4 mins read

Yer gök altın olsaydı… [19 Temmuz 1999 Pazartesi]

Yer gök altın olsaydı…

Ne kadar saçma olurdu; “Neden her taraf altın dolu değil ki?..
Neden dere yahut deniz kenarlarına yanaşıp, kürek kürek altın dolduramıyorum kamyonuma?..
Neden taşocaklarında olduğu gibi; dinamiti koyduğumda, altın parçaları savrulmuyor havaya?..” diye sızlansaydı biri!..

{*}

Gülerdik ona değil mi?..
“Sızım sızım sızlanma, derdik…
Eğer kum gibi doldursaydın kamyonunu altınla; bir kamyon altınının değeri de bir kamyon kum kadar olurdu!..
Yahut çakıl taşları kadar çok ve kolay elde edebilseydin altını, çakıl taşlarından farkı olmazdı..”
Derdik bunu değil mi?

{*}

Elbette derdik.
Çünkü her dakika ayağımızın altında taş-toprak var ve çeşitli madenler dolaşıp duruyor ortalıkta…
Neden?

{*}

Veya neden, çıkartılmış olan altınlar sürünmüyor orta yerde?.. Ve neden işlenip en güzel yerlerde saklanıyor, kullanılıyor?..
Neden sultanların tacı altından yapılıyor, çakıldan değil?.. Neden en değerli eşyalarımız altından?..

{*}

Çünküü; altın her ülkede bulunamıyor bile. Bulunsa da çıkarılamıyor bile…
Çünkü altın toprağın bin metre, bazen ikibin metre derininde yatıyor sessiz sessiz!
Ama var, yok değil…
İstiyorsan; araman, bulman ve doğru bir şekilde işleyip kullanman gerekiyor.

{*}

Ne kadar tuhaf olurdu değil mi;
“Neden her taraf aradığım ve özlediğim insanlarla dolu değil?..” diye sızlanıp dursaydı birisi?..
Ne kadar tuhaf olurdu!

——————————————————-

STOPLAYANLAR
Hülya Kılıç-Almanya, Ünal Şöhret Dirlik-Fethiye, Ayşegül Sufay-Ceyhan, Şule Tutan-İst., Merve Taşdemir-Yalvaç, Temel Murat Kıdık-Görele, Sultan Yıldız-İst., Rana Çölaşan, Sedat Demir, Şeyda, İsmail Kavutcu-Çorlu, Yusuf Uyar-Kırıkkale, Fehim Eren, Çilem, Selma Tosun-Bursa, Filiz Demirci, Hanifi Aktaş-Adapazarı, Y. Hicran Karabıyık-Turgutlu, Neslihan Tuba Demir, Nur Ray, Ayfer, Esra M., Mahire-Antakya, Sinan Satılmış-Almanya, Halit Keleş-Fatih, Bengül ve Burcu-Bursa, Ayşe Kıyak, Volkan Taşdemir-Muş, Mehmet Efe, C. Arısoy-Bandırma, Leyla Emine Dal, S. Kezban Sevim Kulak, Çelik, Deniz-Kastamonu, Necla Barış, İbrahim Safalı-Kayseri, Serkan Özdemir, S. Kezban Çelik, Çağla Arısoy-Denizli, Nihayet Ağçay…

(Bulunan kişiye)
İçimdeki ilkbahar geçmeden bul beni.
Ama bir haber vermedin
Senin içindeki ilkbahardan…
Sabrın koordinatları kesişir mi dersin?
Bekleyişler son bulur mu?
Ve tanışmak zaman alır mı dersin
Söylesene…
Korkma, cesur ol içindeki seslerden
İçindeki sesler seni tehdit mi ediyor?
Onları açıklaman lâzım.
Her ne pahasına olursa olsun.
Ha, bu arada
Ufkun ardındaki mıknatısı
“gerçekten” bulmak istiyor musun?
Yazan: Tanıştığın ve uzaklara taşındığın kişi!..

POSTA KUTUSU
Kişiliğimi kazandım
Sevgili Muammer abi,
Seninle bizi daha çok sevdiğin zamanlarda tanıştım. Yani yazılarının arasına “3 kalp” koyduğun zamanlarda. Şimdi 16’sındayım. Gerçek kişiliğimi kazandığım bir yaşta, seni tanıdığım için çok şanslı olduğumun farkındayım. Şimdi karşında her şeye ve herkese sevgi dolu gözlerle bakan bir kız duruyor.
Bana, çevremdeki insanların gülmesinin, onlara tebessüm etmemle gerçekleşeceğini öğrettiğin için çok sağol!
Sevgiler kere sevgiler…
Not: Sevgi ailesinin bir ferdi olmaktan gurur duyduğumu bilmeni istiyorum.
“WrittenBy: Ben”

Baba-Evlat
Çocukluk günlerimizi hayal ederek oyalanır,
Üstüne varamazsın çok çabuk duygulanır.
Yanlışlarımızı bilse de içinde saklar,
Duyulsa bile kapatarak bizleri aklar.
Baba evladına devamlı verir, verir hep verir,
Ama babaya vermek nedense zor gelir.
Genellikle babada varken değeri çoktur,
Ama şayet varları azalırsa kıymeti yoktur.
Baba varsa evladının sorunu için koşar,
Önüne çıkacak engelleri yılmadan aşar.
Elbette ki herkes kendi yavrusuna özenle bakar,
Baba düzen böyledir deme, bu deyim dilini yakar.
Yaratan der ki bana kusur edersen belki af ederim seni,
Ana ve babayı, sadece üzersen bile yoktur af nedeni.
Hazırlayan: Halit Keleş

ÖĞRENDİM Kİ !
Bazen hiçbir şey yapmamak, bir şeyler yapmış olmaktan daha iyi sonuç getirebiliyor.

Stop
Muammer Erkul
19 Temmuz 1999 Pazartesi

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir