2 mins read

Çocuğa “ne” kursu! [14 Ekim 2011 Cuma]

(Öğrenciler bu yazıyı çok sevecek…)

Fizik profesörü olacağım, diye ağlayan öğrenciyi hafta sonu resim kurslarına kaydettirdiler; çünkü karakalem portrelerinde gölge koyuluklarını tutturamıyordu…
Ben kimya yüksek mühendisiyim, diyen başka bir çocuk vardı. Onu da babası düzenli olarak spor tesislerine götürüyor ve her akşam iki saat futbol eğitimi aldırıyordu… Annesinin ısrarıyla yazıldığı senaristlik ve şiir kurslarından nefret eden oğlanın en büyük hayali, tekstil işiydi.

Şimdi, hemen, hepiniz, yukarıda geçen “yanlışları“ buldunuz değil mi?
Bakalım aşağıdaki “doğruları“ da aynı hızla fark edebilecek misiniz?
Hem de bunlar uzuuun yıllardır ısraaarla yapılmaktadırlar ve acaba kim bilir daha kaç sene yapılmaya devam edileceklerdir ve bu durum acaba kim bilir daha kaç hayatın boşu boşuna akmasına sebep olacaktır!..

{*}{*}{*}

Delikanlı romancı olmak istiyordu, onu fizik kursuna gönderdiler. Güreşçi olmak isteyene de edebiyat tarihi dersleri aldırmaya başladılar…
Bu konuda örnek ister misiniz: Bir öğrencinin resmi 9 ve matematiği 4 ise, genellikle başına ne geliyor? Bu çocuk yıllar sürecek kurslara gönderiliyor. Sonunda zayıf denen dersi ancak bir iki puan yükseliyor. Peki, kuvvetli olduğu ders/konu için, bunun yarısı kadar zaman harcansa/emek verilseydi acaba ne olurdu?
Düşünsenize! Belki de o çocuk, görsel sanatlarda bir dehadır; fakat çevresindeki insanlar lâle soğanından armut beklemektedir…

{*}{*}{*}

Çoğu kimsenin gözü duvarlara çakılmış diplomaları arıyor.
Hâlbuki sokakta gezen milyonlarca insanın, acaba kaç tanesinin koynunda: “Sen bunca yılda, bu kadar destek gördüğün hâlde, hiçbir şey başaramadın“ renginde bir yılan var?..
Ve bu utanç yılanı, gizlendiği köşeden, acaba günde kaç defa sahibini sokuyor!

 

Stop
Muammer Erkul
14 Ekim 2011 Cuma

 

10 thoughts on “Çocuğa “ne” kursu! [14 Ekim 2011 Cuma]

  1. Sevgili Muammmer abicim, yazınızı okudum. Çok beğendim. Çok güzel bir konuya değinmişsiniz. Aileler çocuklarına hala baskı yapıyorlar, çocuklar istediği mesleği yapamıyor ya da seçemiyor. Devamlı aillerin istediği oluyor aslında çocuğun istediği mesleği yapması ve sevmesi daha önemlidir ve hayel kurması ama malesef aileler bu konuya hala önem vermiyorlar.
    Zeynep Didem Gezgin

  2. Toplumsal bir yaraya parmak basmışsınız. Umarım bu yara çok acıtır da ses çıkar. Bu sesi birileri duyar da, bundan sonraki çocuklarımız doğru yönlendirilirler.

    Tebrik ederim.

  3. Kaleminize ve yüreğinize sağlık abi, çok güzel bir konuya değinmişsiniz… Maalesef çevremizde bunun örnekleri oldukca fazla…

  4. Hemen hemen her gün bu yüzden ağlıyorum biliyor musunuz ? Oysa ne hayallerim vardı….Ama Annem Fen öğretmeni ve ”Fen Öğretmeninin kızı Fen Matematik okur.” Okumak denirse okudum. Bütün arkadaşlarım 5 dönemde lise bitirirken 6. döneme kaldım.Yanlız kaldım,diploma notum düştü, Hayalimdeki İngilizce öğretmenliği uçtuuu gittiii.. Mühendislik, doktorluk tercihlerim tabiki tutmadı. Liseyi bitirdikten 1 sene sonra 2 yıllık bir okulun kıytırıktan bir bölümüne zor yerleşebildim. Şimdi hiç sevmediğim bir işte mecburen çalışıyorum..Okuldan arkadaşlarımın hepsi istedikleri bölümlerde iyi bir mesleğe ve kariyere sahipler..Niye ben böyle olamadım diye çok üzülüyorum. Belki şu an sevdiğim bir işle uğraşsaydım her gün bu yanlış tercih yüzünden üzülmezdim. Benim yılanım günde birçok kez beni sokuyor ve artık dayanamıyorum.

  5. Muammer Abi çok güzel bir konuya değinmeşsiniz. Bütün tanıdıklara gönderiyorum. Teşekkürler, saygılar selamlar abim…

  6. “…lâle soğanından armut beklemek…” ne büyük haksızlık, lâle olana!
    Böyle çabalar içinde olanlara, ders olsun bu yazı…
    Ve, mağdur kalpler!
    Bir teselli cümlesi, elbette ki Muammer Erkul’dan;
    .. “Kırılan kalbini yıllarca yanında taşıyıp sürekli acını tazelemek neye yarar?” !..
    İleri bakmalı!
    Mutluluklar herkese…

    Zehra Öner

  7. Her yazınızı çok beğendiğim gibi “Çocuğa ne kursu” başlıklı yazınızı okudum. İnanın yerden göğe haklısınız. Ben bu büyüklere okumuş cahiller diyorum. Çocuklarını kendileri gibi yetiştirmeye çalışan, onların ilgi ve isteklerine değer vermeyen kendi egolarını tatmin etmeye çalışan okumuş cahiiler. Sağ olasın canım abiciğim. İyi ki varsın.

    Ali Duman

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir