1 min read

Bıyıklar ve kuyruklar [20 Nisan 2002 Cumartesi]

Bir kedi… Uykuya dalıp… Bıyıklarını kemirttiriyorsa farelere… Ne kıymeti var ki;
Kendi kuyruğunu avlayabilmesinin?.. 

{*}

Bir asker… Ona önce, patates soyması öğretilmiş olsa bile…
Sıra göreve geldiğinde;
Kılıcını çekmesi gerektiği zaman, çakısını çıkartarak;
"Hey, bakın ben ne güzel patates soyabiliyorum!.." Dese, ve savaş meydanında bunu ispata kalksa…
Ne işe yarar?.. 

{*}

Bir baba…
Henüz kendi yavrularının saçına dokunmamışken eli…
Yedi mahallenin çocuğunun başını okşamış bile olsa, olur mu kıymeti?.. 

{*}

Ben…
Bu köşe için bir karışlık yazımı yazmadan…
Birilerinin hayrına destanlar da yazsam, nefes bile almadan…
Yahut bu elin yazabileceği en güzel yazıyı… Ama; bu sayfa "basıldıktan sonra" yazmış olsam…
…..
Veya sen…
Ama, dur! Sen seni, elbette benden iyi bilirsin… 

{*}

Bir kedi, bıyıklarını kemirttiriyorken farelere; bir önemi var mı kendi kuyruğunu yakalayabilmesinin?..
Benim ve senin, o an hiçbir anlamı olmayan meşguliyetlere dalmak çok hoşumuza da gitse, veya başkalarının işine karışmak…
Ama arkamızda kendi yapmamız gerekenler duruyorsa!..
Bir farkımız kalır mı;
Savaş meydanında ne güzel patates soyduğunu ispata kalkan askerden…
Yahut kendi evladının saçına henüz dokunmamışken, yedi mahallenin çocuğunun başını okşayan babadan?.. 

{*}

Kediler, önce kendi bıyıklarını kollamalı, değil mi;
Farelerden?..
Çünkü, nasıl olsa kuyrukları geliyor arkalarından!..

Stop
Muammer Erkul
20 Nisan 2002 Cumartesi

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir