2001
Sorular ağrıya benzer!.. [27 Şubat 2001 Salı]
Sorular ağrıya benzer!.. (…dört gün sonra) Biliyordum ki sorsam, aynı cevabı alacağım. Dedem diyecek ki; “Ona öğrenmesi için… Sana da düşünmen için tam dört koca gün verdim; niye tembellik edip bana soruyorsun. Hem cevabı Cuma günü beraber öğreneceğiz inşaallah.” ….. Düşünüyordum; Bir soru sorulmuş, dedem de kısaca bir şeyler anlatmış, ardından incecik bir kitap vererek; […]
Gülümseyişleri süz bana [26 Şubat 2001 Pazartesi]
Gülümseyişleri süz bana ……… (Bu yazıdan sonra, gönüller sultanı Hz. Mevlânâ’dan bir hadise aktaracağım. Biliyorum ki siz çarpılacaksınız! En derininizden sarsılacaksınız. Ama önce, hadi birkaç satır konuşalım…) ……… Anlamıyorum, sanki herkes tok da, bir ben açım!.. Sanki herkesin bir eli yağda bir eli balda da bir benimki acıya, zehire bulanmış… Sanki herkesin başına bereketli yağmurlar […]
Her soru bir ağrıdır… [23 Şubat 2001 Cuma]
Her soru bir ağrıdır… O gün onu ben götürmüştüm muayenehaneye. Doktoru şikayetini sordu. Anlattı annem. ….. Uzun bir sessizlik oldu. Sonra önündeki dosyaya bakıp nefes alan doktor kesin bir ifadeyle; “Bir daha bu tekrarlanırsa, sizi hastam olarak asla kabul etmem, dedi…” Biz anlamamıştık. Özellikle de ben hiçbir şey anlamamıştım, anneme baktım sadece… {*} Doktoru şöyle […]
Akıl, boza ve saire… [22 Şubat 2001 Perşembe]
Akıl, boza ve saire… Biliyor musunuz, ben eskiden de akıllıydım. {*} Eski deyince “şimdi”den söz açmak gerekti değil mi?.. Şimdi, evet şimdi bu yaşıma rağmen yüzde yüz orijinalim!.. İnanın dişlerim bile porselen değil. Hatta sona kalan şu 4 tane dişim de çıkabilse (birkaç dolguyu saymazsanız) 32’si birden “tamam” olacak… {*} (Yedi yıla yaklaştı bu köşe […]
Büyüyorsun, büyüyorum; büyüyoruz! [21 Şubat 2001 Çarşamba]
….. Ya büyümeye uğraşmasaydık böyle kan-ter içinde… Ya konuşmaya uğraşmasaydım seninle, ya mektuplar yazmaya çalışmasaydım sana… Ve sen; ya okumaya, dinlemeye ve anlamaya savaşmasaydın!.. Yani, ya olmasaydın… Ya olmasaydın! ….. Farkında mısın, bilmiyorum… Peki, ben farkında mıyım? Onu da bilmiyorum! ….. Ama bilmemiz gereken bir şey var ki, o da şu; Büyüyorsun!.. {*} Büyümen demek, […]
Çıngıllı avize [20 Şubat 2001 Salı]
Çıngıllı avize Bir evin çatısını tutar gibi; mutlu ve başarılı bir evliliği ayakta tutan ana direkleri saymaya çalışır mısınız?.. Yo, bu sınav sorusu falan değil… Bu sorunun “sizce” cevabı nedir?.. Evlilikten beklenen, evlilikte olması gereken, evlilikte olmasını arzuladığınız şeyler nelerdir?.. Kitapların ne yazdığı önemli değil; “SİZCE” nedir bunlar?.. Yani evlilikte ne olsaydı daha mutlu olurdunuz?.. […]
Su çıkan parmak!.. [19 Şubat 2001 Pazartesi]
Sülaleden, hararetli biri gelmişti dedemin yanına. Sanki yeni bir şeyler öğrenmiş de onları va’zediyor gibiydi… Yanlarına yaklaşıp konuştuklarını dinlemeye başladım. “Çok kimselerden duydum, diyordu o adam… Diyorlar ki; Kur’an, aklı olanlara indiyse… Ve aklımız da Kur’an ile buluştuysa, O’nda yazanları anlamak için, araya, neticede bizim gibi insan olan başkalarını sokmaya hâcet mi var?..” {*} Sustu […]
