Babam kim olmalıydı [05 Ekim 1999 Salı]
Babam kim olmalıydı
Acaba benim babam kim olmalıydı?.. Falan zengin var ya, acaba onun oğlu olmak nasıl bir duygu olurdu?.. Ya, o fazla göze batar; hem tanınmış olmasın, hem de gizli bir milyarder olsundu babam!
Peki, ya şu tam da benim gibi düşünen yazarın evladı olsaydım… O evin atmosferini solusaydım, üfff!..
Veya ailecek tanıdığımız…bey ile hanımı. Ne kadar uyumlu bir çift ve ne kadar iyi insanlar. Bizim evin dırdırları yoktur onların evinde.
Daha uzatayım mı?..
{*}{*}{*}
Annem şu olsaydı, babam bu olsaydı…
Peki sen, asıl SEN kim olsaydın?..
Hadi bakalım!..
{*}{*}{*}
Yukarıdaki düşünceler herkesin kafasından geçtiğine, geçmiş olduğuna göre;
Sen falancaların oğlu veya kızı olsaydın da sormayacak mıydın yine annenin veya babanın kim olmasının daha iyi olacağını?..
{*}{*}{*}
Sen…
Bu annenin ve bu babanın çocuğu olarak geldiğin dünyada, taşıdığın genlerle bir beğeni duygusu oluşturdun. Ona göre kriter belirliyorsun…
Üstüne üstlük sen; bu ana-babanın çocuğu olduğun için “bu sen”sin…
Hatta sadece bu ebeveynlere sahip olduğun için beğeniyor veya beğenmiyorsun onları!..
Ve dahi; beğenmeyi seçersen, senin için takdir edilmiş olan her ana-babayı beğenecek… Ama beğenmeme keçiliğinde ısrar ettiğin süre de hangi ana-baba olursa olsun beğenmeyeceksin…
Öyle, değil mi?..
{*}{*}{*}
Annem dünyanın en cahil kadını… Babam dünyanın en kötü adamı…
Sana ne?..
Ben, onlardan olduğum için “bu” benim… Ve her ne kadar düşüncemi geliştirmek kendi elimde bile olsa, onlardan olduğum için böyle düşünüyorum!
Anlatabiliyor muyum?..
{*}{*}{*}
Olmuş olanlar ve var olanlar olmuyor ve olmamış olsaydı, ben, bu kişi olmayacaktım…
Aynı fikirde miyiz?
{*}{*}{*}
Hayatta sadece bir defaya mahsus olmak üzere bir “şans-fırsat” tanınmış olsaydı insanlara… Ve deselerdi ki;
“İsteyen istediği ana-babayı bulsun ve gidip onun evladı olsun…”
Bu gerçek olsaydı, gerçekten olsaydı…
Kim, ne kadar arayış içinde ve meşgul olurdu bilmiyorum. Ayrıca bu umurumda bile olmazdı.
Ben, (iyi veya iyi değil) babamın, KENDİ babamın yanında, ocağında, kucağında kalmayı tercih ederdim.
Şimdiki aklımla ve her zamanki aklımla bu böyle olurdu. Çünkü o babanın iyilikleri ve meziyetleri intikal etmişti bana… Ve (varsa) Onun iyi sayılmayacak huylarından da bugüne kadar ders almış ve çok şeyler öğrenmiş olmalıydım…
{*}{*}{*}
Soruların cevabı bende çoktan hazır:
Kimin oğlu olmak isterdin?
Babamın…
Anlamakta çok daha zorlandığım bir de ne var biliyor musunuz?.. Yani hangi soru?..
Kimin sana evlat olmasını dilerdin?..
Takdir-i ilahiyi unutmadan, bu; “olmaz ama olsaydı” mantıklı aptal soruya cevap aramaya çabalayanların düşünme şeklini…
Hadi gel de anla bakalım; tarlaya darı ekip, “neden buğday çıkmıyor” diye yırtınanları!
Bu evlat senin evladın…
“Keşke şu olsaydı” dediğin (eğer varsa) senin olsaydı, belki yine de buna “benzetecektin) benzeyecekti!..
Ne dersin?..
Armut nereye düşer?..
{*}{*}{*}
Bunları ben böyle yazdım diye olacak veya doğru olacak diye bir kaide de yok elbette…
Tersini savunanlar olacak…
İstisnalar olacak.
Birçok kişi de belki;
“Hah işte, diyecek… Benimki istisnai durum!..”
İstisna şudur: Kalbin sağda olması, parmağın altı tane olması, falan…
Ya da armudun karşıdaki tepeye düşmesi!
O da insanın imtihan sorusudur herhalde, ki geçersen (inşallah) iyi bir yere gidersin.
{*}{*}{*}
Ne demiştik biz?
“Benim babam kim olmalıydı?..”
Ya da;
“Kime baba olsaydım?..”
Geç bunlarıı!
Bu sorulara ciddi ciddi cevap arayan olduğuna inanmıyorum ben…
Asıl soru şu:
Ben kim olmalıyım?..
Ve ben o (kendimi düşündüğüm noktadaki insan) olmak için ne yapmalıyım?
Stop
Muammer Erkul
05 Ekim 1999 Salı
