İlgili yazı: Otlar ve çınar ağacı [30 Kasım 2012 Cuma]
Annem vefat ettiği zaman, ilk defa bir kabrin içine girmiştim. Annemi kabrine indirdik, sonra mezarlıkta işimiz bitti ve ayrıldık… Sene 1988, Nisan ayının 23’ü idi… O tarihten belki on-on beş…
Halbuki geldim!.. Ordayım, iyi bak; uzanıver içine, tut elimden al beni!.. Uzakta mı sanıyorsun? Değilim… Uzakta mı sanıyordun? Değildim! {*}{*}{*} Orda idim!.. Yüzün avucumdaydı, ve sarı kanatların savrulup sürtünüyordu parmaklarıma……
Beyaz tahtanın üstünde kara nokta veya karatahtada tebeşir beyazı… ….. Çoğu şey zıddıyla aşikâr olur: Beyaz süte düşen karasineğe bakar herkes, sanki başka sinek yokmuş gibi dünyada! Köle ben rengindedir,…
"Cuma günlerinde öyle bir an vardır ki, müminin o anda ettiği dua reddedilmez." Enes “radıyallahü teâlâ anh” rivâyeti ile bildirilen hadîs-i şerîfde, Resûlullah “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” hazretleri buyurdular…

Tahir baba (Delitay gitti!) [17 Haziran 1999 Perşembe]

Tahir baba (Delitay gitti!) Delitay, na şurda dururdu da nice zamandır, anlayamadım… Delitay; kendi rüzgarından kaçar gibi, kendi gölgesiyle yarışır gibiydi… Delitay yıllar önce adıma imzalanmış ve yıllardır hep dokunacağım mesafedeydi de.. Ne oldu? Delitay bugün düştü avuçlarıma. Delitay bugün durmuş!.. Delitay bugün derin forultularla solumada… Kızgın mı, üzgün mü, yorgun mu ne?.. Delitay bugün […]

8 mins read

Ataların sözleri [16 Haziran 1999 Çarşamba]

Ataların sözleri Atasözlerimiz bütün hayatımız boyunca bize gerçekler adına yol göstermeye, ışık tutmaya devam eder. Atalarımızın engin görüş, düşünce ve öğütlerini kısa fakat o ölçüde de özlü bir anlatımla verir atasözlerimiz… Atasözlerinin hemen tümü, yüzyıllar boyu süren denemelerden, yapılan gözlemlerden ve hayat okulundan kazanılan öğrenimden elde edilmek gibi bir özelliği taşırlar… Halk edebiyatımızın sözlü geleneği […]

6 mins read

Ezanı duyan çiçek [15 Haziran 1999 Salı]

Ezanı duyan çiçek Çorlu’da oldukça eski camiler var. Şehir de zaten bunların çevresinde vücud bulmuş ve sonradan bugünkü haline gelmiş. Şehir, Osmanlı’da stratejik bir öneme haiz. Çünkü başkent Edirne ile gönüllerin başkenti İstanbul’un yolu üzerinde… Neticede Fatih’in fetih ordusunun son konaklama yeri de Çorlu bağlığı… Edirne’den yola çıkan ordu burada dinlenmiş, son hazırlıklar tamamlanmış, son […]

5 mins read

Bir gün doğdu çığlık çığlığa veya sen vardın [14 Haziran 1999 Pazartesi]

Bir gün doğdu çığlık çığlığa veya sen vardın Her şey… Her şey tersineydi. Ve her şey… Her şey durmuştu o an. Hiçbir şey… Hiçbir şey kıpırdamıyordu o sıra; inanılmaz hızla çarpan kalbi ve ebeden başka… Her şey… Her şey duruyorken kıpırtısız ve her şey, her şey tersineyken; tersine bir şaplak yapıştı… Çığlık çığlığa bir gün […]

6 mins read

Kuyruğumu seviyorum [12 Haziran 1999 Cumartesi]

Kuyruğumu seviyorum Hepimizin bir “kuyruğu” var; Ama hemen hemen hepimiz “kuyruğumuzun” farkında değiliz… {*} Ve kuyruklarımız ardımızda takılı! {*} Hepimiz mutlu olmak istiyoruz, değil mi?.. Ve hemen hemen hepimiz mutluluğu gaye edinmişiz. “Maksat mutluluk” deyip, mutlu olmanın peşine düşmüşüz… {*} Peki, her kovalayan, mutluluğu yakalayabiliyor mu? {*} Mutluluk ne demek? {*} Hepimizin bir kuyruğu var… […]

