Fırıncı un beyazı, kömürcü siyaha dönmüş; balıkçıyla bacacının kokusu farklı… Yaylada kekik otlayan hayvanın eti, ahırda saman yiyeninkinden ayrılıyor… Mandanın çamurdan çıktığı, koyunun çalıdan geçtiği sırtlarına bakar bakmaz anlaşılıyor. İnsan da her ne ile meşgulse; gecesi gündüzü, gerçeği hayali onunla doluyor. Rüyamda birileri var, bir şeyler olmuş, bir şeylerDevamı

                                                                                                             MMT kardeşime sevgimle 🙂 Azıcık başınızı ağrıtayım, diye başlamışsın ya işle alakalı sorularına. Bahsettiğin bu “baş ağrısı” o kadar hoşuma gidiyor ki, anlatamam sana. Çünkü soran kişi; öğrenmek isteyen, kibrini yenen ve her şeyi bilirim batağına saplanmayan kişi demektir. Tebrik ediyor ve teşekkür ediyorum sana; hem benim ve hemDevamı

Sorular ağrıya benzer!.. (…dört gün sonra) Biliyordum ki sorsam, aynı cevabı alacağım. Dedem diyecek ki; “Ona öğrenmesi için… Sana da düşünmen için tam dört koca gün verdim; niye tembellik edip bana soruyorsun. Hem cevabı Cuma günü beraber öğreneceğiz inşaallah.” ….. Düşünüyordum; Bir soru sorulmuş, dedem de kısaca bir şeyler anlatmış,Devamı

Her soru bir ağrıdır… O gün onu ben götürmüştüm muayenehaneye. Doktoru şikayetini sordu. Anlattı annem. ….. Uzun bir sessizlik oldu. Sonra önündeki dosyaya bakıp nefes alan doktor kesin bir ifadeyle; “Bir daha bu tekrarlanırsa, sizi hastam olarak asla kabul etmem, dedi…” Biz anlamamıştık. Özellikle de ben hiçbir şey anlamamıştım, annemeDevamı