8 mins read

Kırkambar (Beş adımda Kafkas usulü çay)


Tiryakilerinin Okuması Lazım…
Malumunuz, Kafkas halkları, votkaya, şaraba veya suya değil, çaya düşkündür. Bölgede en
fazla tüketilen içecek çaydır. Prof. Sultanov’un veya başka bilim
adamlarının yaptığı araştırmalar, insan sağlığı açısından çayın önemini
ortaya koyuyor.
Ancak, çay içmeyi bilmek şart. Aksi takdirde, akşama kadar da çay içseniz,
bir faydasını göremezsiniz.
Çay içmeyi bilmek demek, öncelikle ne zaman içilmesi ve nasıl demlenmesi
gerektiğini bilmek anlamına geliyor.
 
Kafkasya’da çay yemeklerden önce içiliyor.
Sebebi de gayet basit aslında. Çayın içindeki ‘tein’ maddesi, midenin
çeşitli salgılarını harekete geçiriyor ve bu da sindirimi kolaylaştırıyor.
Sindirimin kolaylaşması ise hem midenin yorulmasını önlüyor, hem de
yemeklerin iyi hazmedilmesini sağlıyor. Yine çayın içinde bulunan ve en az
‘tein’ kadar önemli olan ‘tanen’ maddesi ise sindirim sırasında zararlı
maddeleri ayrıştırıyor.
Midenin en az kalp kadar hayati bir organ olduğunu da biliyorsunuz herhalde.

ÇAY NEDEN MÜHİM?
Hakkında şiirler yazılan çay bitkisi için ne denilse az…
Biraz önce sözünü ettiğimiz ‘tein’in ‘tanen’le bileşim
içerisinde olması, neredeyse bilimsel bir harika. Çünkü bu bileşme sonucu
ortaya çıkan saf ‘tein’in kuvvet verici ve uyarıcı tesiri, sinir sisteminin
faaliyetini daha ölçülü ve daha devamlı kılmasını sağlıyor. Ayrıca bu
bileşme, organizmanın enerjisini muhafaza etmesini de sağlıyor. ‘Tanen’, tek
başına bağırsaklar için de hayli mühim… Bağırsak hücrelerinin tahrip olmasına mani olduğu gibi, fazla tuz ve su kaybını da önlüyor.
Sadece bu kadar da değil. Çay, her açıdan son derece zengin bir bitki.
İçinde vitamin de var, mineral tuz, alkolitler ve mazı tozu gibi maddeler de…
Öte yandan, B grubu vitaminlerle, C vitamini ve nikotin asidi açısından
da son derece zengin bir kaynak. Ayrıca, damar sertliğini önleyici P
vitamini ihtiva ettiği de artık herkes tarafından biliniyor. Demir tuzu,
magnezyum, manganez ve sodyum gibi mineraller, bakır, fluor, iyot ve
aminoasit gibi temel elemanlar da cabası.
Sporcular için de ayrı bir önemi var çayın. Antrenman veya müsabaka öncesi
içilen usulüne uygun demlenmiş bir bardak şekersiz çay, sporcuya enerji
vermekle kalmıyor, kendini daha diri hissetmesini de sağlıyor.
Aynı zamanda zihni ikaz edici olan çayın afrodizyak tesiri de var elbette.
Zihinle birlikte bedeni de canlandırıyor.

Bütün bu bilgiler, Kafkas usulü demlenen çay için geçerli.

Çayı doğru-dürüst demlemeyi bilmez veya sallama çaylarla yetinirseniz, fayda yerine zarar görmeniz kaçınılmazdır. Oysa, biraz sonra
öğreneceğiniz kurallara göre demleyeceğiniz çaydan yedi-sekiz bardak içseniz
bile bir zararını görmezsiniz. Aksine, sinirleriniz yatışır ve dilerseniz
mışıl mışıl bir uyku da çekersiniz.

ÖYLEYSE ÇAY NASIL DEMLENMELİ?
Demlik muhakkak porselen olmalı. Demliğin altındaki su kabı o kadar mühim değil ama demlik mutlaka porselen olmalı.
Tozu alınmış çayı (Yeşil çay daha makbuldür), adam başına bir tatlı kaşığı
hesabıyla porselen demliğe koyun. Arkasından, akşamdan kaynatılıp sabaha kadar dinlendirilmiş suyu da yarısını geçecek şekilde demliğe doldurun. Peki ama neden akşamdan kaynatılıp dinlendirilmiş su tavsiye ediliyor? Bunun da sebebi gayet basit: Bir gece önce kaynatılıp dinlendirilen su yumuşar ve suyu sertleştiren maddeler dibe çöker.
Bir sonraki aşama ise, porselen demliği, daha önceden ocağa konulmuş ve
içindeki su kaynamaya başlamış çaydanlığın üzerine yerleştirmekten ibaret.
Böylece, porselen demlik kaynayan suyla beraber ısınacak ve içindeki çay
yavaş yavaş demlenmeye başlayacaktır. Porselen demliğin kaynayan kabın üzerinde 15-20 dakika kalması yeterlidir. Bu sürede, demlikteki çayın sıcaklığı 45-50 dereceyi bulacaktır.
Arkasından, demliği indiriyorsunuz ve üzerini bir havluyla örterek beş-on
dakika dinlenmeye bırakıyorsunuz.
Aman dikkat, suyun kaynatıldığı kabın içini kaplayan kirece benzer tabakayı
sakın kazımayın, aksine itina ile korumaya çalışın. Çünkü, kaynayan su
sabaha kadar bekletildiği için suyun içindeki zararlı maddeler dibe çöküyor.
Kirece benzeyen beyaz tabaka, filtre görevi yaparak bu maddelerin
tutulmasını sağlıyor. Böylelikle su yumuşaklığını koruyor. Unutmayın, su ne
kadar yumuşarsa, çayın tadı, kokusu ve lezzeti o kadar güzel olur.

ÇAYINIZ ARTIK HAZIR
Türkiye’de benimsediğimiz çay doldurma şeklinin aksine, bardağa önce kaynamış su koymanız
lazım. Yani, bilinen alışkanlığınızı tam tersine çevireceksiniz. Suyun üzerine de, istenilen ölçüde dem ekleyeceksiniz. Çünkü kaynamış suyun demin
üzerine konması, demin sıcaklığının birdenbire artmasına sebep oluyor. Bu
da, çayın içindeki faydalı elemanların parçalanıp dağılmasına yol açıyor.
Aman dikkat, içeceğiniz çayın sıcaklığı hiçbir zaman 60 derecenin üzerine
çıkmamalı.
Şeker konusunda da ciddi bir ikazımız var. Mümkünse çayınızı şekersiz için.
Eğer şekersiz içemiyorsanız, memleketimizde ‘kıtlama’ denilen tarzı tercih
etmenizi tavsiye ediyoruz. Doğrudan çaya karıştırılan şeker, çaydaki kimi faydalı
maddeleri yok ettiği için mahsurlu bulunuyor.
Küçük bir ikaz daha: Demlediğiniz çayı, en fazla yarım saatlik bir süre
içinde bitirmeniz gerekiyor. Zira yarım saatten fazla bekletilen dem
ağırlaşıyor ve faydalı eleman bakımından fakirleşiyor.

Kekik çaya lezzet katar.
Kafkasya’da yaşayan insanlar, çaya kekik katmayı neredeyse hiç ihmal
etmiyorlar. Çünkü, bir kaşık kekik eklenmiş çay, sağlık açısından çok daha
faydalı özellikler taşıyor. Neden mi? Kekiğin içinde ‘oleum serpili’ denilen
bir tür yağ var. Bu yağ, mide ve pankreas salgılarının düzenlenmesini,
dolayısıyla da sindirimin kolaylaşmasını sağlıyor. Kekik ayrıca, mide
spazmlarına mani oluyor, kan dolaşımını hızlandırıyor ve böbrek kumlarının
düşmesine yardımcı oluyor. Son olarak, kekiğin şeker hastalarının şekerini
düşürdüğünü, mide ve bağırsak ağrılarına iyi geldiğini de söyleyelim.

NOT:
Demliğe atılacak iki yaprak taze adaçayı, içindeki vitaminler ve
aroması sayesinde insana zindelik verir.
 
Beş adımda Kafkas usulü çay: ÖZET

Porselen bir demliğin içine, adam başı bir tatlı kaşığı, tozu elenmiş çay
konur.
Önceden kaynatılıp soğumaya bırakılmış su, yarısını biraz geçecek şekilde
demliğe doldurulur.
Kapağı kapatılan demlik, daha önce ateşe konulan ve fokur fokur kaynayan
çaydanlığın üzerine oturtulur.
Çaydanlığın üzerinde 15-20 dakika kalan porselen demlik, ateşten alınır ve
üzerine bir havlu örtülüp beş-on dakika dinlenmeye bırakılır.
Servis yapılırken bardağa önce sıcak su, onun üzerine de arzu edildiği kadar
dem ilave edilir!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir