Aslında bütün kayıklar deliktir! [18 Mayıs 2012 Cuma]
Uzaktan bakanlar görmez veya konuyu bilmeyenlerin hiç aklına gelmez; fakat, bütün sandallar deliktir!..
Tam da şimdi bir “ekonomi” yazısı okumaya başladınız!
{*}{*}{*}
Sabahın sisi, pusu ve nemi arasından yol bulan güneş;
Ayaklarını suya sokmuş… ve hem de bu bahar, birer gelin gibi beyaza bürünmüş Yeniköy yalıları üzerine, bir konfeti yağmuru gibi dökerken ışıklarını…
Çubuklu’dan, Beykoz’un ucundaki Selvi Burnu’na kadar bir göl kenarı gibi dönen sahilden ayrılan sandallar, bir yağlıboya tablonun üstündeki en vazgeçilmez renk damlaları gibi, tam da en durulacak yerlerini bulur ve tam da işte oralarda çaparilerini suya bırakırlar. Ve manzara tamamlanır…
Her biri güzeldir… Her biri lazımdır… Her biri sağlıklıdır…
Ve bu kayıkların, her biri deliktir!
Fakat balık tutanların hiçbiri, içinde oturdukları sandalların delik olduğunu bildikleri halde panik yapmaz. Çünkü zaten kayıkların delik olması (livardaki, yeni avlanmış) balıkları taze ve hatta canlı tutar!
Balıkçıların gözü çevredeki güzelliklerdedir… Balıkçıların dikkatleri parmaklarının ucundadır… Ve balıkçıların hiç umurunda değildir içinde bulundukları kayıkların delik olması. Çünkü hepsinin inandığı; bu sandalın batmayacağıdır!
{*}{*}{*}
Asıldıkça ilerleyeceği iki kürek, acıktıkça avlanacağı olta takımları ve sahibini taşımak için yapılmış bir balıkçı kayığının batmayacağını biliyor muydunuz?
Birkaç nokta var fırtınaya yakalanınca dikkat edilmesi gereken: Kendini kayığa vurup yaralamayacaksın, kayığı bir yere çarpıp parçalamayacaksın. Ve suyla dolsa bile teknenden ayrılmayacaksın…
Denizciyi, denizde olmak değil onunla toslaşmak bitirir…
Kayıklar sadece günahı (içindeki ağırlığı) kadar gömülür ama yine de dibe batmaz!
Acemiyi kayık değil, kayıkta panik yapmak batırır!
Stop
Muammer Erkul
muammer.erkul@tg.com.tr
18 Mayıs 2012 Cuma

Bütün büyük insanların büyük yaraları vardır aslında…
Ama büyük insanlar bilirler bu yaraların kendilerini batırmayacağını…
Bitirmeyeceğini…
Sadece bir kaç husus vardır diğer insanların bilmeyip de onların bildikleri, yaralarına dair…
Belki de bu yüzdendir sancılarını bile insani gelişim yönünde kullanabilmeleri…
Livarları olan kayıklar deliktir. Fizik ilmindeki, bileşik kaplar kanunu, burada bir göstergedir. Öğretmenler için de bu livarlı kayıklar iyi bir örnek. Kayık yapım ustaları, livarların üst tarfına bir teşkilat yapabilseler kayık alabora olduğunda hava olan kısım yukarıda kalacağından kayık dibi boylamayacaktır. Bir kaç kez teknemiz battığından dolayı bunu kayık yapım ustalarına ince ince dokundurarak onları andım. Ya da bir şamandıra sistemi yapsalar diye düşündüm. Aynı zamanda içi su dolu teknede(livarlı) küreklere asılmanın zorluğunu da iyi bilirim.
İlyas Çaylı
Sizin tekneniz batmamış, panik yüzünden alabora olmuştur ve “eyvah batıyoruz” diye panik daha da büyümüştür!.. Alabora olduğu zaman içindeki malzeme zarar görmüş, sürüklenmiş ve ağır olanlar dibi boylamış olabilir.
Çünkü bildiğimiz/standart kayıklar/sandallar batmaz.
Hatta onları “delikleri/çatlakları tıkansın” diye, ahşabının şişmesi için kıyıda suyun dibine batırıp bağlarlar, çeşitli bakımlar için; kalafat, zımpara, boya vs işleri öncesinde…
Bir kayığın içinde oturduğunuz zaman onu hortumla su doldursanız veya kendi teknesindeki çatlaklar veya deliklerden içine bolca su dolsa bile en fazla suyun yüzüne kadar gömülür, siz dizinize/belinize kadar suya girmiş olarak kayığın içinde oturursunuz ama altınızdaki tekne ahşap olduğu için sizi bırakıp dibe inmez!..
Böyle de bir ukalalık mı yapmış oldum ne! ;p
Eminim, şimdi biri;
“Hocam, uğraşıp durmayın, en kolayı Aziz Mahmud Hüdayi hazretlerinin ziyaretine gitmek” derse şaşmayacağım!
M:)))