
    (İnsan, eski takvimlerin sabahlarındaki uyanışları özler mi?)

Bir gün, uçurtma fark etti;
Kendi ipini, bir elin tuttuğunu!
…..
Yazı, burada bitti…

{*}{*}{*}

Yaz bitti…
Kuvvetli esmeye başladı rüzgâr.
İplerin sarılma, uçurtmaların aşağı inme zamanı geldi.

Yani imtihan, yani sabır vakti!..

{*}{*}{*}

-İnmem, dedi biri…
…..
Savruldu gitti!

{*}{*}{*}

Birileriyse; eğdi boynunu…
Çünkü fırtınalar geliyordu, yağmurlar geliyordu.

{*}{*}{*}

Uçurtmaların bilmesi gerekmiyordu mevsimleri… Havayı tanıması, zamanı koklaması, durumu yoklaması gerekmiyordu…
Uçurtmaların; rüzgârı buldukça, ipleri salındıkça uçması gerekiyordu, salındıkları yere kadar!

Yazı, burada da bitti!

{*}{*}{*}

Yaz da bitti bütün yazlar, kış da bitti bütün kışlar gibi…
Bitici olan her şey bitti, geçici olan her şey geçti…

Bir gün…
Güneş gülümsüyorken gökyüzünde sıcacık ve efiil efil esiyorken rüzgâr neş’e içinde…
Fark etti nihayet, çiçek çiçek açılmış uçurtmalardan biri;
..bir ipe düğümlü olduğunu…
…ipinin bir elde olduğunu…
….ve böyle güzel uçmasının, buna bağlı olduğunu!

…..
Yaz da bittiii, yazı da…
Dert de bitti, tasa da!..

Stop
Muammer Erkul
muammer.erkul@tg.com.tr
04 Mayıs 2012 Cuma

 

2 People reacted on this

  1. Ve uçurtmaların; rüzgarı buldukça, ipleri salındıkça uçması gerekiyordu gönderildiği yerlerde zamanlamalarıyla. Geri alındıkça salınan ipleri; mutluluğunun bu kadar kısa süreceği mevsiminin olmadığını bilemezken…

    Yeşil Yıldız

Leave a Comment