Hani kucağın?.. [20 Nisan 2003 Pazar]
Bir gün…
Annelerimizi kaybettik…
Ve, uzaklaşan son yağmur bulutunu seyreder gibi, bakakaldık arkalarından…
{*}
Ağlayışlarımızı hatırladık sonra; nazlanışlarımızı, mızmızlanışlarımızı, ve onlara kızışlarımızı… Hatırladık, "bizi ağlattıklarını" sanışlarımızı!..
Gittiler; son yağmur bulutu gibi çekildiler göklerimizden, ve güneş vurunca yüzümüze, sevindik…
Her ne kadar kalmış olsak da ham bir meyve gibi, güneş altında;
"Olmaya" niyetlendik.
{*}
Onların kucaklarına sığamayışımızla başladı şüphelerimiz. Neler oluyordu böyle, aleyhimize?.. Annelerimiz neden küçülüyordu habire ve neden kısalıyordu kolları ve niye daralıyordu kucakları?..
Bu muydu, onları kaybetmemizin sebebi?..
{*}
Annelerin kokusunun yerini,,, ne tutar?.. Nedir, anne göğsünden ılık?..
Ve;
"Anne" diyemediğinde, ne der insanın dili?..
{*}
Bir gün, annelerimizi kaybettik.
Şöyle bir el sallayarak, ha biz gitmişiz; dört mevsim meyve veren bir ağaç gibi bırakıp onları bahçelerinde… Ha onlar gitmiş, rahmet döken bir bulut gibi. Ya da sığamamışız, kucaklarına!..
Belki de doğuşumuzdu; ilk kaybedişimiz, annelerimizi…
Belki de o zaman bulmuştuk ilk kez onları!..
Şimdi, büyüdük. "Aklımızın başımızda" olduğunu öğrendik…
Peki, nerde annelerimiz?..
{*}
Annelerimizi kaybetmek, annelerimizin kucağını kaybetmekti, cânlar!..
Annelerimizi kaybetmek; kendimizi kaybetmekti!..
Şimdi, bilmiyoruz;
Nerelerde kayıbız?..
{*}
Annelerimiz rahmet bulutları gibi çekildiği zaman aradan, bizler; güneşte kanatları kavrulan kuşlar gibi toprağa çakıldık!..
Baktık ki, toprak; anne kokuyor!..
Bir gün annelerimizi kaybetmiştik ya, öğrendik; onları nerede bulacağımızı!..
{*}
Annelerin kokusunun yerini,,, ne tutar?..
Nedir; annemin göğsünden ılık?..
Ve, ne der "anne" diyemediğinde dilim?..
{*}
Bir gün, kucaklarını kaybettiğimiz annelerimizi de kaybettik. Bir gün…
Bir gün, kendimizi ararken;
Annelerimizi kaybettik!..
Stop
Muammer Erkul
20 Nisan 2003 Pazar
