2 mins read

Duygu Bahçemiz (NASİP İŞİ – Mustafa Metin Tamer)

Fahri Öztürk Abi’nin bir sözü hep kulağımda. (Mekânı cennet, dercesi âlâ olsun…) Birgün benim de içinde bulunduğum gençlere seslenirken:

"Bu sohbetler nasip oluyorsa size, zannetmeyin ki kendinizden. Ya soyunuzda bir şehit vardır, ya bir  Allah dostu vardır, ya da siz dua almışsınızdır."

Fahri Abi’nin ve daha nicelerinin ruhlarına Fâtihalar olsun… Çok sevdiği Mübarek Hocalarını anlatırken dahi sevgisini her uvzuyla haykıran Fahri Abi… Sevdiklerinin şefaatleri üzerine ve üzerimize olsun.

Geçen günkü yazıyı da okuyunca yine bu söz geldi aklıma. Soracak kişiyi bile bulmak nasip işi ya; bu nasip neyin, nerenin vesilesi?..

"Birileri bize bu emnaneti ilettiler. Ya ben?" diye düşününce, inanır mısın Abim, beynim böyle yukarıdan bir şeyle çekiliyor gibi, her yanım iğneleniyor gibi oluyorum. Ben ne ileteceğim benden sonra geleceklere, günahlarımı mı serseriliklerimi mi?

Fahri Abiyi de yâd etmişken… İlk onun ismini duyduğumda, hatta daha Erzincan Askeri Lisesi’ndeyken "Kominizle Mücadele Derneği" kurucuları arasında bulunduğunu öğrenince, gideceğim özel olarak ziyaret edeceğim dedim. Nerede bulurum; Cağaloğlu’nda gazetenin binasındaki odasında.
Gittim. O da ne? Oda tıka basa onlarca genç ile dolu. Kimisi mezun, kimisi okumakta olan üniversiteli talebeler, İhlas yurtlarında kalan gençler. Onları görünce içim eriyor, hayatta en çok gıpta ettiğim insanlar. Fahri Abi hepsini tek tek dinledi, kimi iş, kimi staj dedi. Hepsine gidecekleri adresi, görüşecekleri kişileri söyledi. İçimden de diyorum: "Geldik buraya bu pırlantaların arasına da, benim İhlas da kalmışlığım yok ki. Ben de ihlaslı bir hal zaten uzak üstü uzak."
Herkes gitti kaldım ben. Sordu Fahri Abi: "senin isteğin nedir" diye.
"Ben bir şey istemiyorum. Sadece sohbet etmek için gelmiştim, halinizi hatırınızı da sorayım istemiştim."
Ayağa fırlamıştı: " Elhamdülillah bizim de halimizi soranlar varmış" diye yüksek sesle tekrarlamıştı. Bayağı muhabbet etmiştik. Turgutlu’dan geldiğimi öğrenince Adnan Menderes’in ihtilalden bir kaç gün evvel Turgutlu’da yaptığı ateşli konuşmasını ve sonra gazetelerde çıkan manşetleri, gelişen olayları an ve an anlatmıştı.
Kendisi o sıra Erzincan Askeri Lisesi’ndeymiş. Mübârekler de oradalarmış.
Hatta Mübâreklerin kurmaylık yapan subaylara hocalık yapmak için tayinleri çıkmış, imza bekliyormuş. Bu ihtilal olmasaydı bu ülke bu ordu daha neler kazanırdı.

Mustafa Metin Tamer

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir