Korkular küçülmez [11 Eylül 1999 Cumartesi]
Korkular küçülmez
Korkular; yollarımızdaki ejderhalar gibi…
Korkular büyüyor gözümüzde biz çöktükçe, sindikçe ve çekildikçe…
Korkular devleşiyor; biz korktuğumuzu düşündükçe!..
{*}
Korkularımız ömrümüzün sonuna kadar var. Korkular, sonsuza kadar var…
Korkuları yok etmek imkânsız…
Ama korkular durduracak mı seni?.. Döndürecek mi yolundan?.. Vazgeçen birini mi seyredeceksin aynalarda?
{*}
Boşuna uğraşıyorsun;
Korkular hep aynı boyda, aynı cüssede… Aynı kükremelerle kesmedeler yolunu…
Korkularını küçültmek için zamanını harcama, başaramazsın!.. Korkular küçülmez.
{*}
Ama senin elinde olan, şu:
Hayallerin…
Hayallerin büyütecek seni.
Ve büyüdükçe hayallerinle, göreceksin ki; korkuların, aşabileceğin seviyelere inmiş!
{*}
Bu sadece bir karar…
Çünkü senin hayalinin büyüyeceği yer, yine senin kendi için…
Senin adına kim karar verebilir ki senden başka?..
{*}
Ya korkunun göbeğine çarpıp duracaksın başını… Veya ayağının dışıyla iteceksin kenara, geçeceksin…
Besle hayallerini… Büyüt.
Hayaller gerçeklerin lokomotifi!
Her şey “hayal”di önce;
Sen bile!
Anne adaylarının düşündüğü tek tablo; yavrusunu kucağına almak…
Bu hayal; akıl almaz zorlukların karşısında güçlü yapıyor onları!..
Ve uysal tavuklar civcivlerinin tehlikede olduğunu gördüğünde kendisinden büyük ve savaşçı düşmanlarının suratını parçalıyor!..
{*}
Bütün yazılılar “korku” demek.
Ama “doktor olmak”sa hayalin adı; her minik imtihan o sonuca seni daha da yakınlaştırmış oluyor.
{*}
Korkular küçülmez…
Hayaller büyür!
Korkular; yollarımızda ejderhalar gibi…
Ya korkuları büyütüp devleştireceğiz gözümüzde;
Veya hayallerimizi büyütüp biz devleşeceğiz.
Tercih bize kalmış…
——————————————————-
Türk genci düşünüyor
– Ne kötü! Ana Britannica’dan Anadolu’yu öğrenmek.
– Treni kaçırdığıma yanmıyorum ben. Şu bozuk saatleri bize pazarlayan kim?
– Dokuz aydır bekliyoruz. Birlikten ne zaman kuvvet doğacak?
– Annenin sözü kulağına küpe olsun kızım. Başka çeyize ne gerek!
– Kim yedi asırlardır beslediğim “sevgi”yi?!
– Tatlım be! Hayat ne kadar acı değil mi?
– Türk genci düşünüyor! Öyleyse; kupa yedili gelirse okey atacak!
– Kırılmadan önce O, bir akıl küpüydü!
– Bal tutan parmağını yalar, biz niye avucumuzu yalıyoruz?
– Hiç kimse yokken, herkes varmış gibi davranabiliyor muyuz?
– Dişler bile dudaklar arkasına saklanmıştır!
– Tatsız yemeği göze alan, pişmiş aşa su katmaktan çekinmez.
– Aç ördeklerin ayakları dibine tohum ekmeyiniz. Yazık olur!
– Çürük meyveyi ağacı bile kabul etmiyor!
– Pot kırdım içi boş çıktı!
– Bizim ülkede meyve ağacı yetişir, ya sizde? Bizde “darağacı” yetişir!
– Nalsız at fazla koşamaz!
– Bana biraz boşversene!
– Fikir üretmiyoruz artık. Nadasa bıraktık düşünmeyi!
– Meslektaş sayılırız; ben kafa patlatıp gazeteye yazı yazıyorum… Sen de onunla torba kağıt yapıyorsun!
– Kuş Cenneti (!) sizi bekliyor!
– İnsanlar mıknatıs gibidir. Bazısı çeker, bazısı iter. Hiç düşündünüz mü, siz hangisindensiniz?
– Ancak leş kargaları, midelerini düşününce alçalırlar.
Fıkra – Bulmaca – Fıkra – Bulmaca – Fıkra – Bulmaca – Fıkra – Bulmaca
Yumurta
Yumurta kaç para?
Sağlamlar 10, kırıklar 5 bin lira. O zaman bana on tane yumurta kırar mısın?
Yanlış
Öğretmen, öğrencisine sordu. Su kaç derecede kaynar?
Doksan derecede.
Arkadan kalkan başka bir öğrenci düzeltti:
Yanlış öğretmenim. Doksan derecede kaynayan dik açıdır!..
* Hangi maymunlar ağaca çıkmaz?
(Yüksekten korkanlar)
* Fil pazara giderse ne olur?
(Pazar filesi)
* Yapraklarını döken gelinciğe ne denir?
(Kelincik)
* Sarı, yuvarlak ve mutfakta uçan şey nedir?
(Omlet)
Stop
Muammer Erkul
11 Eylül 1999 Cumartesi