4 mins read

Şişedeki mesaj [11 Haziran 1999 Cuma]

Şişedeki mesaj Çook eskiden, bir Pazar günü, Boğazın Anadolu yakasının en kuzeyinde, üç-beş arkadaşla beraber günümüzü geçirmiştik. Anadolukavağı’ydı orası… {*} Dönüş vapurunun gelmesine yakın, hepimizin ağzından, ortak bir mektupçuk yazdık… Onu rulo yapıp boş bir şişeye koyduk… Ağzının mantarını da sımsıkı bastırdık; Ve denize fırlattık… {*} Şişedeki mesajımız birkaç defa güneşi, birkaç defa da yıldızları […]

5 mins read

Sevgi sözcüklerinin zamanı [10 Haziran 1999 Perşembe]

Sevgi sözcüklerinin zamanı Brillance dergisinin editörü sayın Ömer Aşıcı, arşivlik bir sayı daha göndermiş bana… Bu dergiyi sevmemin başlıca sebeplerinden biri de seçilen konuları. Keşke herbiriniz birer Brillance sahibi olabilseydiniz de; bize ait, özümüzden, kökümüzden gelen “yazmadan ebruya kadar, halıdan taş işçiliğine kadar” sanat-el sanatlarımızı tekrar hatırlamış olsaydınız. Sözü fazla uzatmadan, Ömer Aşıcı’nın giriş bölümündeki […]

6 mins read

Mektuplar / Yazıyı düzeltirken mundar ediyorlar!

ONDAN GELEN: —————– Abicim aşağıdaki yazım nasıl olmuş, bir bakabilir misin? 🙂 ……….. {*}{*}{*} CEVAP: ————————— ………… ………. ……. NETİCE: Hiç senden beklemediğim bir şekilde çuvallamışsın yahu… Durup dururken çamura sokmuşsun kendini sonra da temizleyemişsin… Lazım olanı yaz ve SADECE ve bir tek konu/şekil/fikir/ obje her neyse tek şeyi anlat… Dağıtınca toparlanmaz… Benim yazdıklarım 1700 […]

5 mins read

Nüfus planlaması [01 Nisan 2010 Perşembe]

İlkokuldan üniversite son sınıfa ne kadar gencimiz varsa, işte tam da bunlar kadar insanımızın, bugünlerde aniden “YOK” olacağı söylenseydi yirmi sene evvel… İnanır mıydınız? Ve bu söz, gerçek oluverseydi, ne yapardınız? Fakat GERÇEK oldu! Düşünün ki 10 milyon genç insanımız içinde nice üstün zekâya, yüksek kabiliyete sahip olanlar; devlet adamları, siyasetçiler, yöneticiler; edebiyatçılar, sanatçılar, sporcular […]

2 mins read

Mektuplar / Elmanın ağaçla irtibatı…

ONDAN GELEN: —————– Âdet haline getirdim artık, yeni takvim gelince başından başlayıp neredeyse bütün sayfalarına şöyle bir göz atıyorum. 2010’un takvimini aldım elime başladım karıştırmaya. Tarih "5 Mart 2010 Cuma" olunca, o günkü takvimin arkasında senin 12 Mart 2009 Perşembe tarihli "Sigaranın hangisi yasakmış?" isimli yazın çıktı. 🙂 Bir de, aşağıdaki resminin orijinali var mı […]

10 mins read

O & Ben (..Bir yılan gibi soyun artık pörsük derinden!)

Ben: (Sıkı ise yaz bakalım buraya da aynılarını, yeşillik olur! 🙂 Yani gece yazdıklarını… O: Benim yazdıklarım yanlış ve haksız mı? Ben: Oraya yani tlf.na mesaj olarak yazınca ben bilgisayara yazmak ihtiyacı hissediyorum, ve kızıyorum sonra. Yorumlara kendim eklesem sana, eklemesem kendime kızıyorum :))) Yanlış ve haksız demedim, herkesin düşüncesi var, genel (bilinen, açık) zararı görülmezse […]

7 mins read

O & Ben (BED olan dualardan etme artık…)

Ben: Orda mısın? O: Burdayım abi. 🙂 Yazı yazıyordum. Ben: Tamam. Akupunktur konusu ise her zaman yapılan şey o… Bugünlerde bir ekstra durum cumartesi günü karnım ağrıdı epey, doktor arkadaşa gittim gece, yıllar öncesinden safra kesemde taşlar vardı, onlar biraz sıkıntı yapmış… Aklına gelirse dua edersin 🙂 O: Canııım… Ben: Hadi ben kaçtım. 🙂 O: […]

1 min read

Duygu Bahçemiz (ADAYA DÜŞEN İNEK!.. [Rızık Meselesi] – Kadir Çetin)

Bir gün bir okyanusta, batar bir yük gemisi, Bir tek inek kurtulur, dibi boylar gerisi… Bu talihsiz kazadan kurtulan garip inek, Bir tahta parçasını kendine yapar binek. Günlerce aç ve susuz, okyanusta yüzerken Bir ada görüverir, hiç ümidim yok derken. Ulaşır yüze, yüze en sonunda karaya Yorgun ve bitâp halde yatıverir oraya… Bir hayli zaman […]

3 mins read

Seyir Defteri – 30 Mart 2010 (Gönül Sultanları)

  Çoğunuz biliyorsunuzdur zaten. Hatta, belki bugün sizlere de gelmiştir aşağıda okuyacağınız satırlar. Bir kaç konu/olay ile bağlantı kurdum ve bugünkü menkıbe benim çok hoşuma gitti. O yüzden hem bunu sizlerle paylaşmak ve hem de Gönül Sultanları grubundan (gonulsultanlari@googlegroups.com) bahsetmek istiyorum. {*}{*}{*} Televizyonda ve gazetede onun hazırladığı menkıbelere rastlamamış olduğunuza hiç ihtimal vermiyor, bunu düşünemiyorum… […]

2 mins read

Mektuplar / Bıdırtı :)

ONDAN GELEN: —————— Çocukluk (ya da "küçüklük") işte… Seninle yürüyoruz ya yolda… Yol üstünde senin işlerin oluyor ve yanımdan ayrılıyorsun bazen. Sen yanımdan ayrılınca oralarda gözüme ilişen birşeylere takılıyorum. Onlarla oynamaya, oyalanmaya başlıyorum. Öyle ki, varacağımız yeri orası sanıp iyice kapılıyorum. Veya, orda bulduğum ıvır zıvır şeyleri bir araya getirip birşeyler yapmaya çalışıyorum. Yapmaya çalıştığım […]

1 min read

Mektuplar / Nükseden sevme krizleri…

ONDAN GELEN: —————– Seni çok seviyoruummm… Seni deli gibi seviyoruummm… Bazen "guzuuum" falan da diyoruummm! :))) {*}{*}{*} CEVAP: —————————- Durup dururken nükseden bu sevme krizlerinin sebebini de söyle ara sıra…   Sana bir de soru: Sen, senin tarafından sevilmek için "senin eline düşmüş" bir kimse olmak ister miydin? Hani bana öyle geliyor ki; Haşarı bir […]

4 mins read

Duygu Bahçemiz (BU NE HATIR, BU NE GÖNÜL YARABBİ – Saadet)

O’nunla Düzce Tıp Fakültesi Hastanesi koridorlarında tanışmıştık; çünkü arayan çoğunlukla onu oralarda bulurmuş. Benim tanımama vesile olan, rahmetli babamın yeğeninin oğlu sevgili Rahmi Coşkun. Rahmi abi, çok yakın akrabalardan daha abi, daha kardeş bir insan. Hacı olmak ta nasip oldu kendisi ve hanımına. Düzce sanayide "Coşkunlar Eksoz" adında işyeri olan abimiz, Fadime annemiz’in hastalığı için […]

1 min read

Mektuplar / İnsan bedeni de toprağa düşer, insanın çıkardığı da!

ONDAN GELEN: —————— Birçok şey yazmayı düşündüm, içimi dökmek adına… Ama sonra, yazmayı düşündüğüm o birçok şeyin özet ve neticesinin zihnimde oluştuğunu farkettim. Tek cümleyle özet ve netice:   İNSANLARDAN NEFFFFRET EDİYORUUUUUUUUUUUUUUUUUUM!   Bir süredir; beni kırmak, üzmek, sıkıntıya-endişeye düşürmek için yarış ediyorlar sanki… İşin kötüsü, başarıyorlar da… :'(((( {*}{*}{*} CEVAP: —————————- Hah, tam da, […]

3 mins read