Kırkambar (Abdülaziz Han ve Türk Kafası…)

 

Türk Kafası

1 Temmuz günü Abdülaziz ve beraberindekiler, yeni icat edilmiş makinelerin görücüye çıktığı sergiyi gezmektedirler. Padişah, çember şeklinde bir cetvel ve önünde asılı kadife kaplı bir toptan oluşan makinenin önünde durur. bu günümüz lunaparklarında da görülen, topa atılan yumrukla kol kuvvetinin ölçüldüğü ilkel bir makinedir. Osmanlı sultanı topun aldığı darbeye göre ibrenin cetvel üstünde hareket ettiği dinamometrenin adını sorar. Kısa süren bir kararsızlığın ardından bir Fransız yetkili yutkunarak yanıt verir: "Tete Turkue"

Mevsim yazdır ama buz gibi bir hava eser ortalıkta… Fransız mucit "Türk Kafası" adını verdiği makinenin önünde Osmanlı Padişahının duracağını nereden bilebilirdi ki. Demek Avrupa için Türk kafası yumruk atmaya yarıyordu.
Sessizliği Abdülaziz bozar: "Halil Paşa, göster bakalım şunlara Türk kolunun kuvvetini"

Kayserili Halil Paşa Abdülaziz gibi heybetli birisidir. "Emriniz başım üstüne hünkarım" dedikten sonra ceketini çıkarır ve gömleğinin kollarını sıvar. Herkes nefesini tutmuş olacakları beklemektedir. Halil Paşa yaradana sığınıp öyle bir yumruk savurur ki, dinamometrenin dağılan yuvarlak ibresi bir Fransız’ın, kopan topu bir Fransız’ın, yayları da etrafta toplanan öteki diğer Fransızların ayaklarının dibine savrulur.

Dağılan makinenin karşısındaki Halil Paşa alaycı bir dille şunları söyler: "Bu Türk kafası değildir; Türk’ün kafasına vurulamaz. Bu olsa olsa Avrupa kafası olmalı ki bir vuruşta dağıldı" (…)

Sunay Akın / Bir Çift Ayakkabı / T.İş Bankası Kültür Yayınları

——————–
Seyir Defteri’ndeki diğer ilgili yazı:

SULTAN ABDÜLAZİZ HAN’IN İNTİKAMINI KİM ALDI?

 

 

5 yorum

  1. Sultan Abdülaziz Han’a Allahü tealadan rahmet diliyorum. Kayserili Halil paşayı da tebrik ve takdir ediyorum. Kendini bilmezlere çok güzel bir ders vermiş. Rabbim her ikisinin ve tüm Osmanlı dedelerimizin mekanını cennet eylesin.

    KÜRŞAT KARAKEBELİOĞLU

  2. Kürşat Kardeşimin dualarına en içten bir şekilde amin diyorum. Ancak yazıda beni rahatsız eden bazı kelimeler var. Bu yazı alıntı da olsa bazı yerler site yönetimi tarafından değiştirilebilmeli. Mesala “mucit” “icad” kelimeleri. Bunların yaratıcı-yaratmak kelimelerinin arapçaları olduğunu rahmetli Mehmed Oruç Abiden öğrenmiştim. Keşf-Kaşif kelimelerini kullanmak gerekli ve şart.

    Bir başka husus yüce sultanımız hakkında sadece Abdulaziz denmesi. Afedersiniz ama sınıf arkadaşımızdan bile bahsederken sevgili, sayğıdeğer ifadelerini kullanıyoruz. Yazıda niye Halil denmiyor. Kayserili Halil PAŞA deniyor. Paşa kelimesi orada çok şeyler anlatıyor. Buradaki hassasiyet Hakanımıza daha çok gösterilmeli. Kaldı ki Sultanımız orada müzetavizi davranmış. Benim paşam böyle yaparsa bir de ben vursam ne olurdu demek istemiş. Tabi anlayana. Bence bunlara başkalarının dikkat etmesini istemek biraz anlaşılmaz olabilir ama bizim bu hassasiyeti göstermememiz hayale bile gelemez.
    Saygılarımla…
    Bir dost.

  3. Author

    Yazdıklarınıza katılıyorum… Fakat bu yazı bir “alıntıdır” bildiğiniz gibi..
    Bir kitaptan aktarılmıştır…
    Kendi yazılarımızda tashih, değişiklik yapmamız elbette lazımdır ama başkasının yazısını düzeltmek; önümüze gelen bir vesikalık fotoğrafa sakal bıyık çizmek gibi olmaz mı?..
    Teşekkürler, selamlar, sevgiler.
    M:)

  4. Author

    İnsanlar bizim sitemizin yazılarını (yani M.Erkul yazıları) alıp, kendi imzalarını atıp, kendi gazetelerinin köşelerinde yayınlıyorlar da bu kadar tepki göstermiyoruz! 🙂
    Bizim Kırkambar bölümünü hazırlayan arkadaşlar bir yazının hangi kitaptan alındığını ve yazarının ismini yazmışlar…
    ..hadi sizin sitenizin ismi de olsun…

    İlginize teşekkür eder her zaman devamını bekleriz.
    Muhabbetle
    M:)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir