Kırkambar (Hürrem Sultan)

HURREM SULTAN

Tarihçiler; Ukrayna‘da, 1506‘da doğduğunu, 9 yaşında Kırım Türkleri tarafından esir edilip, Kırım Sarayı’nda birkaç yıl tahsil ve terbiye gördüğünü, sonra da Saray-ı Hümayûn’a hediye edildiğini belirtmektedir. Osmanlı sarayına girdikten sonra da İslâm ve Türk terbiyesiyle eğitilerek yetiştirilen bu sempatik ve güler yüzlü cariye, neşeli tavırları, şirinliği, kıvrak zekâsı ve çalışkanlığı ile dikkat çekmiştir. Sempatikliği sebebiyle Hurrem adı verilmiştir. Saray ananesine göre; güzel, iyi yetişmiş, zeki, kabiliyetli ve iffetli padişah anası namzedi olacak birini seçmek valide sultanların işidir. İşte Hafsa Sultan da oğlu Kanuni’ye böyle birini seçmiştir. Hurrem Sultanın (1520-21) Şehzade Mehmed‘i dünyaya getirmesi ile birlikte nüfuzu, sarayda değeri arttı. Padişahın gözdesi, olağanüstü zeki, sevimli, çekici bu kadın, aşırı derecede şefkatli bir anadır. Hurrem Sultan’ın 7 çocuğu oldu. Ailesine çok bağlı bir kadın olan Hurrem, Kanuni‘yi ve çocuklarını hiçbir yerde yalnız bırakmadı. Hayırsever bir hanım sultan olan Hurrem, halk tarafından da çok sevildi. Hakkında yazılan yüzlerce cümleden sadece şu bir tanesi anlatmaya yeter: "O, namuslu kadınların efendisi; melek huylu, derecesi yüksek, vasıfları temiz, zatı kutsi, hayır ve hasenat sahibi eşsiz bir inci; büyük, şanlı, yüksek mevkili bir hanımdı…" Hurrem Sultan, siyasî bakımdan hiçbir padişah hanımının gelemediği seviyeye ulaşmasına rağmen, zaman zaman büyük acılar çekti. Küçük yaşta ölen evlâtlarının yanı sıra, Manisa Valisi Şehzade Mehmed’in ve ardından Şehzade Cihangir’in vefâtları, onu sonsuz üzüntülere sevk etti. Evlât acısının da etkisiyle çeşitli hastalıklar geçirdi. Büyük ızdıraplar çekti. Yakalandığı kulunç hastalığından kurtulamayarak, 1558 yılında genç denecek bir yaşta (52) hayata gözlerini yumdu. Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir