Birtanemdin… Gelirdin… Bakardım çoğalmışsın; sanki senin içinden bir tane daha sen çıkmış. Sonra bir tane daha ve sonra bin tane daha… Ve bakardım ki şu yanımda sen ve bu yanımda…
Hadi, “komiklikler” hayal edelim bugün: Bir kedi olacaksın… Bütün fareleri avlayacaksın, ama ağzını da o pis mahluklara dokundurmayacaksın. “Aksi halde seni sevmem”, denecek sana! {*} Bir köpek olacaksın… Bütün hırsızları,…
Bundaan, ımmm, tam hatırlayamıyorum, 5 ya da 6 yıl evvel… Ben Ramazan Bayramını geçirmek üzere İstanbul’a gitmiştim… Muammer abime bir mesaj gönderdim, "Abii! İstanbul’umdayım! 🙂 Bayramda ziyaretine geleceğim, şekerlerimi hazırla!"…

Rozet [20 Mayıs 2007 Pazar]

Zihninin derininde… Gözünün kenarında… Göğsünün kıyısında; var mı küçücük bir yer?.. {*} Bir ben’cik; fazla gelmez sanırım sana, göze batmaz sanırım sende, dile düşmez sanırım senle! Göğsünde var mı yer; ben kadar, bana kadar? {*} İliştir beni hadi göğsüne, tuttur beni hadi kendine; ki “sen” denen bütünün dâhilinde ben de olayım! Bana bakanlar, beni sende […]

3 mins read

Gömlek [18 Mayıs 2007 Cuma]

Her harf ateşten bir ilmek değilse kendin için ördüğün… Ve yakmıyorsa seni tenine yapışan kor gibi; ..serinlemez içenler, bardağındaki sudan! {*} İçindeki sivri kayalarda yırtılan fırtınaların feryadı sağır ederken kulaklarını; zaten duyamazsın, hakkında söylenenleri… Ama böyle zamanlarda fısıldasan; ..işitir seni kâinat! {*} Yazmak; ..deli gömleği… ….. Darağacının meyvesi; insandır… Yaftanda, el yazın! {*} Lambaya girmiş […]

1 min read

İp [17 Mayıs 2007 Perşembe]

Kırkar yarayla çizilmiş bedenlerini, kırkar yamalı mintanları içine tıkmış kırk yiğit, kırk gündür kılıç sallamaktaydı; gül bahçelerinde gülüşür gibi… Ama eğer biri, tek fiske indirseydi “aman” diyene; Kırk günlük yoldan öyle çekilirdi ki ipi; kesilirdi nefesi! {*} Kılıç, kudurmuş bir canavar değildi, bükülmez bileklerde… Zaten, kılıçları her önüne çıkanı yem bilmediği için bükülmezdi bu bilekler! […]

3 mins read

26 12 2007 – Aşk-ı Mevlâna, Tuba Karabey, Sanatalemi.net

Aşk-ı Mevlâna – Tuba Karabey   Sıcak renklerin hâkim olduğu kapakla sarmalanmış Akış Yayınları’ndan çıkıp 139 sayfasıyla kitapçılarda yerini alıp İlk imza günü Şeb-i Aruz’da (17 Aralık 2007) yapılan ve Muammer Erkul’un imzasını taşıyan kitap; Aşk-ı Mevlânâ Aşk’a Dair Sözler… “Üç kitabın eşi yoktur… Bunlar, Kuran-ı Kerim ve Buhari-i şerif ve Celâlettin-i Rûmî’nin Mesnevisidir.” Abdüllah-i […]

6 mins read

Seyir Defteri – 19 Şubat 2008 (Aydönümü)

Bir ay önceydi… 19 Ocak 2008 tarihinde başlamıştı SİTEMİZ… Pek çoğunuzun bundan haberi yoktu; hatta on gün öncesinden benim bile haberim yoktu! Gerçek bu… Bir gayret; "başladı" dedik arkadaşlarla, başladı… Şu anda yine, çoook dostumuzun, çook sevdiğinizin haberi yok; ..burada yine; ..yeni bir ateş yaktığmızdan… El birliğiyle… Ve onun sıcağı çevresinde oturduğumuzdan, onun başında toplandığımızdan!..    {*}{*}{*} Ayın […]

