2 mins read

Küçük kuşlar, büyük heykeller [05 Şubat 2012 Pazar]


Kuşlara tıpa takamıyorsan, mağrur heykeller yapmayacaksın.
Heykelleri dikmeye devam edeceksen, bari sesini çıkarmayacaksın!

{*}{*}{*}

En büyük dağın zirvesine en büyük heykelini diktirdi Nemrut. Ameleler arkasını döndüğünde, bir kuş gelip tepesine yaptı!.. Firavun heykelinin ayaklarına insanlar, kafasınaysa kuşlar üşüşmüştü. İnsanlar tapınıyor, kuşlar ıkınıyordu!

Bir heykel ne kadar yukarıya kaldırılırsa; insanlarının yüzüne o kadar uzak oluyor ve kuşların deliklerine o kadar yakın!

İnsanlar heykellerin şekline bakıyor ve kendilerine ne söylediğine. Kuşlar ise özüne!..
Onun için bütüün kuşlar; bütüün heykellerin kafasına tünüyor ve tanrı sanılan bütün simgelerin tepesine ediyor!

Körleşmiş köleler; aslında ölü doğmuş, hakikatte cansızlığı sabitlemiş heykellerin, yerde sürünen ve süründükçe uzayan ve yayıldıkça büyüyen gölgelerinin karanlığına bakıp korkuyor… Heykellerin üzerine basan kuşlar ise, ufuktaki ışığı gözlüyor!
Ya ışığa âşık olacaksın veya körlüğe köle…
Ya nurlar yağacak başına veya zulmete düçâr olacaksın…
Başka yolu yok!

{*}{*}{*}

Mağrur; gururlu demek… Boş bir şeye güvenen, demek… Fani, yani geçici, yani bitici, yani ölücü, yani yok olucu şeylere gönül bağlayan… Faydasız şeylere güvenip kendini aldatan, demek… Mütekebbir, kibir sahibi kimse demek…
Heykeller, aslında gurur dağlarından yuvarlanmış sadece birer kaya, kibir göklerinden inmiş sadece birer damla!
Ve aynı anda, heykellerinin büyüklüğü; mağrur insancıkların küçüklüğünü ikrar!
Gurur: Taşları birer balon gibi şişiren nefes!
Heykel: Kayalıklarda beka arayıp duran heves!

{*}{*}{*}

Akdeniz’in dört bir yanındaki ülkelerde yaşayan küçük küçük kuşların, büyüük büyük taşların tepesine konup, neler yaptığını yazacak tarih; yaşadığımız yılı hatırlatırken!..

Stop
Muammer Erkul
05 Şubat 2012 Pazar


8 thoughts on “Küçük kuşlar, büyük heykeller [05 Şubat 2012 Pazar]

  1. Ense kökümden tutup ta kaldırdı sanki beni, bir anka kuşunun pençesi.. Biraz yükseklerde gezindim, bu sabah yazınızı okurken.
    Sayenizde meseleye biraz tepeden baktım…
    Merak etmeyin edepsiz bir şey yapmadım:)

    Kalbinize sağlık…

  2. Hiçbir TAHTa kök salmamlı insan. Çünkü sonu tanrılık davası gütmeye uzanıyor! Ve akıbeti benzerleri gibi oluyor; görünen dünyada kuş pisliğine belenirken, görünmeyen dünyada o pisliği bile arıyor! Yeter ki kuşlar kuş olarak kalmaya, ışığa aşık uçmaya devam etsin, değil mi?
    Ellerine yüreğine sağlık abiciğim.
    Hicran Seçkin

  3. Merhaba,Son yazınızı okuduktan sonra, geçmişten bir şey aklıma geldi:

    Yeğenlerimden biri, bildiği hayvan isimlerini sayıyordu:“Kedi, köpek, inek, fil…” dedi. Ben de ilaveten; “Balıklar, kelebekler, kuşlar da hayvandır.” dedim. Şöyle karşılık verdi: “!!! Ama halaa, cici kuşlara niye hayvan diyosun?!” 🙂

    Zehra

  4. Yetmedi bir defa okumak.
    Bu üçüncü okuyuşum dur… Nazirelere bayıldım…
    Mükemmel bir yazı! Ötelerde manasını ve derinliğini örmüş sanki.
    Bir gerçeği usulca fısıldamış dimağımıza.
    Bu yazı bana, bir realiteyi kabul etmede ki sosyal atalet duygusunu hatırlattı. Direnci…
    Acaba şöyle mi idi o söz?

    ”İnsanlar bir gerçekle karşılaştıklarında, önce onunla alay eder, sonra şiddetle karşı çıkar, en nihayetinde kabul eder…”
    Asırlar sonra olsa da…

    Şimdi şöyle desek kim alay edecek bizimle;
    İşte size bir gerçek:)
    ”DÜNYA YUVARLAKTIR”

    Güllaç

  5. İki gündür düşünüyorum. herkes gibi ben de korkuyorum açıkçası. Buraya iki satır yazarım. sonra başım derde girer diye. İç siyset var dış siyaset var. Herkes yassaydı ben de yazardım. Fakat elinize sağlık.
    İsmi lazm değil

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir