Kimsesizliğime düştün [07 Aralık 2002 Cumartesi]
Yeşildi dünyam, maviydi… Bir de kahverengiydi. …..
Beni bir ürkek ceylanlar tanırdı, bir de çingene serçeler…
{*}
Yalnız kuşların sesi gelirken kulağıma bir de kavak yapraklarının…
Sen;
Durgunluğuma düştün…
Ve büyüdün içimde büyüdüün, büyüdün;
Sudaki halkalar gibi.
{*}
Yeşildi dünyam,
Maviydi…
Bir de kahverengiydi; sen, bana düştüğünde!..
{*}
Bakışların, kendi ortasından büyüyen sıcak halkalar gibi iç içe yayıldı içimde…
…..
Hoşgeldin, dedim.
Hoşgeldin sıcağım…
Hoşgeldin salıncağım!
…..
Ve savruldu başım uzuun bir iple dalına bağlanmış gibi..
Savruldum;
Sendeen sana doğru!
Beni, sadece ürkek ceylanlar tanırken bir de çingene serçeler…
Ve ben, yalnız kuşlarla kavak yapraklarının sesini tanırken…
Sen;
Durgunluğuma düştün…
Ve büyüdün içimde büyüdüün, büyüdün;
Sudaki halkalar gibi.
{*}
Sen;
Sessizliğime düştün…
Sen;
Kimsesizliğime düştün…
Belki de onun için böyle büyüdün içimde;
Sudaki halkalar gibi!
………
Bayram müjdesi ister miydiniz?.
Okuduğunuz yazı, bir hafta sonra inşallah çıkacak olan "Sen İstanbul olsaydın" isimli kitabımızdandı…
(Sen İstanbul olsaydın-Muammer Erkul / Nesil)
Stop
Muammer Erkul
07 Aralık 2002 Cumartesi

Coooooooooooooooooookk guzel ama yaa:( Bu yazi nasil olduysa gozumden kacmis ilk defa okuyorum. Oyle sevndimkii bir anlami olmalı tüm bunlarin:)
Tuğçe’cik, “bu yazı” gözünden mi kaçmış :)))
Hepsini biliyor musun yoksa yazıların?
Aferin sana ama bak ne diyeceğim:
99’dan önce (yaklaşık olarak 365 x 5 x 7) kadar daha yazı var ki bunlar sitede bile yok!
Benim de unuttuğum o yazıları inşallah gün ışığına çıkarabiliriz.
Fakat sen takibe devam et, olur mu?
Aynen, devam…
M:)