1 min read

Çünkü annem bedavaydı(!) [13 Mayıs 2007 Pazar]

(Evlat doğurmuş bir anne gördünüz mü oralarda; yahut anneden doğmuş bir evlat?.. Söyleyin, bu yazımız kendileri içindir!..) …….. Anneler, yavrularının kendilerine en fazla muhtaç olduklarını hissettikleri zaman, onların yanındaydılar zaten… Sonra büyük bir “kopuş” peydahlandı hiç yoktan! Ardından; Yavruların onlara en fazla ihtiyaç duyduğu zaman geldi; ki onlar, artık başka uzaktaydılar… ….. Bir evlat şunu […]

2 mins read

İdealizm [11 Mayıs 2007 Cuma]

İdeali olan insanlar; kazanır veya kazanamaz, başarır veya başaramaz, ulaşır veya ulaşamaz… Fakat ideali olan insanlar; yola çıkanlardır, adım atanlardır. Cesareti olanlardır… İdeali olmayan, ülküsü olmayan, hedefi olmayanlar bunu bilmez… Ve onlar hiç bir yere varamaz! {*} İdealist olanlar, hedeflerine dokunamasalar bile mutlaka bir yere varırlar. Çünkü yola çıkmışlardır, adım atmışlardır, nefes tüketmişler, ter dökmüşlerdir… […]

3 mins read

Gol ve ziyafet :) [10 Mayıs 2007 Perşembe]

Fenerbahçe’yle uğraşmaktan çok ne hoşuna gider rakiplerinin? Kalp krizine en yakın taraftar ise Fener’lilerdir, çünkü şampiyonluk maçı yaparken aynı zamanda küme düşme ihtimali vardır bu takımın, o derece yani! Her yıl, artık futbol izlemeyeceğim, derim. En kesin kararım ise, geçen sene son maçındaydı. Şampiyonluğun, başka bir statta başkasıyla maç yapan Galatasaray’a ikram edildiği o rezil […]

4 mins read

Mezura [06 Mayıs 2007 Pazar]

İnsanın boyunu… Asıl ölçen; ..yol’dur! {*} Belki bu yüzden yol gibi kendi üstüne sarılmıştır mezura… Ve yine yol gibi serilir insanın önüne… {*} Kendi yolu, insana; yürüdükçe var kılınır… Yürürse yollar açılır, engeller çıkarsa aşılır; fakat varmak için, önce adım atılır! ….. Gitmeyene; ..yol ha vardıır, ha yok!.. {*} Mezura, yola benzer; ..ve bir yol […]

2 mins read

Kumaş [04 Mayıs 2007 Cuma]

Dikilmemek acıların önünde; dikilmek içindir, bir gün… Ama daha önce, kesilmek için! {*} Serilmek yere böyle sessiz sedasız; sınanmasıdır sabrının… Üstünde kuru sabun çizgileri ve bir makas; cenaze üstündeki bıçak gibi! {*} Ölçülürken, çizilirken bilirsin ve hatta dokunurken… Doğmuş isen bilirsin ya öleceğini… Bilirsin kumaş isen; kesileceğini! {*} Sen, kıyafet değilsin; böyle henüz bir topta […]

2 mins read

İnek [03 Mayıs 2007 Perşembe]

İnek, mahkûmdur üretmeye… Hatta “üretmeme” gibi bir lükse sahipse, o zaten “inek” değildir! {*} Süt üretmeye mecburdur bir ineğin metabolizması. Ne yese, bünyesine ne girse süt olur… Süt ise; şifa olur… Fakat onun vücudundan “çıkarsa” şifa olur, yani girerse boğazlara… {*} Peki ya çıkamazsa?.. İneğin, her aldığını süte çeviren vücudu; yaptığı sütü kendi dışına çıkaramazsa? […]

2 mins read

Resm-i Kadem-i Saadet [29 Nisan 2007 Pazar]

(Peygamberimizin Ayak İzi) Sirkeci Garı’yla Yenicami, ve iskelelerle Büyük Postane çizgilerinin kesişme noktasında, herkesin bildiği halde bilmediği “gizli” bir mekân var… Birazdan Üsküdar’dan vapurla Eminönü’ne geçeceğim ve gönlümde yatan bu “Hazine Sandığını” size göstereceğim… Bu bölgeden günde milyonun üstünde insan geçer… Mümkün olsa, her geçeni tutup; “şu pencerenin arkasında ne olduğunu biliyor musun” diye soracağım!.. […]

4 mins read

İstanbul’da kimler yaşar [27 Nisan 2007 Cuma]

Bu zamana kadar kim bilir kaç yazıya konu olmuştur İstanbul? Varsın, bir yazı daha İstanbullu olsun! Olsun ki, biz de soralım: İstanbullu yazılar en çok hangi şehirde yazılmıştır? Sormaya da devam edelim: En çok yazan insanımız nerededir? Peki, en çok yazmayan nerededir? Okuyan insanlar en çok İstanbul’dadır, evet. Okumayan insanlar da İstanbul’dadır… {*} En çok […]

3 mins read

Milli tören [26 Nisan 2007 Perşembe]

Her sene rüzgâr eser, bulutlar koşuşur, yağmur çiselerdi. Bu defa öyle olmadı. Hava pırıl pırıldı. Anneler ve babalar renk renk elbiseler giymiş çocuklarıyla birlikte okul yolundaydılar. Ben de duvarında “T.C. Milli Eğitim Bakanlığı, İstanbul ….. İlköğretim Okulu” yazan bir binanın bahçesindeydim. {*} Göndere bayrağımız çekilmiş, dalgalanıyordu. Az önce herkes hep bir ağızdan İstiklal Marşımızı söylemişti, […]

5 mins read

Kuyudan gelen [22 Nisan 2007 Pazar]

1790-1869 yılları arasında yaşamış, doğu seyahatleriyle Müslümanları yakından tanımış Lamartine “Türkiye Tarihi” (Histoire de la Turquie) adlı eserinde, Sevgili Peygamberimizi anlatırken diyor ki: “Tarihte kim Muhammed ile karşılaştırılabilir? En meşhur insanlar, sadece ordular, kânunlar ve imparatorluklar meydana getirmişlerdir. Çoğu defa gözleri önünde dağılıp giden maddî iktidarlardan başka bir şey kurmamıştır onlar. Fakat O, yalnızca orduları, […]

3 mins read

Alçı [20 Nisan 2007 Cuma]

(Yeni yazmaya başlayan bir dosta mektup) ………. Yazan kimse, okuyanının zihninde ister istemez “şekil” alıyor… Ve genellikle bu şekil, alçı gibi donuyor… Alçı kırılırsa; suyla karışsa bile yeniden hamur olmuyor, yeni şekiller için… Kırılmışsa, o artık; alçıdan bir heykelin parçasıdır sadece! Ya terk ediliyor bütün verecekleriyle birlikte… Veya çook nadir olarak, yapıştırılıyor kırık yerlerinden; ama […]

3 mins read

Dilerim ki çok olsun hayal kırıklıkların [19 Nisan 2007 Perşembe]

Size bir şey sormak istiyorum, demişti… Hayalleriniz mi çok, yoksa hayal kırıklıklarınız mı? Ben de sana bir şey sorayım, dedim… Denizdekiler mi çok, yoksa kaçırdığın balıklar mı? {*} Denizde, kaç balık olur? Ama oltan, bir tanedir! Yani, sayısız balık arasından yakalayabileceğin miktar sınırlıdır… Oltan bir tanedir; Ama deniz balık doludur! Yani, sayısız balık arasından yakalayabileceğin […]

3 mins read

Üçüncü Yeni’ye Erkul da katıldı, Bağımsız Haberciler, bhdhaber.com

Üçüncü Yeni Tarihî bir yazı yazacağım, iyi dinleyin! Hatice, benim “adamım”dır, gece aradı. “Biliyorsun, Sefa Beyle kafalarımız uydu, sitede yazıp duruyoruz” dedi. Biliyordum haliyle. “Yeni bir fikrimiz var, dedi. Üçüncü Yeni şiir akımı…” * Şiir’in “şiyir” olmadığını dahi bilmeyen bazı mahlûkatın, şiir konusunda “özellikle” söz sahibi sayılmaları, sanatın bileğine atılmış jiletlerden biri! Hiçbir iş yapamayan […]

3 mins read