İhsânı taşıyanlar [27 Temmuz 2008 Pazar]
Nerdesin?..
Hangi ülkedesin?
Nasıl yaşıyorsun?
Neye inanıyorsun?
{*}{*}{*}
İçinde bulunduğu yeri ve şartları bir “şans” olarak gören… Ve haline şükretmeyi akıl edebilenler için bu yazı…
Düşünmemiz gereken ne var biliyor musunuz?..
Minnet…
{*}{*}{*}
Şükredilmeyen ihsan…
Minnet duyulmayan nimet;
Emilmeyen süte, alınmayan postaya benzer…
Geri gider!
{*}{*}{*}
Soru neydi, hatırlayın: Nerde, hangi ülkede, nasıl yaşıyorsun ve neye inanıyorsun?
Şükürler olsun ya Rabbim. Ne varsa bende, sen gönderdin…
Soru iki:
Yarin ihsanını getiren elçiye nasıl davranılır?..
Soru üç:
Nimet verilmiş, de; kimin elinden?..
Soru bir, yeniden:
Neye inanıyorsun, ve buna nasıl inanıyorsun; hangi coğrafyada ve hangi ülkede ve hangi zamanda yaşıyorsun?..
{*}{*}{*}
Babalarımızdan bahsediyorum, farkında mısınız?
Yani, bulunduğumuz yolun evvelini yürüyen ayakların sahiplerinden…
…..
İşte, bu zor işti, anlamak lâzım…
Ve bu zor işi başarmış ki birileri; buradayız!..
Bir büyükler büyüğü nimet verilmiş bize; onların elinden…
Artık var mı ehemmiyeti; gözlerinin üstünde kaşları olmasının, şu lafın önüne bu lafı koyuyor olmalarının…
{*}{*}{*}
Gözünü yere dayarsa insan;
Küçücük taşları aşılmaz dağlar gibi görüyor!
Stop
Muammer Erkul
27 Temmuz 2008 Pazar
