“Elimizde bir hayat var; ama sadece ‘bir’ hayat var!..”
İlgili yazı: Eyüp Sultan’da… (20 Mayıs 2013 Pazartesi)
Kendin, kendine lazımsın önce ve sonra başkalarına.
İlgili yazı : Kendini sevmek [09 Ekim 2003 Perşembe]
Varmak istediği yerin hayalini kurmayan, varmış olduğu yeri kendi hayali sanıyor!
İlgili yazı: TEDx’te konuşmak… [17 Mayıs 2013 Cuma]
Peki, zamanında içi doldurulmamış çocuklar ne yapsın?
İlgili yazı: Pinpon topları [10 Mayıs 2013 Cuma]
Benim öyle bir sultânım var ki, her şeyimi O’ndan istiyorum. Her dilediğimi ihsân etti.
İlgili yazı: İyi günde, ve iyi günde… [21 Aralık 2001 Cuma]
Ben bile kayıpken kendi karanlığımın içinde; bir sen varsın, bir de şavkın… İzindeyim!..
İlgili yazı: Geniz yangını [18 Aralık 2003 Perşembe]
Özlemek ile özlenmek arasındaki fark nedir sence?..
İlgili yazı: Bil artık ! [20 Ağustos 2003 Çarşamba]
Duygu Bahçemiz (ANNEME MEKTUP – Kıymet Özbek)
Uyanmıştır şimdi kuşlar Dev bir gece daha teslim olurken sabaha. Biliyorum yorgundur omuzların… Hala… Sen yine de hatırla anne… İlk çiğ tanesinin düşüşünü yaprağa… Serçelerle uyandığımız sabahları hatırla… Mayısı hatırla anne… Mayısı hatırla… Buralardan okullu çocuklar geçiyor. Çoğu kez kendimi görüyorum aralarında… Sanki bir bayram günü… Şiir okumak için koşuyorum okula… İşte böyle anne çocuklaşıp […]
Duygu Bahçemiz (VASİYETLER [6] – Hicran Seçkin)
6 "Donkişot" bir tek malum hikayeyi mesken tutan zât-ı müvesvis değil… Donkişotluk insanlık tarihi kadar eski ve o tarih sürdükçe de var olmaya devam edecek… Yel değirmenleriyle savaşıyorsun, değil mi? Nerden mi biliyorum? Savaştığımdan! Yerden-gökten, dağdan-taştan sağanak sağanak yağan, çığlık çığlık haykıran gerçekler seni "sesin sahibini" aramaya itiyor. Sesin sahibi sandıklarınla savaşıyorsun sonra kıyasıya! Yahut […]
Dert ne, biliyor musun? Dünyanın, bir “sıkıntılar mekânı” olduğunu kabullenememek!
İlgili yazı: Varmak, bulmakla mümkün [03 Mayıs 2013 Cuma]
Duygu Bahçemiz (VASİYETLER [5] – Hicran Seçkin)
5 Huzur ocağının yolunu gösterdik sana, huzursuzluğunu maharet say da paketleyip bize de sat demedik, yanlış anlama… Ocağında huzur tütüyorsa bilmediğim zamanlarda ve memnunsan ve razıysan içinde bulunduğun ve de ilerde gelecek daha ağır şartlardan, kimin ne sözü olabilir sana? Sözün ne faydası olur yahut?.. … El freni çekiliyken gaz pedalına yüklendikçe nerelerini yaktığını bilirsin […]
Duygu Bahçemiz (VASİYETLER[4] – Hicran Seçkin)
(Yazımın ismine NASİHATLER diyecektim ama sana nasihat etmek ne haddime! Hiçbir zaman değişmeyecek olan VASİYETLER’imi yazayım dedim onun için… Kabul edip etmemenin bir ölüye ne fayda verir ne de zarar…) Bir terazi vardı, arazide! İki kefesindekiler biribirine gidiş gelişteydi… Arası karışıktı, bulanıktı… Net değildi… Çok kişi o kefede vardı, ama yine çok kişi de […]
Duygu Bahçemiz (VASİYET [3] – Hicran Seçkin)
3 Yanlış anlama sakın, sana "bu yenir mi" ya da "nasıl yenir" demedim… Tabağımda/tenceremde yemeğim vardı ve ben sana sadece "buyur" dedim! Aç gibiydin… Bildiğim bir açlıktı bu… Yemeğimi seninle paylaşmak istedim. Ve paylaşabilseydik mutluluk duyacaktım bundan. Ya sen?! Yook senin karnın tok, sırtın pek idi ise, onu da sen bilirsin… Kararını sen vereceksin… Sana […]
Duygu Bahçemiz (VASİYETLER [2]- Hicran Seçkin)
2) Epeyce bir büyümüştün gözümde. Meğer "irilikten" ibaretmiş büyüklüğün! Ve küçüldün… Bir kapı açmıştık "kapı"; sana ve sana ve sana! Titriyordunuz, bir zamanlar benim de titrediğim sokakta… Kapı açtık, girin de ısının diye… Gördüğün sıcağıma meyletmekten menedemiyordun kendini, hatırla… Şaşıyordun; bu zemheri ocağında nerden almıştım bu sıcağı? Vardı da bu ocakta bu sıcak, "sen" niye […]
Ben görürüm… Ben koklarım… Ben hissederim…
İlgili yazı: “Tıppp, tıp!..” [08 Kasım 2002 Cuma]
Duygu Bahçemiz (SEVGİ – Kıymet Özbek)
İnsan o kadar güzel sever ki… Anlatması zordur… Bir kız çocuğunun parmakları dolaşıyor yüreğimde… Orada en güzel sevgim var… İnanmasan da… Sesimi duymasan da… Yüreğimde öyle güzel ki sevgilerim… Yalnızca onları bir kenara atmayı başardınız… Yüreğimden söküp atmayı değil… Ağaç köklerini ne kolay kökünden ayırırsın… Ne de özünden… Olsun varsın olsun… O ta içten gülen gözlerde […]
İnsanların yaptıkları değişir; partileri, takımları, huyları, dinleri… Ama, “insan olmaları” değişmez.
İlgli yazı: İlk adım nasıl atılır? [26 Nisan 2013 Cuma]