Orijinalimizi düzeltmek!.. [16 Şubat 2001 Cuma]
Benden daha aptal biri olabilir mi ki; daha düne kadar, beni kopyalayanlarda “bendeki kusurların bile” olmamasını istiyordum… ….. Fotokopi makinesine girecektim… Benden kopyalar alınacaktı… Nasıl olacaktı bilmiyorum ama; bir şekilde, bütün hatalarım örtülecek, kusurlarım kapanacak ve benden çekilmiş olan kopyalar “mükemmel” olacaktı!.. Ah, böyle olsaydı hiçbir sıkıntım kalmayacaktı ve benim “temizlenmeye, düzeltilmeye” ihtiyacım olmayacaktı!.. İyi […]
“Bir gülüş” dilencisi [15 Şubat 2001 Perşembe]
“Bir gülüs” dilencisi Bu gün… Bir tek gülücük gönder bana; Sıcacık olsun! ….. Bir gülüşe dilenmek ile tanıştığım bugün; bir tek gülücük gönder ki bana. Bari bugün üşümeyeyim! {*} Bu gün… Bir tek gülücük gönder bana. Avucuma koyarken gülüşünü, sıcacık; tanımaya çalışmayacağım seni, senin beni bildiğin kadar. Söz, sormayacağım; ismin ne, kimsin ve neredensin?.. Belki… […]
Ailenin mıknatısı; sofra [14 Şubat 2001 Çarşamba]
(DÜNDEN DEVAM) Haliyle fark ettim ki; dışarıda da insanlar vardı… Farklı hayatlar vardı. Ayağıma dolaşanlar, sıkıntılarıma “ilaç” olarak önüme konanlar vardı!.. Arada bir annem sigara içerdi. Ama özellikle babam ev içinde sigara içmekten çekinmediği için evdeki herkesin kokulara karşı duyarlılığı azalmış, kardeşlerim dahil evdeki hiç kimse uzun süre benim sigara koktuğumu fark edememişti. Anlaşıldığında bir […]
Örnek insanlar [13 Şubat 2001 Salı]
Örnek insanlar A aa, bakın “şimdi” aklıma ne geldi. Hem de ilk defa geldi… Ve iyi ki sokakta falan yürüyor değildim de hemen yazabiliyorum bu satırları. ….. İster kral olsun, ister peygamber… İster efendi olsun, ister köle… İster müdür olsun, ister memur herkes, ama herkes “NE VERDİĞİ” ile hatırlanıyor, farkında mısınız? ÖRNEK İNSANLAR; VEREN İNSANLAR… […]
Edebiyatı ebediyete uğurlamak!.. [12 Şubat 2001 Pazartesi]
Edebiyatı ebediyete uğurlamak!.. Böyle zamanlarda içim sızlıyor… Sadece aramızda "var" olmaları bile bize kıymet katan şahsiyetleri, avucumuza konmuş (emanet edilmiş) bir fincan suyu taşıyamamak gibi bir çâresizlik ile yitiriveriyoruz… ….. Böyle zamanlarda içim sızlıyor… ….. İşte böyle zamanlar; Bir muma benzeyişimizi hatırlamanın… Ve içimizden geçen dua ipinin tutuşturulmasının… İşte bu ipin ucundaki minik ateş ile […]
Bilinmeyenler!.. [09 Şubat 2001 Cuma]
Bu yazı, kendi çocuklarının da AYNEN KENDİLERİ GİBİ; tercih, inisiyatif, hoşlanma, hoşlanmama, kabul etme, reddetme vesaire gibi bütün hayatî, insanî ve duygusal tepki ve belirtileriyle "İNSAN STATÜSÜNDE" bulunduğunu idrak eden ve onu, AYNEN KENDİSİ GİBİ bir "İNSAN" olarak ALGILAYABİLEN… Daha doğrusu bu algılamayı kabul edip sindirebilen kişiler içindir… ….. İşte bu yüzden; kendi çocuğuyla sadece; […]
Dinlemeyene anlatmak (!) [08 Şubat 2001 Perşembe]
Dinlemeyene anlatmak (!) Akranım bir çocuk sokak kapısında önümüze düştü. Biz onun ardından oturulacak odaya kadar yürüdüğümüz sırada, dedem; "İşin yahut bir mazeretin yoksa, davet edilen yere muhakkak gideceksin, dedi. Çünkü bir mecliste, ortaya konan yemek değildir mühim olan… Büyükleri hatırlayıp sözlerini aktarınca yağan berekettir besleyen insanları… İşte aranan ve özlenen; gönüllere akan bu şifadır!.." […]
Sınıf!.. [07 Şubat 2001 Çarşamba]
Sınıf!.. Hangi dersin öğretmeniydi, sormayın. Adını da söylemeyeyim… O sene girdiği derslerde diğer anlattıklarının hiç ama hiçbirini hatırlamıyorum. Ama o çok mühim bir öğretmen hâlâ benim için.. İsmini söylemeyeyim. Hatta girdiği dersi de söylemeyeyim ki düşünceniz sıkışmasın bir ders ismine… Fizik, kimya, matematik gibi herhangi bir kelimeye takılıp kalmayın; geniş düşünün, geniş… O zaman daha […]
Öperken koklamayı “senden” öğrendim!.. [06 Şubat 2001 Salı]
Öperken koklamayı "senden" öğrendim!.. Ben, "koklanmayı" senden öğrendim; Ve de koklamayı!.. ….. Ben, koklamayı; senin koklamalarından öğrendim… {*} Ben, seni duymayı; beni dinleyişinden öğrendim… Ben, seni görmeyi; bana bakışından öğrendim… Ben, sana dokunmayı; bana dokunuşundan öğrendim… Ve ben… Ben, öperken koklamayı; Öperken beni koklayışından öğrendim… ….. Ben, öperken koklamayı, Senden öğrendim!.. {*} Sen, yüreği kıpır […]
Sevgi yetmez!.. [05 Şubat 2001 Pazartesi]
Hani, yeni açan çiçekler renkli yapraklarını büyük bir heyecan ve beğenilme duygusuyla serer ya gözler önüne… İşte öyleydiler!.. ….. Üç beş gün öncesine kadar "helal" bile değildiler biribirlerine… Ama şimdi… Hiç kimsenin farketmediğini sandıkları farklı bir "şey" vardı bakışlarında… Bir süre sonra kendilerinin de (diğerlerinde) görebilmeyi, koklayabilmeyi öğrenecekleri bir şey!.. {*} Bense; Belirmeye başlamış yıldızlara […]
Sen onlar’sın, onlar sen [02 Şubat 2001 Cuma]
Şimdi anlatacaklarım üzerinde tahmin edemeyeceğiniz kadar çok düşündüm… O yüzden, zannediyorum ki; sizin de dönüp dolaşıp, neticede varacağınız nokta bu olacaktır. Bundan (neredeyse) emin olduğum için, yazmakta bir mahzur görmüyor, bilakis, belki bazılarına zaman bile kazandıracağını düşünüyorum. Bunları neden bu kadar çok düşündüm?.. Anlatıyorum: Şu an yeryüzünde yaşayan herkes birer "evlat", değil mi?.. Eveet!.. Burdan […]
Hafızana güvenme(!) [01 Şubat 2001 Perşembe]
Esnaftan biri, dedemin küçük bir işini halleder; dedem de ona her ay bir miktar ödeme yapardı. Çarşıda yürürken o adamla karşılaştık. Selâmı her zamanki gibi önce verdi dedem. "Aleykümselam, dedi adam. Aleykümselam da… Bakın ayın sonu yaklaştı. O beklediğim şeyi de böyle acele verseniz, biz de sevinip selâmete ersek diyorum hani!.." "Hangi şeyi?.." diye sordu […]
Ne mümkün? [31 Ocak 2001 Çarşamba]
Ne mümkün? Veya; Zehirli Su… Yahut; Senli Ben… Ya da; Benli Sen… Her ne ise, ismi önemli değil zaten! (BİR KÂSE SUYA DÜŞEN BİR DAMLA ZEHİR GİBİ; GAYRI SENİ İÇİMDEN SÖKÜP ATMAK NE MÜMKÜN?..) {*} Nasıl damlarsa zehir bir kâse suya; İçime, öyle damladın… ….. Ve nasıl karışırsa soluğa, nasıl karışırsa kana; İşte öyle karıştın, […]
