Sürü sürmek! [23 Şubat 2007 Cuma]
Yüz bin tane kara cahil mi çoktur; yoksa okuyup yazan yüz kişi mi? {*} Sürüler zor yürür. Onları harekete geçirmek zahmetlidir ama, yürüdükleri zaman da büyük bir güç olurlar. Önlerine çıkmak tehlikelidir. Sürüleri durdurmak ise, yürütmekten de zordur; Ezerler insanı! O yüzden, sakin sürüleri, usul usul; “kendi götürmek istedikleri yöne doğru” hareket ettirmeye çalışır, işi […]
09.10.2007 – Şehriyârân – Mehmet Nuri Yardım – İlesam.org.tr
Şehriyârân Bazen insan yakın çevresindeki kıymetleri fark etmez ya… Veya gözardı etme niyeti yoksa bile bir gaflet eseri olarak ihmal eder bazı hizmetleri. İşte bu yazıda bahsedeceğim “Şehriyârân” eseri de aslında neredeyse öyle bir nisyana mâruz kalacaktı ki, şükürler olsun Ramazan’ın intibahı ve bereketi imdadıma yetişti ve bu nefis eser hakkında birkaç satır […]
17.12.2007 – M.Erkul’un kaleminden “Aşk-ı Mevlâna” – Saatlimaarif.com
17 Aralık 2007 Pazartesi | 22:45 M.Erkul’un kaleminden “Aşk-ı Mevlâna” Yazar Muammer Erkul'un hazırladığı "Aşk-ı Mevlâna" isimli eser, Akış Yayınları'ndan çıktı. Hem de çok özel bir günde ve hem de bayram hediyesi olabileceği düşünülerek %50 ilk gün indirimiyle… Mevlana Hazretleri 17 Aralık 1273 tarihinde Konya'da vefat etti… Kitabın ilk imza günü de; bir manada onun merhametine, […]
Seyir Defteri – 07 Şubat 2008 (“Basından” bölümüyle ilgili)
Yeni bir bölüm daha var sitemizde: Basından… {*} {*} {*} "Basından " mı olsun, yoksa başka bir isim mi bulalım diye epey düşündük. Fakat ne olabilirdi; Köşemizle, kitaplarımızla, sitemizle yani bizimle, BİZLERLE ilgisi olan her yazı ve bilgiyi koyabileceğimiz bölümün adı? Daha toparlayıcı bir isim bulamadığımız için, gene de; "Basından" olsun dedik… {*} {*} {*} Gazetelerde, dergilerde […]
19.01.2008 – Muammer Erkul ve Eserleri – Saliha Malhun – Sanatalemi.net
-Şehrin Kayıkçısı’na- “Sadece canlıya değil, eşyaya da iyi davran der bir veli…” Karabaş-ı Veli Tekkesi’ne her gidişimde şöylesine bir düşünce geçer içimden… Mübarek tekkenin şu altı yüzyıllık direklerine kodlanmış resim, zikir ve görüntüler acaba hangi renktedirler? Sözün kulağımıza gelen ahengi ile, sükûtun rengi ancak yakaza aynalarında görülebilecek hâlden ibaret bir keyfiyet olsa gerek… Burada […]
12.01.2008 – Bizim Muammer – İsmail Fatih Ceylan – Sanatalemi.net
Muammer Erkul, kadim dostlarımdandır. Kendisini tanımadan yazılarını sevdiğim yazardır aynı zamanda. Bu yüzden, kitabının çıkması için uğraştığım nadir insanlardan biridir. Nesil Yayınları’ndayken baya bir peşine düşmüştüm. Ama o pek kitap çıkarma meraklısı değildi. Biraz uzun süren ikna telefonları ve görüşmelerden sonra, Sen İstanbul Olsaydın’ı yayınladık. Ardından Ilıkpembe ve Aşk Mektebi ortaya çıktı. Muammer Erkul’un kendine […]
Kör edici Kadillak, Cüney Tarkın ve sinema önündeki Malkoçoğlu’lar
Arı sineması açılıncaya kadar, pazar sokağındaki Yeni Sinema semtimizin tek sinemasıydı… Film çıkışlarında, yarım salon dolusu çocuk; sanki bendini yıkmış baraj suları gibi kapıdan dışarı uğrar… Derin ve içten “haaaayy” naralarıyla birbirlerine hücum eder… Saçlarını titrete titrete “artis pozu” yaparak sanki aynı filmi yeniden çevirir ve hatta neredeyse filmde anlatılan sahneleri yaşardı!.. Mahallede; düz veya […]
Pide kuyrukları ve orucun basamakları
Şimdiki çocuklar inanmayacak, ama biz kendileri kadarken motorlu kuryeler yoktu… Onlar olsaydı bile evlerde kurye çağıracak telefon yoktu… Basit bir iki şeyin siparişini vermek için de zaten hiç kimse (iki üç durak ve birkaç fırın geçerek) telefon kulübesine kadar gitmezdi… En yakın kurye ise, zaten işte şurda, sokakta oynuyordu; açıp camı seslenesin diye: -Muammeeer, koş […]
Sözün geri vitesi! [03 Şubat 2008 Pazar]
Hadi bakalım, gülmeye hazır mısınız? ….. Rivayet odur ki; Saatlerin geri alınacağını duyan Dursun, evdeki bütün saatleri toplayıp, Saatçi Temel’in dükkanına gitmiş… -Ula Temal, biliy misun, saatler geri alinacakmuş!.. Onun içun, ben da bütün saatleri toplayup getirdum sana. Çünkü hepsinu sendan almiştum, demiş!.. {*}{*}{*} -Saatlerin geri alinacağunu ben da biliyrum, demiş Temel. Lakin “bir saat […]
Öküz yutmak! [01 Şubat 2008 Cuma]
Eğer ömrün yeterse (ki ben bunu çok dilerim) yaşlanacaksın… Sen de bir gün yaşlanacağını umarak, bu yazıyı dikkatle oku… {*}{*}{*} İhtiyarlığın çeşitli belirtileri vardır, ki bunlardan biri şudur: Başladığın konuyu bitiremiyorsan, yaşlanmaya başlamışsın demektir!.. İnsanlar bazı işlerini hatırlayıp aniden senin yanından uzaklaştıklarında, sen henüz sözlerini bitirmemiş oluyorsan, durum vahim!.. {*}{*}{*} Birikmiş hatıra ve tecrübelerin çok, […]
Kirpinin pamuk yavrusu [31 Ocak 2008 Perşembe]
(Nazânıma mektuplar) Anlamak istemeyene hiçbir şey anlatılamayacağını biliyorum… Yine de yazıyorum. Çünkü bir gün, anlamayı seçeceğini umuyorum. Doğru tercihi yapmış olacağın o gün, işte bu yazının elinde olmasını arzu ediyorum! {*}{*}{*} “Peki, kimseyi kırmayalım; iyi ama, biz kırıla kırıla…” diye başlayan hezeyanlar yine senden mi geliyor? Kaç yıldır yazıyorsun da bana bunları, bıkmadın mı? Ve […]
Seyir Defteri – 04 Şubat 2008 Pazartesi (İzmirli ayakkabıcı, Meserret Oteli ve Serhend…)
Sizlere iki tane bir dakikanın hikayesini anlatmak istedim. Ama üç dört gündür anlatıp anlatmamak arasında kararsız kaldım. Fakat öyle derin bir güzelliği var ki yaşadığım o iki dakikanın… "Şimdi anlatmazsam, zamanın içinde unutulup gidecek", dedim. Sonra da "acaba nasıl anlatmalı" diye bir senaryo oluşturmaya çalıştım. Başaramayıp, ondan da vazgeçtim. Ne oldu ve nasıl oldu ise öyle anlatıyorum. Buyrun… […]
Leylek bohçası, lahana göbeği ve patlayan gemiden gelen bebek…
Acaba herkes biliyor mu dünyaya nasıl geldiğini?.. Bu konuda çoğu bir şeyler söylerdi, ama kamyoncu Ali amcanın tombul oğlu; “babam beni damperli kamyonla getirmiş”, derdi!.. Iyy!.. Biliyorum ki hiç romantik değil… Ama sanırım ki sık sık uzun yola giden babasının özlemiyle; koca bir kamyonun havaya kalkan kasasından “löngüürt” diye bahçeye dökülmüş olduğunu düşünmek şirin geliyordu […]
İncirli park ve üç tekerlekli mavi salep arabası
Demek ki misket mevsimiymiş, çünkü o gün, bütün çocuklar parkta… İncirköy otobüs durağı tam yolun dirseğindeydi. Arkasında ise büyük tekneleri karaya çekmek için koca bir makara var ve bu boşluğun iki yanı park… Cadde hizasına kaldırmak için; deniz ve makara tarafları örülüp yükseltilerek zemini düzlenmiş olan bu parklar, belli ki zamanında çok bakımlıymış. Bütün kenarlara […]
Seyir Defteri – 31 Ocak 2008 Perşembe (Merhaba yazısı hk)
Merhaba… Size bir sorum var bugün… Sorum ise yine "Merhaba" ile ilgili… {*} {*} {*} Bir sitenin vitrini gibidir ya anasayfadaki giriş yazısı… Çünkü siteye her gireni; yani dostlarımızı ve henüz dostumuz olduğunu bilmeyenleri işte bu yazı karşılar… Bu yazıda söylenmelidir söylenmesi gerekenler, ama yeteri kadar ve göze batmadan… {*} {*} {*} Peki şu anda okumakta olduğunuz "Merhaba" yazısı bu […]
Seyir Defteri – 30 Ocak 2008 Çarşamba (Hadi yaz, denmişti…)
İstanbul bir tuhaftı bugün… Karadeniz yönünden kar geliyor, Marmara tarafında güneş parlıyor… Denizin suyu ise şimdi zeytin yeşili, az sonra şişe dibi mavisi… Gökyüzü; bir beyaz, bir mavi, bir gri… Üç gündür böyle. {*}{*}{*} Pencere önündeyim. Güneşe bakıyorum. Biri birleriyle kovalamaca oynayan birkaç kar tanesi, gözümün önünden geçerken bana göz kırpıyor… Gene kimse […]
